Bu isimlerin dışında İkmal ayetinin Hz. Ali İbn Ebû Talib'in velayeti hakkında nazil olduğuna değinen birçok Ehl-i Sünnet uleması da vardır. Ama tüm bunlara rağmen, oldukça gariptir ki; Alusi "Ruhu'l Meani" adlı eserinde şunu söylemektedir:
"Şia, Ebû Said-i Hudri'den şöyle rivayet etmiştir: "Bu ayet-i kerime, Peygamber-i Ekrem'in Gadir-i Hum'da, Ali'ye (kerremallâhü veche); "Ben kimin mevlası isem Ali de onun mevlasıdır." sözlerini buyurduktan sonra nazil oldu. Nazil olduktan sonra ise Peygamber şöyle buyurdu: Allah-u Ekber! Din kemale erdi, nimet tamamlandı, Rabbim, benim elçiliğime ve benden sonra Ali'nin velayetine razı oldu." Şunu iyi bilin ki; bu tamamen Şiilerin bir uydurmasıdır. Zaten bir hadisin başının kaba saba olması, onun uydurma olduğuna delalet eder."
Biz, Alusi'nin bu hadisin geldiği kanal ve ravileri görmediğini yani konuya cahil kaldığı için onu yalnızca Şia'ya nispet edişini haliyle kabul edemeyiz. İşin özü, onun içerisinde gizli-saklı olan taassup ve diğer unsurların onu gün gibi açık olan bu hakikatin karşısında demagoji yapıp, lafları çarpıtmasına neden olmuştur.
Alusi sanırız ki; kendisinden sonra gelen araştırmacıların, Ehl-i Sünnet kitaplarında bu konuyla ilgili yer alan hadis ve rivayetleri araştırıp, gündeme getirecek başka kimse olmadığını düşünmüştür.
Acaba aramızda Alusi'ye, bu hadisi neden yalnızca Şia'ya isnat ettiğini soracak birisi var mıdır? Halbuki bu rivayeti yukarıda da görüldüğü üzere hadis, tefsir ve tarih konusunda nam yapmış Ehl-i Sünnet büyükleri de nakletmiştir.
Peki yine bu hadisin senedini, yalnızca Ebû Said-i Hudri ile sınırlamasının sebebini sorsak? Oysaki başta Ebû Hüreyre olmak üzere Cabir bin Abdullah, İmam Muhammed Bakır ve İmam Cafer-i Sadık da bu hadisi rivayet edenler arasındadır.
Yine bu hadiste iddia ettiği o kaba-sabalık ve bozukluğun ne olduğunu sorsak! Bunu Şiilerin iftira ve uydurmalarından birisi olarak görmesine dair elinde ne delil bulundurduğunu öğrenmek istesek acaba buna ne cevap verecektir?
Bu bahsi geçen kaba-sabalık ve bozukluk hadisin lafzında mıdır acaba? Halbuki bu hadis de diğer hadisler gibi oldukça açık, net, düzenli ve gramerine uygun bir Arapça ile ağızdan dökülmüştür.
Yoksa bu bozukluk hadisin manasında mıdır? Oysa ki hadisin manasında herhangi bir dil kabalığı ve gramer bozukluğu da yoktur.
Ama eğer Alusi, Hz. Ali'nin faziletleri hakkında rivayet edilen hadisleri veyahut ona isnat edilen faziletler bozuk ve uydurmadır derse, o başka! Çünkü görüldüğü üzere mezkur hadis, Hz. Ali'nin fazileti hakkındadır. İşte bu görüş, Nasibiler'in yani Ali'ye karşı kin besleyenlerin görüşüyle tıpatıp aynıdır. Bu da sahibini tehlike uçurumuna götüren yersiz bir çabadır.
كَلَّٓا اِنَّهُ تَذْكِرَةٌۚ فَمَنْ شَٓاءَ ذَكَرَهُۜ وَمَا يَذْكُرُونَ اِلَّٓا اَنْ يَشَٓاءَ اللّٰهُۜ
"Hayır (iyi bilsinler ki) o (Kur'an) bir ikazdır. Dileyen onu düşünür, öğüt alır. Ancak Allah dilemedikçe onlar öğüt alamazlar."
Vuku Bulacak Azap
سَاَلَ سَٓائِلٌ بِعَذَابٍ وَاقِعٍۙ لِلْـكَافِر۪ينَ لَيْسَ لَهُ دَافِعٌۙ مِنَ اللّٰهِ ذِي الْمَعَارِجِۜ
"Soran birisi, yükselme yollarının sahibi Allah tarafından kâfirlere kesinlikle inecek olan ve hiç kimsenin uzaklaştıramayacağı azabı sordu."
Şia, bu ayetin Hz. Ali hakkında indiği konusunda ittifak etmiştir. Öte yandan Ehl-i Sünnet'in birçok alimi de bu ayeti tefsir ve hadis kitaplarında yer vererek kabul etmişlerdir.
Merhum Allame Emini el-Gadir'de bu konuda 29 Sünni bilgininin adını sıralamıştır ve aşağıda da bunlardan bazıları zikredilmiştir:
1- Hafız Ebû Ubeyd-i Herevi (ö. 838/Mekke)
Herevi, "Garibu'l Kuran" tefsirinde şöyle rivayet eder:
"İşte o zaman Allah'ın Elçisi söylenmesi gereken şeyleri söyledi ve bu sözler birçok bölgede yankı buldu. Cabir bin Nazr bin Haris bin Kelde Abdi Rey, o Hazret'in yanına geldi ve dedi:
- Ey Muhammed! Sen bizim Allah'tan başka bir ilah olmadığına ve senin O'nun elçisi olduğuna şahadet etmemizi istedin ve biz de bunu kabul ettik. Namaz kılmamızı, zekat vermemizi, oruç tutmamızı emrettin; onları da kabul ettik. Ama bununla da yetinmedin. Amca oğlunun elini kaldırdın ve onun bizden daha üstün olduğunu belirterek "Ben kimin mevlası isem Ali de onun mevlasıdır. dedin. Acaba bu sözler sana mı ait yoksa Allah'ın bir emri mi? Resûl-i Kibriya şöyle buyurdu:
- Allah'a ant olsun ki; O'ndan başka bir ilah yoktur ve bu sözler Allah tarafındandır. Bunun ardından Cabir bineğine doğru yola koyuldu ve ilerlerken şöyle diyordu:
- Ey Allah'ım! Eğer Muhammed'in söyledikleri hak ise gökten başımıza taş yağdır veya bize elemli bir azap gönder! Daha henüz bineğine ulaşmamıştı ki; gökten düşen bir taş, başından girdi ve altından çıkarak onu helak etti. Bunun ardından şu ayet-i kerime nazil oldu:
" Bir soran, inecek azabı sordu."
2- Ebû Bekir Yahya Kurtubî (ö. 1171)
وَاِنْ تُكَذِّبُوا فَقَدْ كَذَّبَ اُمَمٌ مِنْ قَبْلِكُمْۜ وَمَا عَلَى الرَّسُولِ اِلَّا الْبَلَاغُ الْمُب۪ينُ
"Eğer yalanlarsanız, sizden önceki ümmetler de yalanlamışlardı. Elçiye düşen, yalnız açıkça duyurmaktır."
Hadis Üzerine Bir İnceleme