Tevessül

04 December 2025 34 dk okuma 8 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 3 / 8

Evet, Kur’an’da açıkça yazıldığı gibi eğer bir şahıs, sorumlu olduğu hükümlere amel etmez, Peygamber ve İmamlara itaatle liyakat kazanmazsa, Hz. İbrahim’in babası ve şefaat eden de Hz. İbrahim ve Peygamber dahi olsa istiğfar ve şefaatin ona bir faydası olmayacaktır.

”Onlar için, bağışlanma dilesen de dilemesen de birdir; Allah onları bağışlamayacaktır. Doğrusu Allah, yoldan çıkmış milleti doğru yola eriştirmez.”

Ehlisünnet’in Tanınmış Şairlerinin 14 Masuma Tevessülü

İbn Teymiyye ve Abdulvahhab’dan öncesine kadar tevessülün manası Allah, Peygamber ve Ehlibeytin makamlarına and vermekti ve bu Ehlisünnet arasında tamamıyla normal ve güzel bir olaydı.

Bu bölümde, Ehlisünnet’in tanınmış şairlerinin 14 Masuma tevessül hakkında söyledikleri şiir örneklerini gözden geçiriyoruz:

1- Şeyh Ecel Se’di Şafii âlimlerindendir. Şiirinde Hz. Fatımatu’z-Zehra’nın (s.a) evlatlarını vesile kılıyor.

-Allah’ım, Fatıma evlatlarının hakkı için

-Akibetimin imanla sonuçlanması için

-Eğer isteğimi reddedersen ya da kabul

-Ben ve elim, Resul ailesinin eteğinde

2- Hacevi Kirmani, 14 Masumun makamını vesile kılıyor:

-Ya Rabbi “lev keşife” çimenlerinin hakkı için

-Ya Rabbi kuruyan dudakların sulanan çiçekleri hakkı için

-Ya Rabbi büyük eşik Ali’nin hakkı için

-Ya Rabbi hidayet hazinesinin mahzeni hakkı için

-Ya Rabbi güneş olan Cafer Sadık hakkı için

-Ya Rabbi kelim olan Musa Kazım hakkı için

-Ya Rabbi hadi olan ve çarkı… Mehdi hakkı için

3- Senai

-Rabbim, Resulün, Ali’nin, Hüseyin’in, Hasan’ın, Betül’ün pak canı hürmetine

-Yüreğimizi heva ve hevesten kurtar, kendinden başkasına çevirme

4- Mevlana Halit Nakşibendi Şafilerin büyük âlimlerindendir. İmam Rıza’nın (a.s) ziyaretine müşerref olur ve maruf şiirinde 14 Masuma tevessül eder.

-Canımız, ”levlak” makamının şahı için ki kalan ulu’l-azm şahlarının komutanıdır.

-O zaman, hakkıyla o, zaman sayfalarında hüner defterinde Hayber kapılarından bir kapıdır.

-Artık onun ismet nuruyla ki adı, dilin anahtarı ve hünerli yiğitleri hayrete düşürendir.

-O zaman zehirle yanan sinesine, henüz âlemin iki gözü mateminde nemlidir.

-Birde kanı haksız dökülen Kerbela’nın sultanına ki onun kanıyla bütün kanlar kırmızıdır.

-Ve o zaman siyasetinde uyguladığı adalet, bazen bir aslan, bazen de bir anneden daha iyidir.

-Halid’e rahmet etki o, bu beyit gibi mahşer gününün zemzemelerinden korkarak titremededir.

-Şefaat ve vesilenin kabulüne ve isteğin geri çevrilmemesine sebep olan kâmil muhabbet gibidir. ”Allah’ım! Seni, Peygamber’inin makam ve menziletine and veriyorum hacetimi ver.” Cümlesinin manası şudur: “Allah’ım! Peygamber’ine olan muhabbetini, hacetimin verilmesi için vesile karar kılıyorum.”

3- Tevessülün Caiz Olmadığı Görüşü

Takiyuddin İbn Teymiyye ve Hanbeli müteahhirlerinden bazılarına göre Peygamber’in (a.s) kendisine tevessül caiz değildir. Tevessülün üç tane manası vardır ki onların iki tanesi, İslâm âlimlerinin ittifakıyla sahihtir.

İbn Teymiyye’ye göre tevessülün bu iki manasını inkâr eden kâfir ve mürteddir.

1- Peygamber’e iman ve muhabbet anlamına gelen tevessül: Örneğin, şöyle söylediğimiz zaman “Allah’ım, senden Peygamber’in Muhammed (s.a.a) hürmetine istiyorum.” Maksat şu olmalıdır, “Allah’ım senden, Peygamber’ine olan muhabbet ve imanım hakkı için istiyorum.” “Onu vesileyle arayın” ayetinin manası ise, Allah’a ve elçisine itaatle Allah’a yakınlaşmaktır. Çünkü Resule itaat eden, Allah’a itaat etmiştir. Bu mana, bütün âlimlere göre caizdir. Hatta İbn Teymiyye, güzel bir amel olarak kabul etmiş ve onu bazı sahabe, tabiin, Ahmed b. Hanbel ve diğerlerinden nakletmiştir.

2- Tevessül, dua ve Peygamber’in şefaati anlamında ki buna benzer bir duayı ikinci halife de yapmıştır: “Allah’ım biz, kuraklıkla karşılaştığımızda sana, Peygamber’ini vesile kılardık. Şimdi Peygamberimizin amcasını vesile kılıyoruz. Öyleyse bize yağmur gönder.” Kastedilen, onun dua ve şefaatidir.

3- Tevessül, Allah’ı Peygamber’ine and vermek anlamındadır. Bu tevessülü, ashap, ne Peygamber hayattayken ve ne de Peygamber’in vefatından sonra yapmışlardır. Ebu Hanife şöyle diyordu: “Hiç kimse ‘Senden Peygamber’inin hakkı için istiyorum.’ demesin.”

İbni Teymiyyenin Görüşünün Tenkiti

Birincisi, ashabın hiçbir zaman böyle dua etmedikleri iddiası onun kendi yorumudur. İkinci Halifenin, ”Sana Peygamber’ini vesile kılardık”tan kastının, Peygamber’in hakkı veya kendisi olmadığı nereden bellidir? Aynı şekilde Ehlisünnet âlimlerinin birçoğu bu şekilde görüş belirtmişlerdir ve ibarelerinin zahiri, Peygamber’in kendisini çağrıştırır.

İkincisi, faraza hiçbir sahabe, Peygamber hakkı için tevessül etmemiş ve hatta bazı sahabeler bu ameli açıkça menetmiş olsalar dahi bu, tevessülün haram olduğu anlamına gelmez. Bazı fakihlerin dışında ashabın görüşü, Peygamber’den nakletmedikleri sürece hüccet kabul edilmez.

Tevessülün Caiz Olmadığına Dair Selefilerin Delilleri

1-Tevessül Edilmemesi

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar