Temiz olmayan ellerin Kurana dokunmasına müsaade edilmediği gibi temiz olmayan kalplerin de Kuranın içeriğine ulaşmasına müsaade edilmemiştir. Ancak Allah’ın yücelik nuruyla aydınlanıp şeref kazanan kalpler bu içeriğe dokunabilir. Gerekli temizliğe sahip olmayan ellerin Kur’an’a dokunmasına müsaade edilmediği gibi gerekli temizliğe sahip olmayan kalplerin de Kur’an’ın içeriğine yaklaşmasına müsaade edilmemiştir. Kur’an okuyan şahıs bu gerçekleri göz önünde bulundurmalıdır.
3- Kalbin Allah’a yönelmesi ve dünya ile olan bağını olabildiğince azaltması.
Bu ise ancak Allah’ın yüceliğini fark etmekle mümkün olabilir. Okuduğu sözcüklerin gerçek anlamını ve yüceliğini bilerek okuyan kişi, bu kitaptaki müjdelerle kalbini sevinçle dolduran şahıs, nasıl gaflet halinde bu kitabı okuyabilir ki? Kur’an okuyan şahıs, gerekli manevi makama sahip ise bu kitaptaki cevherler onun gözünü doldurmak için yeterlidir. Dolayısıyla Kur’an okuduğu halde başka şeyler düşünmesi olanaksızdır.
4- Kur’an ayetleri üzerinde düşünmek.
Bu ise kalbin başka şeylere yönelmesinin ötesinde bir şeydir. Kalbini başka şeylere yönelmekten alıkoyan şahıs yalnızca Kur’an dinlemekle yetinip Kur’an üzerinde düşünmeyebilir. Oysa Kur’an okumanın asıl amacı Kur’an üzerinde düşünmektir. Yüce Allah şöyle buyuruyor:
“Ne diye Kur’an’ı, bir iyice düşünüp taşınmazlar, yoksa gönüllerinde kilitler mi var?”
Bu sebeple Kuranı tane tane okumak sünnet olarak kabul edilmiştir. Zira Kuranı tane tane okuyan şahıs ayetlerin anlamında düşünme fırsatına sahiptir. Hz Ali (a.s) şöyle buyuruyor: düşünceden yoksun bir ibadet veya Kur’an tilavetinde yarar yoktur. Öyleyse ancak tekrarlamak suretiyle ayetlerin anlamı üzerinde düşünebiliyorsan bunu yapmalısın.
5- Her ayetin anlatmak istediği kendine özgü kavramı elde etmek.
Zira Kur’an-ı Kerim’de Allah’ın sıfatları, fiilleri, peygamberlerinin öyküleri, peygamberlere direnenlerin durumu, Allah’ın emirleri ve sakındırmaları, cennet ve cehennemin özellikleri farklı ayetlerde anlatılmıştır.
6- Kur’an ayetlerinin anlaşılmasını insanlar için imkânsız kılan manevi engellerden kurtulmak.
İnsanların büyük bir bölümü şeytanın onların kalpleri üzerine örtmüş olduğu engeller sebebiyle Kuranı anlayamıyorlar ve bu sebeple Kuran’daki değerli cevherlerden yoksun kalmışlardır.
Peygamber efendimiz (s.a.a) şöyle buyuruyor: Şeytanlar insanların kalplerini çevrelemiş olmasaydı hiç kuşkusuz Melekût âlemini görebilirlerdi. Kur’an ayetlerinin anlamı ise melekût âleminin bir parçasıdır. Zira duyularla değil de ancak basiret gözüyle görülebilir.
Kuran’ın anlaşılır olmasının önünü alan engeller şöyle sıralanabilir:
Bir: Bütün çabanın harfleri doğru eda etmek yönünde harcanması: Bu yönde yoğunlaşan şahıs, bütün dikkatini doğru bir Arapça okumak yönünde sarf ettiği için Kuranın anlamına yönelemiyor. Bu, şeytanın bir tuzağıdır.
İki: Belirli bir görüşün taklit üzere benimsenmesi:Bu durumdaki bir şahıs, kendi düşüncesini bir kenara bırakarak duyduğu bir görüşe taassupla sarıldığı için Kurandaki kavramlara düşünce ile yaklaşamaz.
Üç: Israrla bir günahın tekrarlanması ve dünyevi heveslerin peşinden gidilmesi: Kuşkusuz her bir günah, aynanın üzerini kapatan kara bir leke gibidir ve insanın akıl ve gönlünü karartıp Kurandaki yüce kavramlara ulaşmasını engelliyor.
Dört: Belirli bir meal veya tefsir okuyup da başka meal ve tefsirleri yanlış olmakla suçlayarak ancak bu açıklamanın doğru olabileceğini düşünmek:Kuşkusuz Kur’an ayetleri birden fazla batın ve anlama sahip olabilir.
7- Kur’an ayetlerindeki bütün hitapları kendi üzerine almak.
Bu bakışla Kur’an okuyan şahıs, Kuran’daki bir emir veya sakındırmayla karşılaştığında Allah’ın bizzat ona hitap ettiğini düşünerek bu emir ve sakındırmanın gereğini yerine getirecektir. Kuran’daki bir ilahi vaat ile karşılaştığında, Kurandaki bir benzetme ve örnekle karşılaştığında, bir nasihat ve öğütle karşılaştığında bunları dikkate alacaktır ve gereğini günlük hayatında uygulamaya çalışacaktır.
8- Kur’an ayetlerindeki ifadelerin değişmesiyle kişinin halden hale girmesi.
Yani rahmet ayetiyle karşılaştığında sevinmesi ve azap ayetiyle karşılaştığında hüzün ve korkuya kapılması.
9- Yücelmek.
Yani Kur’an ayetlerini bizzat Allah’tan duyarcasına Kur’an’a kapılmak.Kur’an okumak üç sıralı aşamaya sahiptir:
Birinci ve en düşük aşama: Kur’an okuyan şahıs kendisini Allah’ın huzurunda görerek Kur’an okurken Allah’ın ona baktığını ve söylediklerini duyduğunu düşünerek Kur’an okuması.Bu bilinçle Kur’an okuyan şahıs ister istemez dua ve yalvarma hainde olacaktır.
İkinci aşama: Kur’an okurken kalbiyle Allah’ın onunla konuştuğunu gördüğü aşama. Bu aşamadaki bir kul, hayâ ile Allah’ın yüceliğini anıp onun sözlerine dikkatle bakacaktır.