Taberî çok sayıda eser kaleme almıştır. O, bunca eseri arasında tarih ve tefsiriyle ünlü olmuş, ilim ehlinin dilinde Ümmü’t-Tevârîh ve Ümmü’t-Tefâsîr olarak bilinir olmuştur. Taberî, öncekilere ait sözleri senetlerle zikretmiştir. Bu durum da başlı başına onun nakillerinin muteber olmasını sağlamıştır. Bununla beraber birçok konuda, zayıf (muteber olmayan) ya da meçhul kimselerden de rivayetler nakletmiştir. Bu tefsirin önemli zaaf noktası, çok sayıda İsrâiliyyât içermesidir. Bu sebeple onun, hadîs naklinde ifrat ettiğini söylemişlerdir. Onun özellikle tefsir alanındaki rivayetleri, geniş perspektifli bir eleştiri ve incelemeye tâbi tutulmalıdır. Buna rağmen Tefsîr-i Taberî, öncekilerin sözleri ve teorileriyle dolu bir eserdir. Bu sayede tüm zamanları aşabilmiştir. Eğer böyle bir tefsir ansiklopedisi/külliyâtı olmasa idi, öncekilerin sözleri ve tefekkürleri yok olup gidecekti. Bu tefsir hakkında söylenebilecek önemli noktalardan biri de onun fıkhî olması ve uygun bir şekilde fıkhî meselelere giriş yapmasıdır. Taberî’nin kelâmî fikirleri de tefsirinin satır aralarında tamamen aşikârdır (Durûdî, 1984, c. 1, s. 115). Tefsîr-i Taberî Arapça olarak yazılmıştır. Hicrî dördüncü yüzyılda Nuh bin Nasr Sâmânî’nin emriyle, Bel’amî tarafından Arapça’dan Farsça’ya çevrilmiştir. Günümüzde bu tefsir, otuz bir cilt olarak basılmıştır.
2.Tefsîr-i Ayyâşî, Ayyâşî Semerkandî, Arapça, Hicrî Üçüncü Ve Dördüncü Yüzyıl
İbn Nedîm’in el-Fihrist’inde yüz elli ciltten fazla eser zikredilmiş ve Ayyâşî’ye nispet edilmiştir (İbn Nedîm, 1968, s. 361). Cafer bin Muhammed bin Mes’ûd İyâşî Semerkandî; fıkıh, hadîs, tıp, astronomi gibi birçok muhtelif alanda maharet sahibiydi. O, meşhur bir fakih olup Ali bin Bâbeviye Kumî (v. hicrî 339)’nin muasırı idi. Meşhur bir tefsire sahiptir. Her ne kadar tefsiriyle şöhret bulmuşsa da, diğer alanlarda da donanımlı bir kimseydi. O, fakihlerden sayılmaktadır (Mutahharî, 1982, s. 78). Zerkelî, İ’lâm’ında Ayyâşî’nin vefat tarihini hicrî 320 yılı olarak zikretmiştir.
Ayyâşî’nin tefsiri, İmâmiyye’nin bu dönemdeki diğer eserleri gibi naklî bir niteliğe sahiptir. Onun tefsirinin sadece yarısı -yani Hamd Sûresi’nden Kehf Sûresi’ne kadar olan bölümü- mevcuttur. Bu tefsir ilk defa hicrî 1280 yılında, Allâme Tabâtabâî’nin mukaddimesi ile Kum’da basılmıştır. Allâme bu tefsirin mukaddimesinde şöyle yazmıştır: “Bu tefsirin yazıldığı tarihten şimdiye dek on bir asır geçmiştir. Ancak tecrübe sahibi büyüklerden hiç kimse bu tefsire bir kusur izafe edememiş, bilakis herkes onu övmüştür.”
3.Et-Tibyân Fî Tefsîri’l-Kur’ân, Şeyh Tûsî, Arapça, Hicrî Beşinci Yüzyıl
Bu tefsir, Şeyh Tâife lakaplı Ebû Cafer Muhammed bin Hasan Tûsî (h. 385 – 460)’nin eseridir. Tibyân, kapsamlı ilk Şiî tefsiridir. Bu tefsirde Kur’ânî ilimlere ve tefsire, ictihâdî bir surette değinilmiştir. Bu yönüyle naklî ve rivayete dayalı tefsirlerden ayrılmaktadır. Bu kitabın müellifi, önceki âlimlerin düşüncelerini ve iddialarını akla dayalı olarak eleştiriye ve analize tâbî tutmuştur. Şeyh Tûsî’nin tefsirdeki yöntemi; âyetlerin manalarını açıklamak ve çeşitli akîdevî-kelâmî sözleri arz etmektir. O, lügavî bahislere, sözcük türetimine ve âyetlerin kırâatine özel bir ilgi duymaktaydı. Önceki ümmetlerin tarihini ve kıssalarını nakledip değerlendirmiş, zayıf olarak telakki ettiği şeyleri reddetmiştir. Bu tefsir Arapça olarak on cilt halinde neşredilmiştir.
4.Tâcü’t-Terâcim Fî Tefsîri’l-Kur’ân Li’l-E’âcim (Tefsîr-İ Esferaynî), Esferaynî, Farsça, Hicrî Beşinci Yüzyıl
Tefsîr-i Esferaynî’nin yazarı Ebu’l-Muzaffer bin Şâhpûr Esferaynî (h. 441)’dir. Bu tefsir Farsça’dır ve beş cilt halinde neşredilmiştir. Kadîm bir eser oluşu ve de âyetlerin tercümelerinde izlenen metottan dolayı, kendisinden sonraki Farsça tefsirler üzerinde etkili olmuştur. Bu tefsir; âyetler arasında bulunan gizli irtibatları, nazmı ve de mevzû’î bağı göstermeye önem vermiştir. Aynı zamanda kıssaları da ayrıntılarıyla işlemiştir.
5.Tefsîrü’t-Tefâsîr (Tefsîri Sûrâbâdî), Atîk Nîşâbûrî, Farsça, Beşinci Yüzyıl
Bu tefsir, hicrî 470 yılında Selçuklu sultanlarından Alparslan zamanında, Ebû Bekir Atîk Nîşâbûrî tarafından yazılmıştır. Kur’ân âyetlerinin tümünü kapsamaktadır. Abdullah bin Abbas’ın rivayetleri esas alınarak oluşturulmuştur. Nesir (düzyazı) açısından sade ve akıcıdır. Hicrî beşinci yüzyılın en kaliteli Farsça nesir örneğidir. En eski nüshası Britanya Kütüphanesi’ndeki Hind Divânı’nda ve Türkiye’nin Bursa şehrinde bulunmaktadır. Son olarak 2002 yılında bu tefsirin Hind Divânı nüshası, İran’da beş cilt olarak yayımlanmıştır.
6.Tefsîrü’l-Keşşâf An Hakâyiki Gavâmizi’t-Tenzîl, Cârullah Zemahşerî, Arapça, Hicrî Altıncı Yüzyıl