İslam ve Psikoloji Açısından

04 December 2025 55 dk okuma 13 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 6 / 13

Her ne kadar çocukluk dönemi, kişiliğin ve yetişkinlikteki sosyal ilişkilerin şekillenmesi üzerinde çok önem taşısa da kültürel meselelere ve değişimlere ilgi gösterildiği durumlarda bile insan ilişkileri doğru bir şekilde analiz edilememektedir. Örneğin teknoloji ve iletişimde ilerleme gibi toplumsal değişimler sonucunda insanların irtibatının türü de değişime uğramıştır. Bugünlerde telefon, mesaj veya elektronik posta yoluyla sıla-i rahimin yapılması mümkündür ama bazılarına göre insanların irtibatı geçmişe göre daha sığdır ve insanlar kendilerini eskiye nazaran daha yalnız hissetmektedirler. Nitekim Erich Fromm (1941), insanların daha fazla özgürlüğe kavuştuktan sonra, daha fazla yalnızlık, anlamsızlık ve yabancılık hissettiklerini söylemektedir. Tam tersi daha az özgür olan insanların aidiyet ve emniyet duyguları daha fazla olmuştur (Schultz ve Schultz, 1998, Farsça’ya çev: Yahya Seyyid Muhammedî, s. 212). Elbette Erich Fromm’un özgürlükten kastı, toplumların sanayileşmesinin sonucu olan özgürlüktür. Sanayileşmeyle insanlar ait oldukları topluluklardan ayrılmışlar ve aileler geniş aileden çekirdek aileye dönüşmüşlerdir. Günümüzün gelişmiş toplumlarında insanların irtibatları her ne kadar yakınları ve akrabaları aşarak toplumdaki daha geniş bir kitle düzeyine çıktıysa da insanların iletişimlerinin türü daha sığ hȃle gelmiştir. Örneğin M. Ş. Bey şöyle diyor: “Başka bir şehirde öğrenim gördüğüm için ailemle sadece acil durumlarda mesaj göndererek iletişim kuruyorum.” (Fromm, Farsça’ya çev: Hoşdil, 1375, s. 73)

Elde edilen bulgular, diğerleriyle samimi ve yakın irtibat kurmanın evrensel olduğunu göstermektedir. Öyle ki bu engellenirse biyolojik hastalıklara yol açmaktadır. Bu görüş, kendini belirleme kuramındaki (SDT) başkalarıyla iletişim kurma ihtiyacı (ilişkisellik) ile uyumludur. Kendini belirleme kuramı (Deci ve Ryan, 2000), diğerleriyle iletişimi içsel bir ihtiyaç olarak görmektedir. Diğerleriyle iletişim, bağlanma alanında merkezî bir ihtiyaçtır (Baumeister ve Leary, 1995). Kendini belirleme kuramı, organik-diyalektik bir teori olduğundan başkalarıyla iletişim ihtiyacı gibi temel ihtiyaçları, sürekli psikolojik gelişim, bütünlük ve psikolojik sağlık için psikolojik yakıt ve enerji unvanıyla zaruri görmektedir. Kendini belirleme kuramına göre ihtiyaçlar, hem örgütsel açıdan hem de görevsel açıdan önemlidir. Yani bütünlüğe doğru örgütsel eğilim, örgüte gerekli yakıt ve enerji sağlanması şartına bağlı olarak gerçekleşir. Bunun dışında ve tehdit veya mahrumiyet durumlarında bu eğilim kaybedilir ve yerini olumsuz ruhsal sonuçlar alır. Diğer bir deyişle insanın ihtiyaçları, psikolojik sağlık için özel şartları ve tatmin edilmeleri de himaye edici şartları gerektirmektedir (Kasımîpur, Deci ve Ryan’dan alıntı, 2000).

Bununla birlikte sıla-i rahim, psikolojik ihtiyaçların ruhsal huzur sağlanması, bedensel acıların azaltılması ve Allah ile bağ kurulması yoluyla giderilmesinin tezahürü unvanıyla kişilerin yaşamında tesir bırakmaktadır. Bu durum psikolojik açıdan şöyle açıklanabilir: İnsanlar diğerleriyle samimi ilişkiler kurdukları zaman koşulsuz olumlu ilgi görüyorlar ve onların kendilerine değer verdiğini hissediyorlar. Bu, Rogers’ın teorisine uygundur. Benlik ve tecrübe arasında bütünleşme ve uyum ortaya çıkıyor. Bu da kişilerin refahı üzerinde etkilidir.

Diğer taraftan sıla-i rahim, temel endişeye (Horney, 1937) yol açan, düşmanca dünyada yaşanan tükenmişlik duygusunu sona erdirebilir. Aşk, samimiyet ve samimiyete ulaşma diğerleri tarafından temin edildiğinde, artık onlar düşman ve zarar verici olmayacaklardır. Üstelik biz diğerleriyle irtibat yoluyla yaşam tarzımızın bir bölümü olan Adler’in sosyal ilgi kavramı boyutunu oluştururuz. Bu da hayattaki zorlukları nasıl karşıladığımızı etkiler (Schultz ve Schultz, 1998).

Bu açıklamalarla şu neticeye varıyoruz: Çocukluk dönemi psikolojik değişimlerin ve çocukta bağlanmanın oluştuğu ve aynı şekilde kişiliğin şekillendiği ve yetişkinlik dönemindeki ilişkileri belirlediği dönem olması açısından çok önemlidir. İlâveten sıla-i rahimi etkileyen etkenler arasında günümüz toplumlarında görülen kültürel ve sosyal değişimleri sayabiliriz. Bununla beraber insan ilişkilerini olabildiğince derinleştirebilmek için hem çocukluk dönemi dikkate alınmalıdır, hem de toplumun değişimlerinden haberdar olunmalıdır.

İslȃmî Açıdan Sıla-i Rahimin Niteliği

İslȃmî açıdan sıla-i rahim, beğenilen ruhsal, duygusal ve ahlâkî özelliklere ve özel niteliklere uygun irtibatlar ve davranışlar suretinde olmalıdır. Böylece ardından sağlıklı kişisel, toplumsal ve mânevî ilişkileri ve ruhsal sağlığı getirebilir.

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar