Kur'ân’da değinilen, insanın diğer müminlerle irtibatı konusunda söylenecek olan şudur: Mümin bir ferdin bulunduğu toplumdaki diğer insanlarla irtibatının eğitimsel hedefleri arasında kardeşlik ruhiyesinin oluşturularak geliştirilmesi ve nihaî hedef olan kurb-i İlȃhîye ulaşma yönünde birbirlerine yardım etmeleri vardır. Bir topluluğun üyesi olmayı istemek ve üyeleriyle irtibatı geliştirmek, o topluluğun kişinin isteklerine ve ihtiyaçlarına uygun cevapları verebilmesine bağlıdır. Nitekim bir insanın yaklaşımında ölçü, kurb-i İlȃhî makamına ulaşmak için önemli ihtiyaçlarının giderilmesi ve bu içsel iştiyakının cevaplanması olduğunda, daha iyi ilişkiler hayvanî ve aşağılık ihtiyaçlar karşılandıktan sonra başlayacaktır (a.ge.)
Gördüğümüz üzere sıla-i rahim ve başklarıyla sağlıklı iletişim kurmak hem bireysel hem de toplumsal açıdan uyumluluğumuzu arttırmakta ve mȃnevî açıdan insanın gelişimine, ilerlemesine ve Allah’a yakınlaşmasına yardımcı olmaktadır. Sonraki bölümde sıla-i rahimin ruh sağlığı üzerindeki etkilerini ölçen araştırmalardan bahsedeceğiz.
Sıla-i Rahim ile Ruh Sağlığı İlişkisi Hakkında Yapılan Araştırmaların Bulguları
a) Psikoloji Alanında Sıla-i Rahimle İlgili Bulgular
Sıla-i rahim ve başkalarıyla iletişimin etkilerini ölçen birçok araştırma yapılmıştır ancak biz burada onlardan bazılarını zikredeceğiz. Binab ve Pîşaheng’in araştırmasının bulguları (1378) sıla-i rahim ve ergenlerin sosyal uyumu arasında anlamlı bir ilişkinin olduğunu gösteriyor.
Kişilerle yapılan mülakatlardan elde edilen bulgular, sıla-i rahimin kişilerde hoşnutluk duygusu yarattığını, bunun da sağlıklarıyla irtibatı olduğunu göstermektedir. Aynı şekilde bu bulgulara göre kişiler sıla-i rahim yoluyla iç huzura ulaşmaktadır. Araştırma sonuçları kişisel etkenlerin, çocukluk dönemindeki değişimlerin ve itikadî etkenlerin de sıla-i rahim oranını etkilediğini göstermektedir. Sıla-i rahime özel bir öncelik verenler, bunu günlük ve iş kaynaklı sıkıntılarına tercih ediyorlar. Çocukluk döneminde güven bağı kuranlar ve aynı şekilde daha mȃnevîyatlı olan kişiler, daha yüksek oranda sıla-i rahime yönelmektedirler. Mülakatlar, kişinin aile modelinin de, ailevî sorunlarının da sıla-i rahim oranı üzerinde etkili olduğunu göstermiştir.
Dubow ve Tisak (1989) öğrencilerin stresli olaylarla davranışsal ve akademik uyumları arasındaki ilişkiyi incelemiştir. Öğrencilerde sosyal koruma ve sorunları çözme becerisinin oranının, ruhsal baskıları dengeleme üzerindeki tesirinin anlamlı olduğu görülmüştür.
Başka bir araştırmada (Warney ve meslektaşları, 1989) sosyal korumanın kan şekerini dengelemek için insülin kullanan çocukların ruhsal sağlığı ve sosyal uyumu üzerindeki tesiri incelenmiştir. Araştırmanın sonucu, alınan desteğin bu çocukların uyumu üzerinde oldukça etkili olduğunu göstermiştir.
Tae ve meslektaşları (2000), ebeveynlerinden, kız ve erkek kardeşlerinden, hocalarından ve sınıf arkadaşlarından sosyal destek alan birinci sınıf üniversite öğrencilerinin rahatlıkla öğrenim çevrelerine uyum sağladıklarını göstermişlerdir. Diğerlerinde ise bu tür bir uyum görülmemiştir.
McDowell’ın araştırması (1997) kadınların ruhsal sağlığı üzerinde genel olarak sosyal desteğin büyük tesiri olduğunu göstermiştir. Araştırma sonuçlarına göre sosyal desteğin ruhsal sağlığa etkisi çalışan kadınlarda çalışmayan kadınlara nispetle daha fazla olmuştur.
Armstrong’un nakline göre (h.ş. 1372) Lindzey ve Thompson’ın araştırmaları (1998), kişilerin sosyal irtibatlarının oranının sağlıkları üzerinde müspet rol oynadığını göstermiştir. Aynı şekilde sosyal destek ile kişilerin ölümü arasındaki ilişki de incelenmiş ve sosyal destek alan kişilerin ölümle daha az karşılaştığı ve daha uzun ömürlü oldukları görülmüştür. Yine astımı olanlar arasında yapılan araştırmada, daha iyi sosyal destek alanların daha az ilaç kullandığı görülmüştür. Yapılan araştırmalar, toplumdan ayrı ve stres altında yüksek düzey bir hayat yaşayan kalp hastalarının da daha fazla ölüm tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu ortaya koymuştur (Alipûr, 1371). Neticede araştırma sonuçları, daha geniş sosyal bağları olan kişilerin, daha az sosyal destek gören kimselerden daha uzun yaşadığını ve stres kaynaklı hastalıklara daha az yakalandığını gösteriyor (Cobb, 1976, Antonovski, 1979).
Hamileliğinin ilk üç ayında düşük yapan 125 kadın üzerinde yapılan araştırmada stres yaratan bir sağlık probleminin ardından sosyal desteğin ve diğer birkaç değişkenin uyum üzerindeki doğrudan etkisi incelendi. Sonuçlar, sosyal desteğin uyum için öngörülebilir bir etken olarak tanındığını göstermiştir (Vitmor, 1994).