2- Haccın İslam’daki Konumu

04 December 2025 58 dk okuma 13 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 5 / 13

Her ne kadar ‘vakit ölçüleri’ tabiri, insanın ilgi alanına giren her şeyi; hatta haccı da içine alsa da burada haccın önemini vurgulamak için umum ifade eden bir tabirden sonra hususi bir konuya ayrıca değinilmiştir. Mealen anlatılmak istenen şudur: Ay’ın hareketliliği, değişim ve dönüşümü, hac aylarının teşhisini kolaylaştırmak ve insanların söz konusu aylara gelindiğinde hac için hazırlanmalarını sağlamak içindir.

d) Hacda Hakkın Apaçık Ayetlerine Tanık Olmak

Kur'an-ı Kerim’de her şeyin Allah’ın birer ayet ve nişanesi olduğuna sıkça değinilmiştir. Ancak haccın zaman ve mekân bakımından taşıdığı özelliklerden dolayı, onunla ilgili ‘apaçık ayetler’ tabiri kullanılır. Burada maksat, tekvinî olmayan ayetlerdir. Zira tekvinî/yaratılış âlemine dair ayet ve nişaneler, coğrafi iklimsel, doğal ve sair özelliklerle ilgili incelikler, hac dışındaki bütün her yerde mevcuttur. Hacda tanık olunan ilahî ayetler ise Kâbe, Hacerü’l Esved, Makam-ı İbrahim ve diğer ilahî ayet ve nişanelerdir. Ekilip biçilmeyen bir toprak parçasının Hz. İbrahim’in “Rabbimiz! İnsanların gönüllerini onlara meylettir” dileği üzerine gönüllerin şevkle arzuladıkları bir konum kazanması ilahî bir ayettir. Haccın bütün diğer bereket ve esrarı da bu doğrultuda olup bunların birçoğunu da sadece Hakk’ın veli kulları tanıklık edebilir.

e) Bazı Ayetlerin Hacla Bağlantılı Tefsiri

Yukarıdaki ayetlerin yanı sıra, rivayetlerde bazı diğer birçok ayet de hac ile bağlantılı olarak tefsir olunmuştur. Örnek babından üç rivayeti ele alıyoruz:

1. Muaviye b. Ammar: İmam Sadık’a (a.s) ömründe bir kez olsun hacca gitmemiş zengin biri hakkında bir soru sordum. İmam hazretleri şöyle buyurdular: Böyle biri, Allah’ın haklarında biz onları kör olarak haşredeceğiz diye buyurduğu kimselerdendir:

“ve biz onu, kıyamet günü kör olarak haşredeceğiz.”

Ravi diyor ki: İmam Sadık (a.s) benim bu açıklama karşısında şaşırdığımı görünce şöyle buyurdu:

“Allah Teâlâ, böyle birini (dünya hayatında da) hak yolu tanımaktan alıkoyar.”

“Bu dünyada basireti olmayan, âhirette kör olarak haşredilir.”

Bu rivayet her ne kadar hac ile ilgili olsa da, son cümledeki ifadelerden anlaşılan, kıyamette arız olacak körlüğün hacca özgü olmadığı ve diğer bütün durumlarda da eğer bir hakkın zayi olması söz konusu ise böyle bir azabın söz konusu olacağı anlaşılmaktadır.

2. Ebu Basir: İmam Sadık’a (a.s) şu ayet hakkında bir soru sordum:

“Bu dünyada kör olan kimse âhirette de kördür; üstelik iyice yolunu şaşırmıştır.”

İmam şöyle buyurdu:

“Bu ayet, üzerine farz olan hac farizasını ölüm gelip çatıncaya kadar erteleyenler hakkındadır. Bu kimseler, kıyamet günü kör olarak haşrolunacaklardır.”

Bu iki rivayetten anlaşılan, haccı terk eden bir kimsenin içyüzünün aslında kör olduğudur. Âhirette işte bu yüz ortaya çıkacaktır. Dolayısıyla orada kör olarak mahşere gelecektir.

İnsanı kötü bir akıbete ve helak olmaya sevk eden etkenlerden biri de ikinci rivayette de işaret olunan ertelemelerdir. Yani bilerek ve kasten farz olan bir ödevi yerine getirmemek ve sürekli ‘ilerde yaparım’ diye geciktirmektir.

“Erteleyip durmaların akıbetinden sakınınız. Zira geçmiş ümmetler içerisinde niceleri bu yüzden helak olmuşlardır.”

Zira insanoğlunun ne zamana kadar yaşayacağını kimse bilemez. Emiru’l Müminin İmam Ali (a.s) şöyle buyurur:

“Yarın öbür gün deyip durma! Zira sende önce gelen niceleri, bu tür umutlar ve ertelemeler yüzünden helak olmuşlardır. En nihayet de Allah’ın emri (ölüm) ansızın gelip çatıvermiştir…”

3. Bazı hadislerde “Öyleyse Allah'a koşuşun” ayeti hacca tatbik edilerek açıklanmıştır. Bu doğrultuda İmam Bakır (a.s) şöyle buyurur:

“Allah’a doğru haccediniz!”

2. Sünnette Haccın Siması

Daha öncede değindiğimiz üzere hac, sayılmayacak düzeyde ilahî sırlar içerir ve ilahî gelenekten birçok izler taşır. Bu yönüyle hac, İslam’ın bütün yönleriyle yansıdığı en önemli aynalardandır. Dolayısıyla hacla ilgili ve onun önemini, konumunu ve çeşitli boyutlarını anlatan birçok rivayet, dinimizin Masum Önderleri (a.s) yoluyla elimize ulaşmıştır. Biz burada bazılarını incelemeye çalışacağız:

1. Birisi Resulullah’a (s.a.a) şöyle arz eder: Ben, hac maksadıyla yola çıktım; ancak onu eda edemedim. Ben zengin bir insanım. Şimdi bana bir yol gösterin de bu servetimi harcayarak haccın sevabına nâil olayım! Allah Resulü şöyle buyurdu:

“Ebu Kubeys dağına bir bak! Bu dağ büyüklüğünde kızıl altınların olsa da sen hepsini Allah yolunda infak etsen dahi, haccı eda edenlerin sevabına asla erişemezsin.”

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar