4- Kur'an'ın bâtını ve tevili

04 December 2025 52 dk okuma 12 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 9 / 12

3. Kur'an-ı Kerim'de bâtının varolduğuna ana delil rivayetlerdir. Gerçi bazı ayetlerden de Kur'an'da bâtının varlığı anlaşılabilmektedir. Fakat bâtının varlığı konusunda sağlam bir delil mevcut değildir. Yani eğer rivayetler bâtına delalet etmeseydi ayetlere dayanarak Kur'an'da bâtının bulunduğunu söylememiz müşkül olacaktı. Önemli rivayetler Kur'an-ı Kerim'de bâtının varlığına delil oluşturduğundan Kur'an'daki bâtının ne olduğunu ve mahiyetini anlamak için bu rivayetlerin nasıl tanımlanabileceğini kavramak gerekmektedir. Kur'an-ı Kerim'i açıklamada sahih olan nazariye, rivayetlerle bağdaşan ve onlarla uyum içinde olandır. Üstad'ın teorisi bazı yönlerden (aşağıda sıralanacaktır) rivayetlerle bağdaşmamaktadır:

a) Rivayetlerden anlaşıldığına göre Kur'an ayetlerinin her birinin, hatta her harfin zâhir ve bâtını vardır. Mesela Fudayl'ın muteber rivayetinde, Kur'an ayetlerinin her birinin zâhiri ve bâtını bulunduğu meselesi kesin ve tartışmasız sayılmıştır. Zâhir ve bâtın konusunda soru sorduğunda İmam Bâkır (a.s), her ayetin zâhiri ve bâtını bulunduğunu reddetmeksizin bu ikisinin manasını açıklamıştır. Allah Rasulü'nden (s.a.a), Kur'an'daki harflerden her birinin zâhiri ve bâtını olduğu rivayet edilmiştir. Kur'an harflerinden her birinin, hatta her ayet için, o harf veya ayetin zâhiri ve bâtınının, aşikâr ve gizli tezahürlerinden olduğu bir genel anlam ve kapsayıcı mana tasavvur edilebileceği de açıktır. O halde Kur'an'ın bâtını, Üstad'ın beyan buyurduğundan başka bir şeydir. Zira o mana, Kur'an'daki bütün harfler ve hatta tüm ayetler için tasavvur edilememektedir. Sözkonusu rivayetlerin, Kur'an'daki ayetlerin çoğunda bâtın bulunduğunu kastettiğini söylemek o rivayetlerin zâhirine aykırı, hatta nassına muhaliftir.

b) Rivayetlerde ayetler için beyan edilen bâtınî manaların çoğu bu tarifin kapsamına girmiyor. Çünkü ayetlerden soyutlanan ve o anlamlara uyan kapsayıcı genel bir mana göze çarpmıyor. Mesela İmam Sâdık'ın (a.s) şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: “Kur'an'ın zâhiri ve bâtını vardır. Allah'ın Kur'an'da haram kıldıklarının tümü, zâhirdir [Kur'an] ve onun bâtını eğri önderlerdir. Allah'ın Kur'an'da helal kıldıklarının tümü de zâhirdir [Kur'an] ve onun da bâtını hak önderlerdir.”

Kur'an'ın haramları ve eğri önderler ile Kur'an'ın helalleri ve hak önderleri kapsayan genel anlam ve kuşatıcı mana nedir? Abdullah b. Sinan'ın Sahih'inde “ثُمَّ لْيَقْضُوا تَفَثَهُمْ” cümlesinde zâhir, bıyığı kısaltmak ve tırnakları kesmek ama bâtın, imamla buluşmak olarak tefsir edilmiştir. Oysa ayet için, o iki mananın her birinin tezahürünü oluşturduğu bir genel anlam tasavvur etmek zordur. Allame Meclisî, bu hadisin şerh ve açıklamasında kirlerin giderilmesini kapsadığını belirtmiş ve kirlerin iki kısım olduğunu buyurmuştur:

1. Bedensel ve zâhirî

2. Ruhsal ve bâtınî. İmamı ziyaretle ruhsal kirler bertaraf olur. Fakat biraz daha dikkat ettiğimizde bu açıklamanın sorunu çözmediğini anlıyoruz. İmamı ziyaret ruhsal kirliliğin bertaraf olmasının sebebi olabilir, kendisi değil. Eğer İmamla buluşmak kapsayıcı mananın tezahürü olsaydı müşkül hallolurdu. Fakat onun tezahür etmesinin sebebidir, tezahürün kendisi değil. Müsamahalı davranıp Üstad'ın açıklamasını kabul etmenin mümkün olabileceği söylenemez. Çünkü Masum İmamların (a.s) sözleri konu olduğunda müsamaha caiz değildir. Faraza bu rivayete dayanarak kapsayıcılık tasavvur edilse bile kesinlikle rivayetlerin çoğunda kapsayıcılık tasavvur edilemeyecektir. Abdullah b. Sinan'ın İmam Sâdık'tan (a.s) aktardığı başka bir rivayette “bismillahirrahmanirrahim”deki harflerin bâtınî ve sembolik manası açıklanırken şöyle nakledilmiştir:

“Ba” Allah'ın pahasıdır (ışıltı, güzellik, azamet, kemal); “sin” Allah'ın senasıdır (aydınlık, yücelik ve yükseklik); “mim” Allah'ın mecdidir (büyüklük ve izzet). Bazılarının rivayetine göre de Allah'ın mülküdür (hükümranlık).”

Oysa “بسم”in zâhir manasını ve bu anlamlar ile sembolleri kapsayan genel anlam tasavvur edilmiş değildir. Kur'an'daki diğer bazı kelimelerin harflerinin manasını ve surelerin baş tarafındaki mukattaa harflerinin anlamını açıklarken de bu kabil rivayetlerden çokça nakledilmiştir. Hepsini zikretmek sözü uzatacaktır. Gerçi bütün bu rivayetlerin senedi sahih değildir. Ama bu rivayetlerin çok sayıda nakledildiği ve içlerinden bazılarının senedinin kuvvetli olduğu hesaba katılırsa tamamına kayıtsız kalmak mümkün olmamaktadır. Bu durumda Kur'an'ın bâtını, sözkonusu rivayetlerde zikredilen manaları kapsamayacak ve tüm o rivayetlere kayıtsız kalmaya yolaçacak biçimde tarif edilemez.

c) Genel mana ve külli anlayış, birçok ayette ilimde derinleşmemiş olanlar için de anlaşılabilir bir şeydir. Hâlbuki Fudayl'ın muteber rivayetinde Kur'an'ın bâtınına, onun tevili olarak mana verilmiştir.

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar