Kur’an’da İlim ve Bilgi Ahlâkı

04 December 2025 46 dk okuma 12 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 3 / 12

Hz. Adem’in meleklerden üstün olması ve meleklerin ona saygı göstermesi de ilim ile yakından ilişkili bir konudur. Allah Adem’e bütün isimleri öğretmiş, meleklere eşyanın isimlerini bilip bilmediklerini sormuş, onlar da Allah’ı tenzih ettikten sonra kendilerine bildirilen ilimden başka bir bilgilerinin olmadığını beyan etmişlerdir. Bundan sonra Allah meleklerin Adem’e secde etmelerini emretmiş böylece Adem, meleklerden kendisine verilen ilim sayesinde üstün bir mevki kazanmıştır.[26] Allah’ın Adem’e öğrettiği bu isimlerin ne olduğu konusunda farklı görüşler ileri sürülmüştür. Bazılarına göre ona öğretilen isimler insan, hayvan, bitki, lügat, yer ve gök isimleridir. İbn Kesir’in tercih ettiği görüşe göre ise Allah bütün eşyanın zat ve fiil bilgisini Adem’e öğretmiştir.[27] Öğretilen şey ne olursa olsun, neticede Adem’i üstün kılan şey, ona öğretilen ilimdir. Bu sebeple insanlığın varlık sahasındaki yolculuğu ilim ile başlamıştır.

Kur’an’da ilim ile ilgili çok sayıda ayet bulunmaktadır. Bu ayetlerin hepsini burada zikretmek çalışmanın sınırlarını aşacaktır. Ancak belirtmek gerekir ki Kur’an’da ilme verilen kıymet, salt ilim olması yönüyle değil, hangi amaca matufen elde edildiği ve kullanıldığı cihetiyledir. Allah’a vasıl olma metodolojisini ortaya koyan, berrak bir zihin ve idrak oluşturan, bilinçli eyleme vesile olan ve yeri geldiğinde yanlışı sorgulamaya vesilen olan ilim, önemli, anlamlı ve değerlidir. Kur’an’da zıtlar arasındaki ilişkinin soru formu ile kullanılması ve insanlardan bunlar arasındaki farkları düşünmelerinin istenilmesi de ilmin önemine delalet etmektedir. Zira ilim sahibi olanlar ancak zıtlar arasındaki farkların nedenlerini idrak edebilir:[28]

Hiç ilim sahibi olan ile olmayan bir olur mu?”,[29]Habis olan ile hoş olan bir olur mu?”,[30]Kör ile gören bir olur mu?”,[31]Karanlıklar ile nur bir olur mu?[32] gibi ayetler bu hakikati açık bir şekilde dile getirmektedir.

2. Kur’an’da İlim ile İlgili Bazı Kavramlar

Kur’ân-ı Kerîm’de geniş bir perspektiften ele alındığı için ilim ile ilgili çok sayıda terkip ve ifade yer almıştır. Bunlardan bazılarını şöyle sıralamak mümkündür:

2.1.Tebeyyün/Tesebbüt

Tebeyyün, manayı izhar etmek ve kendisinden önceki kapalılığı ortadan kaldırmak anlamına gelen بان kökünden;[33] tesebbüt ise zevalin zıddı ve sabit olmak anlamına gelen  ثبت kökünden türemiştir.[34] Bilginin sağlam olup olmadığını ve kaynağını tespit etmek ve güçlü deliller ile desteklemek manasındaki tebeyyün/tesebbüt bir ilim adamı için oldukça önemli olan hususların başında gelmektedir.[35] Bilgi edinme kaynaklarından biri naklî bilgi olduğuna göre aktarılan haberin/bilginin gerçeklikle ilişkisinin neliği ve mahiyetinin iyice araştırılması gerekmektedir. Hucurât Sûresi’ndeki “Ey iman edenler! Bir fâsık size önemli bir haber getirirse onu iyice araştırın.” ayeti,[36] haberi araştırma ve incelemeye dair önemli mesajlar içermektedir. İlgili ayette haberin/bilginin kaynağına aidiyeti ve ne derece doğru olup olmadığının tetebbu ve tesebbüt edilmesi, aceleci bir tavır içine girilmemesi, kapsamlı bir araştırma yapılması ve dezenformasyona karşı uyanık olunması istenilmektedir. Bireysel veya toplumsal ilişkiler ile ilgili nakledilen haberin doğruluğu kadar ilmî çalışmalarda da yararlanılacak haberin veya bilginin araştırılması da ayrıca önem arz etmektedir.

2.2.Tedebbür

Tedebbür, tâbi olmak manasına gelen دبر kökünden türemiştir. Sözlük anlamı itibarı ile   تدبره دبر الأمر و denildiğinde التفكير في دبر الأمر, نظر في عاقبته bir işin akibetini düşünmek, arka planını dikkate almak, bir işin hakikatini düşünüp taşınmak ve iyice anlamak manalarına gelmektedir.[37]

Derinlikli düşünsel aktivite anlamındaki tedebbürün, تفعل kalıbında olması, daha başka anlamlara da delalet etmektedir. “Zira Arap dili kurallarına göre تفعل kalıbı, tekellüf ifade eder. Başka bir ifade ile bir işin uzun bir zaman zarfında, emek vermek sureti ile yapıldığına işaret eder. Bu açıdan bakıldığında tedebbür bir ifadeyi, kavramı veya metni anlamak amacı ile zihinsel ve ruhsal imkânlarının kullanılması anlamına gelmektedir.”[38] Bu durumda tedebbür, ilme ulaşma süreçleri içerisinde yar alır. Kur’an üzerinde düşünsel faaliyetin olması gerektiğini ifade eden tedebbür ile ilgili iki ayet şöyledir:

“Hala Kur’an üzerinde gereği gibi düşünmeyecekler mi?”[39]; “Onlar Kur’an üzerinde gereği gibi düşünmeyecekler mi yoksa kalpleri üzerinde kilitler mi var?”[40]

Öyleyse mikro âlemden makro âleme, maddeden manaya, şehadet âleminden gayb âlemine, enfusî daireden âfâkî daireye yönelik getirdiği hakikat ve incelikleri görebilmek için Kur’an’ın ince bir tedkik ile yani tedebbür ile okunması ve bu tedebbür neticesinde ortaya çıkan ilmi hasılaya uygun hareket edilmesi gerekmektedir.

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar