Misbahuş-Şeria kitabında İmam Cafer Sadık’ın (a.s) şöyle buyurduğu nakledilmiştir: Her namazın sonunda selam söylenmesinin anlamı emniyet ve güvendir. Yani Allah’ın emrini ve peygamberin sünnetini yalnızca Allah için huşu içinde yerine getiren kul dünya belaları ve ahiret azabından emandadır. “selam” ise yüce Allah’ın isimlerindendir. Yüce Allah bu ismini insanlara emanet olarak vermiştir ve onu insanların gerçekleştirdiği tüm alışverişlerde, emanet alıp vermelerde, birbirleriyle olan tüm ilişkilerinde görmek istiyor.
Gerçek bir selam yerine getirmek istiyorsan ve tam anlamıyla bu görevini yerine getirdiğinden emin olmak istiyorsan takvalı olmaya özen göster. İnancını, kalbini ve aklını günah karanlığıyla karartma. Seni korumak ve amellerini yazmakla yükümlü olan melekleri bıktırıp korkulara düşürme. Arkadaşlarını ve ardından düşmanlarını kendi şerrinden koru. Kendisine yakın olan insanlar kişinin şerrinden emanda değil iseler uzak olanların durumu daha da kötüdür. Bunları yaparak selamı yerine getirmeyen bir insan, gerçek bir Müslüman değildir ve Allah’a teslim olduğu söylenemez. Böyle bir insan diğer insanlara selam gösterisinde bulunsa bile yalancıdır.
Kur'an Okumak
Yüce Allah şöyle buyuruyor:
Kur’an’ı tane tane oku.
İma Ali (a.s) şöyle buyuruyor: Yani Kur’an’ı açık bir şekilde oku, şiir okur gibi aceleyle değil, kum tanelerinin serpilmesi gibi belirsiz bir üslupla değil. Kuranla, katılaşan kalplerinizi dövün ve surenin bitmesi için sabırsızlanmayın.
Yüce Allah şöyle buyuruyor:
Bu Kur’an’ı, bir dağın üstüne indirseydik elbette görürdün ki dağ, Allah korkusundan eğilip çatlamış ve paramparça olmuş.
Kendimize dönüp bir baktığımızda Kur’an okuyup da kalpleri etkilenmeyen insanlar görüyoruz. Bu durumda “sonra kalpleriniz katılaştı” ayetinin birer örneğiyiz ve Yüce Allah bu özelliklere sahip bir topluluk için şöyle buyuruyor: Artık kalpleriniz taş gibi yahut daha katıdır.
İmam Cafer Sadık (a.s) şöyle buyuruyor: Kur’an, hüzünle indirildi öyleyse onu hüzünlü bir ahenkle okuyun.
Peygamber efendimiz (s.a.a) şöyle buyuruyor: Kur’an okuyun ve ağlayın, ağlayamıyor iseniz ağlar gibi yapın.
Misbahuş-Şeria kitabında İmam Cafer Sadık’ın (a.s) şöyle buyurduğu nakledilmiştir: Kur’an okuyup da Kur’an’a gerekli saygıyı göstermeyen kişi, Kur’an okuyup da kalbi yumuşamayan kişi, Kur’an okuyup da kalbinde bir hüzün veya korku hissetmeyen kişi, Allah’ın yüceliğine saygısızlık yapmıştır ve çok büyük bir hüsrana düşmüştür.
Öyleyse Kur’an okuyan kişi üç şeye ihtiyaç duyar; huşu dolusu bir kalp, diğer işlerden bağlantısını kesen bir vücut ve sessiz sakin bir yer.
Mümin kulun kalbi huşu ve korku ile Allah’ın karşısında durduğu zaman şeytan bu kalpten olabildiğince uzak duracaktır, bu şahsın vücudu diğer işlerle uğraşmadığında ise kalbi Kur’an okumak için gerekli hazırlığa ulaşabilecektir ve bunun sonucunda onu Kur’an’ın nurundan uzaklaştıracak engellerden kurtulacaktır. Bu iki aşamadan sonra insanlardan uzak sessiz sakin bir mekânda oturduğunda bütün ruhu ve varlığıyla Allah’la konuşma fırsatını yakalayacaktır ve salih kulların Allah’la konuşurken tattıkları derin hazzı tatma fırsatını yakalayacaktır. İşte bu anlarda Allah’ın bu kullarına olan lütuflarıyla yakından tanışabilir ve onlara bahşettiği hediyelerin ne olduğunu anlayabilir.
Mümin kul bu kadehi bir defa yudumladığında artık hiçbir halini bu halin bir anıyla bile değiştirmeyecektir, hiçbir anını bu anıyla değiştirmeyecektir. Zira bu halde hiçbir aracı olmadan rabbiyle konuşma hazzını tadacaktır.
Rabbinin kitabını nasıl okuduğuna dikkat et, onun emirleri ve yasaklarına ne kadar uyduğuna dikkat et, onun sınırlarına ne kadar riayet ettiğine dikkat et. Bu, eşsiz benzersiz bir kitaptır.
“Ona önünden de ardından da bâtıl gelemez. O, hikmet sahibi, çok övülen Allah’tan indirilmiştir”.
Kuranı tane tane oku, ayetlerin içeriğine dikkat et, Kuran’daki örnekler ve nasihatler üzerinde düşün ve ne dediğini anlayıp da Kuran’ın sınırlarını ayaklarının altına alan kişilerden olmaktan sakın.
Ebu Hamid’in bu konuda söylediklerinin kısaltılmışı şudur: Kur’an okuyan kişi birkaç ön hazırlığı kendi içinde gerçekleştirmelidir.
1- Okuduğu bu sözlerin yüceliği ve eşsiz değerini düşünmelidir.
Allah’ın, bu sözleri insanların anlamasına sunarak onlara yaptığı büyük lütfu düşünmelidir.
2- Konuşan makamın, yani Allah’ın yüceliğini düşünmelidir.
Kur’an okuyan şahıs her şeyden önce okuduğu bu sözlerin kime ait olduğunu düşünmelidir. Bu sözlerin bir insana ait olmadığını düşünmelidir. Kur’an okumanın değerini ve önemini düşünmelidir. Yüce Allah şöyle buyuruyor: Ona, temiz olanlardan başkaları dokunamaz.