Ey Allah'ım! Ona dost olana dost ol, ona düşman olana düşman ol, onu inkar edene lanet et, onun hakkını inkar edenlere gazap et!
Ey Rabbim! Sen Ali'nin imameti hakkında; "İşte ben bugün dininizi sizler için tamamladım." ayetini nazil etmekle onun İmameti ile dini kemale erdirdin. Bundan dolayı kim ona ve kıyamet gününe kadar onun soyundan gelen evlatlarıma uymazsa, amelleri batıl olup, sonsuz ateşte azap içerisinde kalacaklardır.
İblis haset ve kıskançlığı yüzünden Allah'ın seçkin kulu Adem'i Cennet'ten çıkarttı, öyleyse amelleri yok eden ve insanın ayağını kaydıran hasedi kendinizden uzak tutun. İşte bu yüzden Allah; "Asra andolsun ki, İnsan, gerçekten tam bir hüsran içindedir!" ayetlerini nazil etti.
Ey insanlar! Allah, elçisine ve onunla inen nura iman edin. "Ey kendilerine kitap verilenler! Biz bir takım yüzleri silip arkalarına çevirmeden, yahut Cumartesi Ashabı'nı lanetlediğimiz gibi onları da lanetlemeden önce yanınızda bulunanı tasdikleyici olarak indirdiğimize inanın." Yüce Allah bu (inen) nuru bana yerleştirmiştir; benden de Ali 'ye intikal ettirerek sürecektir.
Ey İnsanlar! Benden sonra ateşe davet eden önderler olacaktır ve onlar kıyamet gününde yar ve yardımcısız kalacaklardır. Yüce Allah ve ben onlardan beriyiz. Onlara yardımcı ve tabi olanların hepsi cehennemin dibinde olacaklardır. Onlar ancak kısa bir dönem gaspettikleri hilafet makamında oturup, saltanat sürerler. İşte kısa bir zaman sonra bu iş sizin hesabınıza tamamlanacaktır.
يُرْسَلُ عَلَيْكُمَا شُوَاظٌ مِنْ نَارٍ وَنُحَاسٌ فَلَا تَنْتَصِرَانِۚ
"İkinizin de üzerine, ateşten yalın alev ve kıpkızıl bir duman (yahut erimiş bakır) gönderilir, başaramazsınız."
2- Hafız Hakim Haskani Ebû-l Kasım (ö. 1097)
Kaleme aldığı "Şevahidü't-Tenzil li Kavaidi't-Tafsil ve't-Ta'vil" adlı kitabında kendi senediyle İbn Abbas ve Cabir-i Ensari'den bu hadisi nakletmektedir.
3- Şafii mezhebi büyüklerinden Hafız Ebû-l Kasım bin Asakir (ö. 1177) kendi senet ve kanalıyla Ebû Said-i Hudri'den bu konu hakkında nakil yapmaktadır.
4- Şafii mezhebinin önde gelen alimlerinden Ebû Abdullah Fahruddin-i Razi (ö. 1210) Tefsir-i Kebir adlımeşhur eserinde bu cereyanı Maide suresi 67. ayet-i kerimenin iniş sebebi olarak zikretmektedir.
5- Yine Şafii mezhebinin büyüklerinden Hafız Celaleddin Abdurrahman bin Kemâleddîn el-Huzayrî es-Süyuti (ö. 1505)
6- Kadı Şevkani (ö. 1834), "Fethu'l Kadir" adlı kendi tefsirinde bu rivayete uzadı uzadıya yer verir.
7- Şafii dünyasının isim yapmış alimerinden birisi olan Seyyid Şehabuddin Alusi el-Bağdadi (ö. 1853)
8- Hanefi Mezhebi büyüklerinden Şeyh Süleyman Kunduzi (ö. 1876)
9- Şeyh Muhammed Abduh el-Mısri (ö. 1905)
Hasılı Kelam
Gadir-i Hum günü nazil olan "Tebliğ" ayeti için birçok farklı nüzul sebebi nakledilmiştir. Bu konu hakkında birçok görüşü bir araya toplayan ilk şahıs ise; bildiğimize göre "Tefsir-i Taberî" ile Ebû Cafer Taberî'dir. Zaten ondan sonra gelenler de ona tabi olup, takip etmişlerdir. Fahr-i Razi ise kendi tefsirinde Tebliğ ayetinin nüzul sebebiyle ilgili dokuz farklı görüş zikretmiş ve onuncu görüş olarak da bizim bu kitapta zikrettiğimizi kaleme almıştır.
Fahr-i Razi'nin bu konuda getirdiği tüm hadislerin senedinde ravileri zikretmeksizin doğrudan doğruya Hz. Peygamber'in adını anarak rivayet ettiği mürsel hadislerdir ve aynı zamanda anlatıcıları belli olmayan senetsiz hadislerdir. Tefsir-i Nizamuddin-i Nişabur'ide, bu hadis "Kıyl" olarak yani "Denilmiştir" şeklinde zikredilerek anlatıcısının belli olmayıp, itibarının da o denli olmadığını beyan etmektedir. Velayetle ilgili görüşünü; birinci ihtimal olarak zikretmiş ve senedi de başta İbn Abbas olmak üzere Berâ bin Âzib, Ebû Said-i Hudri ve Muhammed bin Ali'ye dayandırmıştır.
Enteresan olan Taberî'nin, her ne kadar diğerlerine oranla hem daha önce yaşamış olup hem de Gadir-i Hum konusunu daha iyi bilmesine rağmen, tüm ihtimalleri zikretmiştir ama Gadir hadisini nakletmemiştir. Ama buna rağmen Taberî "Velayet Hadisi" ismiyle anılan Gadir-i Hum olayını her ne kadar zikretmemişse de, bu konuda özel bir kitap yazmış ve bu hadisi yetmişi aşkın kanaldan okuyucularına sunmuştur.
Sözün Özü
Kurtubî kendi tesfirinde Madie/67'ye düştüğü notta şöyle demektedir:
"Allah bu Rafizileri kahretsin; çünkü Peygamber halkın ihtiyacı olan gerçekleri saklamış ve gelen vahyi de onlara anlatmamıştı derler."
Hatta bu konuyu Ehl-i Sünnet alimi Kastalânî daha da abartmış ve şunları eklemiştir:
"Şii şöyle der: Peygamber bazı önemli konuları takiyye yoluyla gizli tutmayı tercih etmiş ve bu meseleyi açıklamamıştır."
Halbuki Şii inançlarının temellerinden birisi Allah Resûlü'nün ne olursa olsun asla ve asla takiyyeye baş vurmayacağıdır. Takiyye konusu tarihin bazı dönemlerinde Masum İmamlar hakkında cereyan etmiştir ama Hz. Nebi bu durumdan her zaman beri kalmıştır.