1.1. Adalet
Kur’an’da adalete yapılan vurgu, sadece siyasi alanla sınırlı değildir. Hatta daha çok hukuki ve ahlakî olduğunu söylemek bile mümkündür. Ancak hukuki alan başta olmak üzere adaletin icrası, doğrudan veya dolaylı olarak siyasetin alanına girmektedir. Bu nedenle adalet vurgusunun siyasi çağrışımlarının olduğundan kuşku yoktur. Cuma hutbelerinin sonunda okunan ve “Allah adaleti, iyiliği ve akrabaya vermeyi emreder; hayâsızlığı, kötülüğü ve zorbalığı yasaklar.”[4] Mealindeki ayette olduğu gibi, hayatın her alanında adaletli olmaya emreden ayetler olduğu gibi, sözgelimi kin ve düşmanlık duyulan kimselere karşı[5] adaletli olmayı emreden ayetler de vardır. Ayrıca akrabalığın, sosyal ve ekonomik sınıf farkının adaletli olmaya engel olmaması gerektiğine dikkat çeken ayetler az değildir.[6] Ayrıca gelir dağılımında da adaletin sağlanması ve sınıflar arası keskin ayrımların olmaması da emredilmektedir.[7]
1.2. Çoğulculuk
Kur’an, insanın insan olarak değerlendirilmesini ve bir insan olarak herkesin doğuştan şeref ve onur sahibi olduğuna vurgu yaparak, ayrımcılığın her türlüsünü reddeder. Bu anlamda insanların özü itibariyle aynı ebeveynden geldiklerine[8] dikkat çekerek, ırk, dil ve renk farklılıklarının üstünlük ve ayrımcılık gerekçesi yapılmasını şiddetle reddeder. Aksine bu tür farklılıkların, sosyal hayatı kolaylaştıran birer imkan ve zenginlik olduğuna dikkat çeker.[9] Kur’an, herhangi bir inancı benimsemenin hür irade ve özgür düşünceyle alakalı olduğuna işaret ederek, hiçbir şekilde insanların herhangi bir din ve inancı benimsemeye zorlanmayacaklarını ifade eder.[10] Görüldüğü gibi Kur’an’da, etnik, dinî, iktisadî hiçbir farklılığın ayrımcılık ve ötekileştirme gerekçesi olmaması gerektiği, siyasi iktidarlar da dahil olmak üzere güç ve imkan sahiplerinin bu anlamda hassas davranması ve bütün insanlara eşit mesafede durması ısrarlı bir şekilde vurgulanmaktadır.
1.3. Müşavere
Müşavere (danışma) mekanizması, otoriterliğe giden yolları kapatmak için bir paratoner mesabesindedir. Böylelikle siyasi iradeyi kullanma konumunda bulunan birey ya da çevrelerin, keyfî uygulamalarının önüne geçilmeye, toplumun diğer kesimlerinin de karar sürecine aktif katılımı sağlanmaya çalışılmaktadır. İlahi vahyin doğrudan muhatabı olması nedeniyle diğer insanlardan farklı bir konuma sahip olan Hz. Peygamber bile bu konuda uyarılmakta, etrafındaki insanların görüşlerine müracaat etmesi talep edilmektedir.[11] Özellikle toplumu ilgilendiren hususlarda etkilenecek kesimlerin görüşüne önem atfedilmektedir.
1.4. Liyakat
Kur’an, diğer bütün işlerde olduğu gibi, siyasi işlerde de emaneti ehline vermeyi önerir ve liyakatsiz kimselerin etkili mercilere gelmesinin engellenmesini tavsiye eder. Hatta emanetleri ehline vermekle adaletli olmayı aynı ayette zikretmek suretiyle aralarındaki güçlü ilişkiye dolaylı bir işarette bulunulur.[12] Hz. Peygamber’in “Emanet ehil olmayan kimseye verildiği zaman kıyameti bekle!”[13] mealindeki hadisi de onun liyakati nasıl anladığı ve ne kadar önemsediği konusunda fikir vermektedir.
1.5. Düzen ve Uyum/İtaat
Kur’an’da sadece yönetenler değil, yönetilenlerle ilgili temel bazı düzenlemelerin olduğu da görülmektedir. Bunların başında sosyal uyum ve düzenin sağlanması ve sosyal kaosun önüne geçilmesi için yöneticilere itaat etmek gelir. Nitekim “Ey İman edenler! Allah’a itaat edin, peygambere ve içinizden seçtiğiniz yöneticilerinize itaat edin. Eğer herhangi bir konuda anlaşmazlığa düşerseniz, Allah’a ve ahiret gününe inanmışsanız, onu Allah’a ve peygambere götürün. Bu, sonuç bakımından daha hayırlı ve daha güzeldir.”[14] mealindeki ayette hem yönetilenlerin yönetenlere itaat etmesi emredilmekte hem de yönetenlerin vasfı ve yönetenle yönetilen arasında çıkması muhtemel ihtilafların çözüm yöntemi verilmektedir. Buna göre öncelikle uyum ve düzenin sağlanması için itaat emredilmekte, bu itaatin “Allah’a, resulüne ve sizden olan yetki sahibine” denilmek suretiyle yöneticinin tebaadan biri olması gerektiğine dikkat çekilmektedir. Yöneten veya yetki sahibi olarak anılan şahsiyetlerin kimliği ve nitelikleri üzerinde, tebliğimizin ilerleyen sayfalarında, ayrıca durulacaktır. Ayrıca yöneten de herhangi bir insan olduğu için birtakım olumsuzlukların ortaya çıkması muhtemeldir ve bu durumda da Allah’ın kitabı ve Resûlullah’ın sünneti doğrultusunda çözümler aranması gerektiği hatırlatılmaktadır.