2. Nefse başvurma: İnsanı ibret ve ders almaya davet eden konular arasında, insanın kendi yaradılışı üzerinde tefekkür etmesi vardır. Mesela insan kimdir? Eskiden o kimdi? Nasıl yaratıldı ve kendisine hangi nimetler verilmişti? Nihayetinde nereye ve nasıl gitti? Bunların hepsi, üzerinde düşünüldüğünde ona ibret kaynağı olabilecek şeylerdir. Kur’an-ı Kerim birçok ayette bu noktalara değinmektedir. Zâriyât suresinde arayanlar için yeryüzünde ve nefislerinde yakîn olduğu beyan edilir:
“Kesin olarak inananlar için yeryüzünde ve kendi nefislerinizde birçok alametler vardır. Hâlâ görmüyor musunuz?”
Diğer ayetlerde insanın nasıl yaratıldığına ve onun ilk maddesine işaret eder ve insanı bunun üzerinde düşünmeye çağırır:
“Öyleyse insan neden yaratıldığına bir baksın. O, erkek ve kadının beli ile kaburga kemikleri arasından atılagelen bir sudan yaratılmıştır.”
Kıyamet gününde tekrar canlanacağına dair şüphe eden kimseye Kur’an, kendisinin en başta yoktan var edildiğini hatırlatmaktadır:
“İnsan, daha önce hiçbir şey değil iken kendisini yarattığımızı düşünmez mi?”
Her halükârda bir grup ayet, insanı kendisi, geçmiş ve gelecek yaşam ve ölüm hakkında düşünmeye davet ediyor. İnsan bu hususlar üzerinde düşünerek, onların ötesindeki derslere ve ibretlere ulaşabilir.
3. Tabiat ve cansız varlıklara başvurma: Yeryüzünün ve gökyüzünün yaradılışı, gece ve gündüzün birbirini izlemesi, şimşek, yıldırım, zelzele, rüzgâr, sel ve tufan gibi doğal olgular:
“Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar sağlayacak şeylerle denizde seyreden gemilerde, Allah’ın gökyüzünden indirip kendisiyle ölmüş toprağı dirilttiği yağmurda, yeryüzünde her çeşit canlıyı yaymasında, rüzgârları ve gökle yer arasındaki emre amade bulutları evirip çevirmesinde elbette düşünen bir topluluk için deliller vardır.”
“Görmez misin ki Allah, bulutları sevk eder. Sonra, onları kaynaştırıp üst üste yığar. Nihayet yağmurun, onların arasından yağdığını görürsün. O, gökten, oradaki dağ (gibi bulut)lardan dolu indirir de onu dilediğine isabet ettirir, dilediğinden de geri çevirir. Bu bulutların şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri alacak. Allah, geceyi ve gündüzü döndürüp duruyor. Şüphesiz bunda basiret sahibi olanlar için bir ibret vardır.”
Otların, bitkilerin, ağaçların ve meyvelerin yetişmesi:
“Hurma ağaçlarının meyvelerinden ve üzümlerden hem içki, hem de güzel bir rızık edinirsiniz. Elbette bunda aklını kullanan bir toplum için bir ibret vardır.”
İnsanı ibret almaya davet eden böyle başka konular da vardır.
Yaradılışın azameti ve niteliği üzerinde düşünmek ve de varlığın muhtelif açıları, bu olgulardan her birinin faydaları üzerinde tefekkür etmek insanı şaşkınlığa düşürmekte ve bunları Yaradan’ın kudreti ve azametine doğru hidayet etmektedir.
4. Hayvanların yaradılışlarındaki şaşırtıcı yönlere başvurma: Kur’an’ın ibret kaynağı unvanıyla tanıttığı konulardan bir diğeri dört ayaklılar, hayvanlar ve onların sağladığı faydalardır. Kur’an bazen hayvanlarda bulunan ibretin varlığını ve onların faydalarını, özellikle insanların besin kaynağı olan süt veya bal gibi lezzetli içecekleri açıklamaktadır:
“Şüphesiz bunda dinleyecek bir toplum için bir ibret vardır. Şüphesiz (sağmal) hayvanlarda da sizin için bir ibret vardır. Onların karınlarındaki fışkı ile kan arasından (süzülen) içenlere halis ve içimi kolay süt içiriyoruz. Hurma ağaçlarının meyvelerinden ve üzümlerden hem içki, hem de güzel bir rızık edinirsiniz. Elbette bunda aklını kullanan bir toplum için bir ibret vardır. Rabbin, bal arısına şöyle ilham etti: “Dağlardan, ağaçlardan ve insanların yaptıkları çardaklardan (kovanlardan) kendine evler edin. Sonra meyvelerin hepsinden ye de Rabbinin sana kolaylaştırdığı (yaylım) yollarına gir.” Onların karınlarından çeşitli renklerde bal çıkar. Onda insanlar için şifa vardır. Şüphesiz bunda düşünen bir (toplum) için bir ibret vardır.”
“Hayvanlarda sizin için elbette bir ibret vardır. Onların içlerindeki sütten size içiririz. Onlarda sizin için daha birçok faydalar da vardır ve onlardan yersiniz de. Onların üzerinde ve gemilerde taşınırsınız.”
Yeri geldiğinde insanı hayvanların ve yaradılış âlemindeki diğer varlıkların nasıl yaratıldıklarına dair gafletleri ve ilgisizlikleri yüzünden kınamaktadır:
“Bu insanlar, devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı? Sen öğüt ver! Esasen sen sadece bir öğütçüsün.”
Zira insan gaflet uykusundan uyanır ve mahlukât ve ilahî nimetler üzerinde düşünürse gizli sırlar onun yüzüne açılır, görülenlerin ve duyulanların ötesindeki öğretilere ulaşır. Sonra bunları yaşamında davranış ve amel ölçüsü olarak belirler.
Her halükârda Kur’an’da birçok ibret verici konu vardır ki bunlar, zikrettiğimiz konulardan birine döner. Bunlardan her birine müracaat etmek ve ilgi göstermek, ibret yöntemlerinin bir üslubu olabilir.
Sonuç