4- Kur'an'da ‘Tevhid-i Ef'alî’ Eğitiminin Yöntemleri

04 December 2025 43 dk okuma 11 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 3 / 11

Kur'an-ı Kerim müfessirleri mâlikiyet için bazı kısımlar beyan etmiştir. Kimisi sadece bir tek tasnifle mâlikiyeti itibarî (teşriî) ve hakikî (tekvinî) olarak ayırmıştır. İtibarî mâlikiyet, insanın toprak, ev ve diğer varlıklarıyla ilgili mülkiyeti gibidir. Hakikî mâlikiyet ise uzuv ve organlarıyla ilgili sahipliğine benzer. (Cevadi Âmulî, 1373, s. 417; Mekarim Şirazî 1367, c. 3, s. 346). Onların ifadesiyle, Kur'an-ı Kerim ayetlerine göre mâlikiyette tevhid, yani her iki mâlikiyet, hatta insanın uzuv ve organlarıyla ilgili sahipliği bile hakikî ve aslî olarak Allah'a aittir:

“قُلْ مَن يَرْزُقُكُم مِّنَ السَّمَاء وَالأَرْضِ أَمَّن يَمْلِكُ السَّمْعَ والأَبْصَارَ"

"De ki: Göklerden ve yerden sizlere rızık veren kimdir? Kulaklara ve gözlere mâlik olan kimdir?” (Yunus 31).

3.3. Rububiyette Tevhid

Tevhid-i ef'alînin tezahürlerinden bir diğeri de rububiyette tevhiddir. Tevhid-i ef'alînin Kur'an'daki tarifine göre rububiytte tevhid Allah'ın mutlak rububiyetidir. Allah Teala'nın varlığı sınırsızdır. buna ilaveten o, varlık ve mevcudat âleminin mutlak yaratıcısı ve sahibidir. Öyleyse onların mutlak “rabb”idir de. Onun dışındakiler, rububiyetinin tecellisi ve rububiyetinin gerçekleşmesi için araçtır.

Allame Tabatabaî açısından “rububiyet”in “mâlikiyet” ve “idare” olmak üzere iki rüknü vardır. Bu yüzden Kur'an'a göre “rabb”in manası “idare eden mâlik (mâlik-i müdebbir)”dir. (Tabatabaî, 1417 kameri, c. 14, s. 123; c. 17, s. 238). Allah'ın zâtı ve sıfatları sınırsız olduğundan onun rububiyeti de tekvinî ve teşriî rububiyetin her ikisine şamildir. Dolayısıyla rububiyette tevhidin eğitim yönteminde her iki rububiyet çeşidi de gözönünde bulundurulmalıdır.

Çoğu müşrik Allah'ın hâlikiyetinde değil, rububiyetinde şirk koştuğundan Kur'an-ı Kerim de rububiyette tevhide özel önem vermiştir. Müşriklerin o zamanda ve önceki zamanlarda tekvinî ve teşriî rububiyete dair sözleri ve hallerini beyan edip İslam Peygamberi'nin (s) ve önceki peygamberlerin verdiği karşılık ve cevabı açıklarken Allah'ın “rabb” vasfını -tek başına ve çeşitli tamlamalar şeklinde, özellikle de “rabbu'l-alemin” olarak- diğer vasıflardan daha fazla kullanmıştır.

4. Tevhid-i Ef'alî'nin Eğitim Yöntemleri

Eğitim metodunun tarifi ve tevhid-i ef'alînin boyutlarıyla birlikte genel hatlarıyla tanımlanmasından sonra tevhid-i ef'alînin Kur'an'daki eğitim yöntemleri incelemek gerekmektedir. Daha önce belirtildiği gibi, Allah Teala'nın Kur'an-ı Kerim'de verdiği tevhid-i ef'alî eğitiminden hedef, eğitim göreni, varlık âleminde her fiilin fâilinin Allah Teala'ya münhasır olduğu ve hiçbir fiilin onun izni ve iradesi olmaksızın gerçekleşmeyeceği hakikatini idrake ve ona imana ulaştırmaktır. Bu hedefin tahakkuku için aşağıda gösterilen değerlerden yararlanılmıştır:

4.1. Farzetme

Kur'an'da tevhid-i ef'alî öğretiminin ilk yöntemi farzetmedir. Eğitim açısından Kur'an'daki bir öğretiyi farzetme yönteminin özelliği, o öğretinin Allah nezdinde aşikar ve kesin olduğunu muhataba göstermek, dolayısıyla da o öğretinin hakkaniyetini ispatlayıp onunla ilgili kuşku ve tereddüdü ortadan kaldırmaktır. Çünkü eğitimde delil getirmek her ne kadar bir itikadi öğretiye inancın temellerini sağlamlaştırmayı sağlasa da, diğer yandan da kuşku ve tereddüdün, doğru olmama ihtimalinin ve onu kabul etmemenin yolunu açabilecektir. Bundan dolayı farzetme yöntemi, diğer metodların yanında muhatabın vücudunda kuşku ve tereddüdün kökünü kurutmak için gereklidir. Daha sonra diğer eğitim metodlarının yardımıyla o öğretiye itikadın temelleri sağlamlaştırılır. Özellikle bu yöntem Kur'an'da ve Allah tarafından kullanıldığında çok daha etkili olmaktadır.

Eğitimde farzetme yöntemi Kur'an'da tevhid-i ef'alînin her üç tezahüründe de kullanılmıştır. Ayetlerden birinde, Allah'ın özellikleri sayılırken hâlikıyet ve rububiyette tevhid, ona tevekkül edilmesi için farzedilmiştir:

“وَتَوَكَّلْ عَلَى الْحَيِّ الَّذِي لَا يَمُوتُ وَسَبِّحْ بِحَمْدِهِ وَكَفَى بِهِ بِذُنُوبِ عِبَادِهِ خَبِيرًا. الَّذِي خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا فِي سِتَّةِ أَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوَى عَلَى الْعَرْشِ "

"Sen, asla ölmeyen ve daima diri olan (Allah)a tevekkül et ve O'nu hamd ile tesbih et. Kullarının günahlarından O'nun haberdar olması yeter. O, gökleri ve yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde yaratan ve sonra arşa istiva edendir.” (Furkan 58-59).

Bazı müfessirlerin tefsirinden, vekil olarak Allah için hayat ve ilim sıfatını beyan etmiş ilk ayetin ardından “الَّذِي خَلَقَ” ile başlayan ikinci ayetin de, hâlikıyet ve rububiyetin farzedilmesiyle vekil olarak Allah'ın kudret ve hakimiyetini beyan eden “الْحَيِّ الَّذِي لَا يَمُوتُ”nun sıfatı olduğu anlaşılmaktadır. (Kaşanî, 1336, c. 6, s. 385; Tabatabaî, 1417 kameri, c. 15, s. 233; Razî, 1420 kameri, c. 24, s. 477; Kurtubî, 1364, c. 14, s. 63).

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar