İslam ve Psikoloji Açısından

04 December 2025 55 dk okuma 13 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 8 / 13

Hz. İmam Bâkır (a.s.) şöyle buyurmuştur: “Sıla-i rahim huyları güzelleştirir, eli bollaştırır, nefsi temizler, rızkı artırır ve ölümü geciktirir.” (Kuleynî, 1413, c. 2, s. 152, 12. hadis). Resulullah (s.a.a.) açıkça sıla-i rahimin ahiret yaşamı, sırat köprüsünden geçme, cennete girme ve sonsuz saadete kavuşma üzerindeki rolünden bahsederek şöyle buyuruyor: “Sıla-i rahim ve emanetdarlık, mücessem iki amel olarak Sırat’ın iki tarafında durur ve sıla-i rahim yapanla emaneti koruyanların cennete girmesini sağlarlar ama emanete ihanet edenle akrabalarla ilişkisini koparanın hiçbir ameli onun Sırat’tan geçmesini ve cennete girmesini sağlayamaz. Bu yüzden cehenneme giderler.” (İmam Humeynî, 1368, s. 477).

Akrabalarımızın ve dostlarımızın yanında olduğumuzda duygusal açıdan memnun olur ve huzur duyarız. Bu da mizacımızın düzelmesini sağlar. Sıla-i rahim, mizacımızı arıtma yöntemi olarak dikkate alınabilir, ruhsal sağlığa kavuşmayı ve nefsi tezkiye etmeyi sağlayabilir ve inhiraftan uzak, değer taşıyan ve münasip davranışların ortaya çıkmasına zemin hazırlayabilir. Nitekim İmam Bâkır (a.s.) başka bir kelâmında şöyle buyurmuştur: “Sıla-i rahim davranışların ve fiillerin tezkiyesini sağlar.” (Kuleynî, 1413, c. 2, s. 157, 33. hadis). Veya insanın değer taşıyan davranışları yeşererek yüce insanî makamlara yükselmesi için gerekli hazırlığa ulaşır.

b) Sıla-i Rahimin Psikolojik Faydaları ve Sonuçları

Araştırmalar, başkalarıyla sağlıklı iletişim kuranların daha az kalp-damar hastalıklarına yakalandıklarını göstermektedir (Kasımîpur, 1385). Sonuç olarak onların ömürlerinin uzaması daha fazla mümkündür. Aynı şekilde insanlar sıla-i rahim yoluyla birbirlerinin durumundan haberdar olarak iyi ekonomik ilişkiler kurmaktadır. Hatta bu yolla rızıkları artmaktadır. Araştırmacılar tarafından yapılan anketlerde bu sonuçların gerçekleştiğine dair verilere ulaşılmıştır. Örneğin ankete katılanlardan biri şöyle söylemiştir: “Sıla-i rahim yaptığımda mutlu oluyorum.” Ankete katılanlar sıla-i rahimi muhtelif yollardan yapıyorlardı. İçindeki duyguları anlatmak, tokalaşmak, görüşmek, sarılmak, ihtiyaçlarını öğrenip gidermek, telefonla konuşmak ve mesaj yollamak gibi.

A.F. Bey, kendisiyle yapılan görüşmede şöyle diyor: “Babamı görmeye gittiğimde vazifemi yerine getirdiğimi hissediyorum ve huzur duyuyorum.” Bu görüşmenin babası üzerinde ne gibi bir etki bıraktığı sorulduğunda da şöyle cevap veriyor: “Beklentisi gideriliyor ve mutlu oluyor.” A.F. Beyin babası prostat hastası ve o, babasını görmeye gittiğinde babası şöyle diyor: “Ben acımı unutuyorum ve hiçbir hastalığım yokmuş gibi hissediyorum.” Bununla beraber sıla-i rahim, rahatsızlıkların azalmasında ve ruhsal denge üzerinde oldukça etkili olabilir.

İlâveten biz sıla-i rahim yoluyla diğer insanlarla samimi ilişkiler kurduğumuzda onların sosyal desteğinden de faydalanıyoruz. Duygusal destek ve ilgi, ruhsal baskıyı dayanılır hȃle getiriyor. Genellikle bir insan başkalarının yardımı olmadan ve tek başına boşanma, sevilen bir dostun ölümü veya ağır bir hastalık türünden olayları göğüslemeye kalkıştığında bunlar, kendisine zarar vermektedir (Atkinson, 1994, çev: Berahnî ve meslektaşları, 1378).

Sıla-i rahimin sosyal ve duygusal destek yoluyla sağlanan bedensel ve ruhsal faydalarına ilȃveten insan, sıla-i rahimle kemâle ulaşma yolu bulmaktadır. Bu mesele sıla-i rahmin bütün türlerinde araştırılabilir. Örneğin sıla-i rahmin türlerinden biri Resulullah, İmamlar ve onların halefleriyle ilgilidir. İslȃm’a göre din yasalarından ve İlȃhî hükümlerden faydalanmak ancak Masumların (a.s.) sünnetine ve davranışlarına dönüşle mümkündür. Bu yüzden İslȃm şeriatında kaynağı Peygamber’e ve İmamlar’a dayanan velayete uyulması gerekli ve vacip sayılmıştır. Muallim hakkında da şöyle söylenebilir ki öğrenci bu irtibatların gölgesinde ilmin yanı sıra iyi niyeti de öğrenir ve nefis tezkiyesiyle meşgul olur; bu da kendisinin gelişimine yardım eder.

Allah ile irtibattan sonraki mertebe olan ebeveyne ihtiram hususunda Hakk’ı tanımanın mahiyetini ihtiramdan ayırmak gerekir. Diğer bir deyişle Allah’ı tanımak ve şükretmek, bir şekilde bizim bir sorunumuzu çözen kimseye destek olup yardım edeceğimizi taahhüt eden bir cevaptır ama başka bir bakış açısına göre ihtiram, karşıdaki insanın değerini ve saygınlığını korumak ve konumunu dikkate almaktır. Kur'ân-ı Kerim mantığında ebeveynin ihtiramının korunması, Allah’ın ihtiramının korunmasının devamında ve Kur'ân’ın korunması mertebesindedir. Eşle ilgili olarak bu durumun eğitimsel hedefleri arasında duyguların doyurulması ve neslin devamının yanında huzura kavuşulması olduğu söylenebilir. Dinî açıdan insanlar ve beşeri toplum, bu huzurun gölgesinde gelişebilir ve tekâmüle, yani kurb-i İlȃhîye nail olabilirler (A’rafî ve meslektaşları, 1385).

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar