Bu bakışaçısına göre İmam Hasan'ın (a) şehadetinin sebeplerini bulmak için kabile çatışmalarına veya başka şeye değil hak ve bâtıl cephesinin çelişkisine bakmak gerekir:
a) İmam Mücteba (a) ile tekâmül
1. Ahdi bozma
Muaviye İmam Hasan'la savaşının asli hedefini birkaç günlüğüne ifşa edemedi veya etmek istemedi. Böylelikle iki cephenin uzlaşmazlığının aşikâr nedeni olan hedefin üzerinden perde kalkmış oldu. Allame Meclisî bu konuda şöyle yazar: Barış yapıldığında Muaviye, Cuma günü Nahila'ya varabilmek için Kufe'ye doğru yola çıktı. Orada namaz kıldı ve hutbe okudu. Hutbesinin sonunda dedi ki: “Ben sizinle namaz kılın veya oruç tutun ya da zekât verin diye savaşmadım. Bilakis sizi yönetme işini ele geçirmek için savaştım. Allah onu bana verdi, siz istemiyor olsanız bile. Hasan'a, hepsi de ayaklarımın altında olan birkaç şart koştum. Onlardan hiçbirine vefa göstermeyeceğim.” Sonra Kufe'ye girdi. Kufe'de kaldıktan birkaç gün sonra mescide geldi. Hazret-i İmam Hasan'ı (a) minbere çıkardı ve dedi ki: “Halka söyle, hilafet benim hakkım.”
2. İmam'ı yanına çekme çabası
Muaviye, iki cephe arasındaki hakikî ayrılığın bariz sınırlarını örtbas edebilmek için İmam'ı kendi tarafına çekmeye çok gayret gösterdi. İmam da muhtelif yollarla aynı şekilde iki cephenin ayrı olduğunu vurguladı durdu. Yollardan biri, sebebe dayalı ve ailevî ilişkiler ve kabile ittifakı kurma çabasıydı. Bunun örneğini gördük. Muaviye'nin denediği yollardan bir diğeri de duygusal hareketlenmelerin tamamında hediyeler ve ödüller göndermekti. İmam tabii ki bunları kabul ediyor ve gerekli yerlere harcıyordu. Fakat bu işlerin Muaviye ile arasında yakınlık olduğu şeklinde tarif edilmesine izin vermiyordu. İmam Bakır (a) şöyle der: “قد کان الحسن والحسین یتقبلان جوائز المتغلبین مثل معاویه لانهما کانا اهـلا لما یصل الیهما من ذلک وما فی ید المتغلبین علیهم حرام وهو للنـاس واسـع اذا وصل الیهم فی خیر واخذوه من حقه”, “Hasan ve Hüseyin (a), Muaviye gibi bir zorbanın hediyelerini kabul ediyordu. Zira onların hakkıydı. Zalim zorbaların elinde olanlar aslında onlar için haramdır. Fakat eğer itaat ve hayır yolunda halka iletilirse onlar için helal olur ve hak şekilde alınmış demektir.”
Yine şöyle buyurur: “وجوائزهم لمن یخدمهم فی معصیه الله حرام علیهم وسحت”, “Onların hediyeleri, Allah'a itaatsizlikte onlara hizmet eden kimseler için haramdır ve caiz değildir.”
3. İmam'a hakaret
İmam Mücteba'ya (a) hakaret Ümeyyeoğulları mekanizmasının Hazret karşısındaki davranışlarından idi. Bunu birkaç şekilde yapıyorlardı. Tarihin sayfaları bu tür tavırlarla aşındırılmıştır.
Bir yerde İmam, Muaviye'ye şöyle dedi: “Bu grup bana yakışıksız şeyler söylemedi. Bilakis sen bana yakışıksız şeyler söyledin. Çünkü sen, çirkinliği alışkanlık haline getirmiş birisin. Nahoş ahlak ruhuna kök salmış. Muhammed'e ve sülalesine düşmanlık senin mesleğin. Allah'a yemin olsun ki ey Muaviye, ben ve bu cemaat Peygamber'in (s) mescidinde çatışıyor olsaydık ve Muhacirler ile Ensar etrafımızda bulunsaydı bize bu hakaretleri etmeye cesaret gösteremezlerdi.”
Başka bir defasında Amr b. As, Muaviye'ye şöyle dedi: “İnsanlar onun peşinden yola düştü. Emir verdi, itaat ettiler. Konuştu, tasdik ettiler. Bu ikisi işi çok hassas bir noktaya çekecek. Ona ve babasına lanet okuyacağımız, söveceğimiz ve başkalarının önünde her ikisinin değerini aşağı çekeceğimiz birisini onun peşinden göndermen iyi olurdu.” Aynı mecliste Muaviye'nin taraftarları İmam'a hakaretler yağdırdı ve onun makam ve mevkiini düşürmek için uğraştı. Bunlardan biri şöyleydi: “Sen ey Hasan, hilafetin sana ait olduğunu iddia ettin. Sende onu yürütecek dirayet yok. Bizse seni buraya sana hakaret etmek için çağırdık. Ama Allah sadece babanın hakettiğini verdi. Siz, gerçeği olmayan şeyleri iddia edip duruyorsunuz.”
4. İmam Mücteba'ya (a) itham
Bu konuda da Muaviye ve Emevîler, İmam'ın konumunu aşağı çekebilmek için ellerinden gelen çabanın azamisini ortaya koydu. Mesela İmam'a şöyle diyorlardı: “Sen ve baban önceki halifelerin katledilmesine katıldınız. Ebubekir'e doğru dürüst biat etmediniz. Ömer'in hükümetini sabote ettiniz. Osman'ı öldürdünüz.”
5. İmam Ali'ye (a) hakaret ve itham