6- Fıkh-ı Mukaran

04 December 2025 25 dk okuma 6 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 3 / 6

Karşılaştırmalı Fıkıh’ın gelişim süreçleri şu aşamaları katetmiştir:

1- Reddiye Risaleleri Aşaması

Abdurrahman Evzai (88-157) Ebu Hanife’nin görüşlerini reddetmek maksadıyla yazdığı “Siyer-u Ebi Hanife” kitabıyla Reddiy Risaleleri’nin ilk kitabını yazmış oldu. Daha sonra Ebu Hanife’nin öğrencisi Kadı Yusuf (113-183) “Er red Ala Siyeri El Evzai” kitabını yazdı. Aynı şekilde Ebu Hanife’nin bir diğer öğrencisi Muhammed B. Hasan Şeybani (131- 189) “Es Siyeru’l Kebir” kitabıyla Evzai’ye cavap mahiyetinde bir reddiye kaleme aldı. Şeybani, “El hüccet-u Ala Ehli’i Medine” kitabıyla Medine Fakihleri’nin Kufe Fakihleri’ne reddiyelerine de cevap vermeye çalıştı.

Şafii (Ö. 204 H.) şu beş kitabı kaleme alarak Reddiye İlmi’nin sahasını genişletti: Muhammed b. Hasan Şeybani’nin görüşlerini çürütmek için “Er Red Ala Muhammed b. El Hasan”, Abdurrahman El Evzai’ye reddiye adına “Siyer-u El Evzai”, Malik’e eleştiri mahiyetinde “İhtilaf-u Malik ve Eş Şafii”, “Ma İhtelefe Fihi Ebu Hanife ve İbn-u Ebi Leyla” ve “İhtilaf-u Ali ve Abdullah B. Mesud” (Bu beş kitap, Şafii’nin El Ümm kitabı içersinde basılmıştır: Bkz. Şafii, 1422 h, c.9, s. 413-460, 7-135, 137-225)

Şafii’nin Malik’e reddiye kalıbında yazdığı risale, Malikileri ona karşı kışkırttı ve birçoğunun Şafii’ye reddiye mahiyetinde risaleler yazmalarına sebep oldu. Bu cümleden Muhammed B. Sehnun (ö 256) Muhammed B. Abdullah B. Abdulhakim (ö 268) Hammad B. İshak (ö 2699 Yahya B. Ömer El Kenani (ö 287) Yusuf B. Yahya maliki (ö 288) Ahmed B. Mervan El Maliki (ö 289) gibi isimleri sayabiliriz ki her biri “Er red Ala Şafii” başlığı altında birer risale kaleme almışlardır.

Şia’ya ait fihrist kitaplarında; örneğin Şeyh Tusi’nin (385-460 h) El Fihrist’i ve Rical ilmi kitaplarında; örneğin Necaşi’nin (372-450 h) kitabında diğer fıkıh mezheplerine yönelik reddiye kalıbında yazılmış birçok kitaptan söz edilir. Bütün bu kitaplar, Fıkh-ı Mukaren kapsamında değerlendirilebilirler. Bu tür reddiye risaleleri, Şia fıkhında Şeyh Müfid (ö 413 h) Seyyid Murtaza (ö 436 H) ve Şeyh Tusi zamanına kadar devam etmiştir.

2- Hilaf İlmi’ne Dair Telif Eserler

Dördüncü yüzyılın başlarından itibaren Hilaf ilmine dair kitaplar yazılmaya başladı. Bu cümleden Muhammed B. Ahmed Bağdadi’nin (ö 305) “Mesailu’l Hilaf”, Ebu Cafer Muhammed B. Cerir Taberi’nin (ö 329 h) “İhtilafu’l Fukaha”, Ebu Cafer Tahavi’nin (ö 321 h) “İhtilafu’l Fukaha” ve İbn-u Verrak Mervezi’nin (ö 329 h) “Messailu’l Hilaf” kitaplarını örnek olarak gösterebiliriz.

Bu dönemden sonra Hilaf İlmi ve İhtilafu’l Eimme yani İmamların ihtilaflarına dair kitaplar hem kemmiyyet hem de keyfiyet bakımından reddiye risalelerine göre daha bir yaygınlık ve ilerleme gösterdi. Bu doğrultuda her bir mezhep kendi adına bu sahaya girmiş oldu. Örneğin Hanefilik adına Kaşani’nin (ö 587 h) “Bedaiu’s Sanayi’” Malikilik adına İbn-u Rüşd’ün (ö 595 h) “Bidayetu’l Müctehid” Şafiilik adına Maverdi’nin (ö 450 h) El Havi’l Kebir” ve Ebu İshak Şİrazi’nin (ö 476 h) “Tezkiretu’l Hilaf” Hanbelilik adına İbn-u Kudame’nin (ö 620 h9 “El Muğni” Zeydilik adına Ahmed B. Yahya B. El Murtaza’nın (ö 840 h) “El Bahru’z Zahhar”, İbaziye adına Muhammed b. Yusuf b. Atfiş’in “Şerhu’n Neyl” ve Zahiriye adına İbn-u Hazm’ın (ö 456 h) “El Muhella” kitaplarını bu çerçevede ele alabiliriz.

Dördüncü yüzyılda Şia fakihleri de Hilaf ilmiyle alakalı kitap telifine ilgi göstermeye başladı. Bu cümleden Şeyh Müfid’in (336-413 h) “El İlam Bi ma’ttefeke Aleyhi El İmamiye Mine’l Ahkam”, Seyyid Murtaza’nın “İntisar” ve Nasıriyat”, Beşinci yüzyılın başlarında Şeyh Tusi’nin kaleme aldığı “El Hilaf” (bu kitap Hilaf İlmi ile alakalı en geniş Şii eserdir), Allame Hılli’nin (ö 726 h) “Tezkiretu’l Fukaha”, altıncı yüzyılın ilk yarısında Fadl b. Hasan Tabersi’nin kaleme aldığı “El Mü’telef Mine’l Muhtelef Beyne Eimmeti’s Selef”, Müflih b. Hasan Saymeri’nin dokuzuncu yüzyılda telif ettiği “Telhisu’l Hilaf ve Hulasatu’l İhtilaf” (son iki kitap, Şeyh Tusi’nin kitabının birer hülasasıdır) kitaplarını örnek olarak gösterebiliriz.

3- Hilaf İlmi’nden Cedel İlmi’ne Kayma Aşaması

Hicri 492 yılı civarlarında Gazali “İhya-u Ulumi’d Din” kitabının dördüncü babında bu konuyla ilgili şöyle yazar: “İlk halifelerden sonra, fakih olmayan bir zümre hilafet kürsüsüne oturunca, fakihlerin yardımına şiddetle ihtiyaç duydular. Ancak Tabiin bunu kabul etmedi. İnsanlar, âlimlerin hükümet başkanları nezdindeki izzet ve ihtiramını görünce, ilim elde etmeye yöneldiler. İlmi bir mertebe kesp ettikten sonra da makam ve mevki elde etmek gayesiyle kendilerini yöneticilere takdim ettiler. Kabul görenler, ister istemez zillete boyun eğmek zorunda kaldılar. Yöneticilerin tertipledikleri tartışma ve münazaralara katılıyor ve çoğunlukla karşılarındaki rakiplere galip gelmek için niza ve Cedel İlmi’ne başvuruyorlardı. Böylece Hilaf İlmi’ni, ihtilaf adabından ayırarak ahlaki kötü hasletlerle karıştırdılar.” (Gazali, 1375 hş, 1/44-48)

4- Hilaf İlmi’nin Durağanlık Aşaması

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar