Merhum Allame Emini, el-Gadir'de bu hadisin mütevatir ve güvenilir olduğuna dair 43 önemli İslam bilgininin adını tek tek zikretmiştir. Biz de aşağıda bu isimlerin bazılarına değineceğiz:
1- Hafız Muhammed bin İsa Tirmizi (ö. 892)
Tirmizi kendi kitabında Gadir-i Hum hadisini naklettikten sonra şöyle yazmıştır: "Bu hadis kusursuz ve sahihtir."
2- Hafız Abdusselâm bin Sa‘lebe el-Huşenî el-Kurtubî (ö. 899)
Kurtubî, "İstiab" adlı eserinde "Muahat" "Velayet" ve "Gadir-i Hum" hadislerini yazdiktan sonra; "Bunların hepsi, doğruluğu ispat edilmiş hadislerdir." demiştir.
3- Büyük Şafii Fakihi Ebû'l Hasan İbn Magazeli (ö. 1077)
"Menakıb" kitabında bu hadisi naklettikten sonra hocası Ebû'l Kasım Fazıl bin Muhammed-i İsfehani'nin ağzından şöyle yazıyor:
"Ebû'l Kasım diyor ki: Bu Hz. Resûlullah'ın sahih hadislerindendir. Aşere-i Mübeşşere'nin de içinde bulunduğu yaklaşık yüz sahabe bu hadisi rivayet etmiş şüphe götürmeyen, kesin bir hadistir. İşte böylesi bir fazilet hiç bir şerik ve ortaağı olmadan yalnızca Ali'ye aittir."
4- Hüccetü'l İslam Ebû Hamid Gazzâlî (ö. 1111)
Sirru'l A'lemin adlı eserinde şunları yazmaktadır:
"Bütün alimler, hadisin metni üzerinde Hz. Nebi'nin sözleri olduğu konusunda icma etmişlerdir ve senedinde hiçbir aykırılık müşahade etmemişlerdir. Allah Resûlü hadisin bir bölümünde: "Ben kimin mevlası isem, Ali de onun mevlasıdır." sözlerini söyledikten sonra, Hattab oğlu Ömer (Hz. Ali'yi tebrik etmek maksadı ile) "Ne mutlu, Ne mutlu sana Ya Ali!.." demiştir."
5- İbn Ebû'l Hadid Mütezili (ö. 1257)
O, Nehcü'l Belaga Şerhi'nde Gadir-i Hum hadisinin oldukça bilinen ve meşhur bir hadis olduğunu söyleyip, onun Emirü'l Mü'minin Ali'nin faziletlerinden birisi olarak saymıştır.
6- Şemsuddin-i Zehebi eş-Şafîi (ö. 1347),
Gadir-i Hum hadisi hakkında müstakil bir kitap yazan Zeheb'i, Telhisü'l Müstedrek'te bu hadisi birçok kanalla rivayet etmiş ve buna dair senetlerini de sahih bilmiştir. Hadisin ilk bölümünü mütevatir bilen Zehebi; "Şüphesiz Allah Resûlü onu (Gadir-i Hum hadisini) buyurmuştur." diye yazmıştır.
7- Hafız İbn Hâcer el-Askalanî (ö. 1449)
Hâcer-i Askalanî, Fethu'l Barî'de şöyle der:
"Ve "Gadir-i Hum hadisine geldiğimizde onun Tirmizi ve Nesai tarafından, bir kaç farklı yerde ve bir çok farklı kanaldan nakledildiğini görmekteyiz. İbn Ukde ise Gadir-i Hum üzerine; hadisin nakil kanallarını bir araya topladığı ve onu yetmişe yakın sahabeden rivayet ettiği müstakil bir eser kaleme almıştır."
İmam Ahmed de şöyle demiştir:
"Hiç bir sahabenin, Ebû Talib oğlu Ali kadar faziletleri rivayet edilmemiştir."
8- Hafız Celaluddin-i es-Süyuti eş-Şafıi (ö. 1505)
O, Gadir-i Hum hadisini mütevatir ve sahih bilmiş ve zaten ondan sonra gelen alimlerin çoğu da bu hadisi ondan nakletmişlerdir.
9- Hafız Şehabuddin İbn Hacer-i Heytemi el-Mekki (ö. 1566)
10- Seyyid Mahmud-i Alusi el-Bağdadi (ö. 1853)
Alusi şöyle yazmaktadır:
"Evet, Allah Resûlü'nün (Gadir-i Hum'da) emir ve önderlik hakkında buyurduğu şu söz: "Ben kimin mevlası isem, Ali de onun mevlasıdır..." bizim için yeterli ve doyurucudur. Ancak bu hadis, İmamet-i Kübra iddiasında bulunanlar için asla bir delil olamaz."
وَتَمَّتْ كَلِمَتُ رَبِّكَ صِدْقاً وَعَدْلاًۜ لَا مُبَدِّلَ لِكَلِمَاتِه۪ۚ وَهُوَ السَّم۪يعُ الْعَل۪يمُ وَاِنْ تُطِـعْ اَكْثَرَ مَنْ فِي الْاَرْضِ يُضِلُّوكَ عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِۜ اِنْ يَتَّبِعُونَ اِلَّا الظَّنَّ وَاِنْ هُمْ اِلَّا يَخْرُصُونَ
"Rabbinin sözü hem doğruluk hem de adalet bakımından tamamlanmıştır. O'nun sözlerini değiştirecek hiçbir kuvvet yoktur. En iyi işiten, en iyi bilendir O. Yeryüzünde bulunan(insan)ların çoğuna uysan, seni Allah'ın yolundan saptırırlar. Onlar sadece zannediyorlar ve onlar sadece saçmalıyorlar."
Kuran-ı Kerim'de Gadir-i Hum
Görüldüğü üzere Yüce Allah, Gadir-i Hum konusunun her daim tazeliğini korumasını, gece ve gündüzün, yıllar ve asırların onu eskitmemesini ve tarih boyunca dipdiri kalmasını; bu cereyanın ardınca yolladığı ayet ile garanti altına almıştır. Asırlar boyunca her yeni nefes ile bu ayet-i kerime gece-gündüz tilavet edilecek ve bu şekilde Allah sanki muhataplarına Gadir-i Hum gününü tekrar anlatacaktır. Bu şekilde, bir İlahi emir olan bu gerçek hilafet makamı; okuyan ve duyan herkes için bir hüccet, burhan ve kanıt sayılacaktır.
Tebliğ Ayeti
يَٓا اَيُّهَا الرَّسُولُ بَلِّـغْ مَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكَ مِنْ رَبِّكَۜ وَاِنْ لَمْ تَفْعَلْ فَمَا بَلَّغْتَ رِسَالَتَهُۜ وَاللّٰهُ يَعْصِمُكَ مِنَ النَّاسِۜ
"Ey Resûl! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan onun verdiği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun. Allah seni insanlardan korur."
Bu ayet-i kerime, Zilhicce ayının 18. günü Veda Haccı'nda (h.10/m.632) nazil oldu. Aziz İslam Peygamber'i, Gadir-i Hum'a ulaştığında; tan agarması ve şafak sökmesinin üzerinden yaklaşık beş saat geçmişti ve o esnada Cebrail-i Emin göğden inerek şöyle buyurdu:
"Ey Muhammed! Yüce Allah sana selam göndererek; şöyle buyurmaktadır: