Ey Resûl! (Ali hakkında) Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan onun verdiği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun..."
Yaklaşık yüz bin veya daha fazla olan bir grup Cuhfe'ye yaklaşmıştı. Yüce Allah Elçisine önden gidenlerin geri dönmesini, geride kalanların ise derhal yetişip bu mekanda diğerlerine katılmasını ve ardından Ali'yi orada bulunan halka gösterip, hakkında nazil olan ayeti onlara tebliğ etmesini emretti ve onu halktan koruyacağına dair de teminat verdi.
Bu bahsi geçen konu, Şiilerin üzerinde icma edip, birleştikleri bir konudur. Ama biz burada tanınmış Ehl-i Sünnet alimlerinin bu konu üzerine neler söylediğine bakıp, bazılarının isimlerini zikredeceğiz:
Merhum Allame Emini, el-Gadir'de konuyla alakalı Sünni ulemanın naklettiği 30 hadisi nakletmektedir. Aşağıda bunlardan birkaç tanesine değinilmektedir:
1- Hafız Ebû Cafer Muhammed İbn Cerir el-Taberî, (ö. 923)
Taberî, Gadir-i Hum meselesini enine boyuna irdelediği "Kitabü’l Velayet" adlı eserinde kendi senet ve kanallarından bu hadisi Zeyd bin Erkam'a dayandırmakta ve şöyle rivayet etmektedir:
"Allah Resûlü, Veda Haccından dönüşünde; o öğle vaktinin kavurucu sıcağında Gadir-i Hum adlı yere ulaştılar. Daha sonra büyük ağaç gövdelerinden gölgelikler kurulmasını ve o bölgenin süpürülmesini (bu şekilde hutbe okunacak alanın hazırlanmasını) emretti. Gölgelikler kurulduktan sonra cemaat namazı için ezan okundu. Namazı bittikten sonra alanda toplandık; Allah Resûlü bizlere bir hayli uzunca bir hutbe okuyarak şöyle buyurdu:
"Yüce Allah bana şu ayeti nazil etti: "Ey Resûl! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan onun verdiği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun." ve Cebrail bana işte bu mekanda Rabbimin şu emrini; tüm beyaz ve siyah insanlara iletmemi emretti:
"Ali İbn Ebû Talib benim kardeşim, idarecim ve halifemdir. O benden sonra İmamdır."
Ama ben (aranızda) takvalı olanları oldukça az gördüğüm için Cebrail'den bana verilen bu sorumluluğu omuzlarımdan almasını istedim. Ali'yle çok sık bir arada olduğum ve onu çokça dinleyip, istişare ettiğim için, birçok kimse bana eziyet etmekte ve hatta bu yüzden bana "Kulak" lakabını dahi yakıştırmaktan çekinmemekteydiler. Bu nedenle Yüce Allah şöyle buyurdu:
وَمِنْهُمُ الَّذ۪ينَ يُؤْذُونَ النَّبِيَّ وَيَقُولُونَ هُوَ اُذُنٌۜ قُلْ اُذُنُ خَيْرٍ لَكُمْ يُؤْمِنُ بِاللّٰهِ وَيُؤْمِنُ لِلْمُؤْمِن۪ينَ وَرَحْمَةٌ لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا مِنْكُمْۜ وَالَّذ۪ينَ يُؤْذُونَ رَسُولَ اللّٰهِ لَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ
"İçlerinden bazıları da Peygamberi incitirler: "O, (her söyleneni dinleyen) bir kulaktır." derler. De ki: "(O), sizin için hayır kulağıdır. Allah'a inanır, müminlere inanır. Sizden inananlar için de (O), bir rahmettir, Allah'ın Elçisini incitenlere acı bir azap vardır."
Aslında burada onların isimlerinin hepsini bir bir ifşa edip, onları rezil-rüsva edebilirim ama onları rezil etmeyeceğim ve Allah'ın bana emretmiş olduğu işi yapacağım.
Ey İnsanlar! Bu hakikati gerçekten anlamaya çalışın; Allah onu sizlere veli ve İmam olarak atadı. Onun itaatini bütün herkese farz kıldı; onun sözü ve hükmü geçerli ve haktır. Kim ona karşı gelirse lanetlenmiş ve kim onu tasdik eder ve sözlerine uyarsa da rahmet içerisine girmiştir.
İyi dinleyin ve iyi belleyin; Allah sizlerin mevlası ve Ali de sizlerin imamınızdır. Kıyamete değin gelecek imamların hepsi onun sulbünden olan benim evlatlarımdır. Helal olan bir şey ancak Allah ve Resûlü helal kılmıştır. Haram olan bir şey ise ancak Allah, Resûlü ve onlar tarafından haram kılınmıştır.
Allah'ın bana vermediği hiç bir ilim yoktur ve ben de onların (hepsini) Ali'ye intikal ettirdim. Onun için ondan sakın ayrılıp uzaklaşmayın, ona asla kibir ile yaklaşmayın; çünkü o hakka hidayet edenin ve uyanın ta kendisidir. Kim onu inkar ederse Allah onun tövbesini asla kabul etmeyecek ve hiç bir zaman onu bağışlamayacaktır. İnanın Allah aynen böyle yapacak ve onları sonsuz azapla cezalandıracaktır.
O, benden sonra herkesten daha üstün ve faziletli olandır. Ona karşı gelen herkes melundur. Tüm bu dediklerimin hepsi Cebrail'in Allah tarafından bana getirdiği haberlerdir. Kişi yarın (Kıyamet günü) için ne (yapıp) gönderdiğine baksın.
Kuran'ın muhkem ayetlerini tanıyın ve müteşâbih ayetlerini ardına düşmeyin. Bu elinden tutup, kolunu kaldırdığım dışında başka hiç kimse onları size tefsir edip açıklayamaz. (Zaten bu yüzden) "Ben kimin mevlası isem, bu Ali de onun mevlasıdır; bu Aziz ve Yüce olan Allah tarafından bana bildirilmiştir."
Bilin ki; ben Allah'ın mesajını ilettim. Bilin ki; ben bunu tebliğ ettim. Bilin ki; bunu ben halka duyurdum. Bilin ki; ben bunu izah ettim. (Öyleyse bilin ki) benden sonra halka egemen olma hakkı ondan başka hiç kimseye caiz değildir."
Daha sonra Resûl-i Kibriya Ali'nin (belinden kavrayarak) ayakları dizlerinin hizasına gelecek şekilde kaldırdı ve sonra şöyle buyurdu:
Ey insanlar! İşte bu benim kardeşim, vasim, ilmimin sahibi, bana iman edenler içinde benden sonra Rabbimin kitabını tefsir edecek halifemdir.