Esasen İmam Zeynel Âbidin’in (as) şahsiyeti, Emevî hükümeti aleyhine mücadelenin yüce bir örneği olarak biliniyordu ve insanlar onu bu cephe alışıyla tanıyorlardı. Bu doğrultuda onun adını anmak, Benî Ümeyye ve Benî Mervân halifeleri nazarında suç kabul ediliyordu. İmam’ın (as) kendilerinden övgüyle bahsettiği kimseler de zindana atılıp Beytülmal’den mahrum bırakılıyorlardı. Nitekim şair Ferazdak böyle bir akıbete duçar oldu. Sadece Ali b. Hüseyin’i (as) metheden bir şiir okuduğu için zindana atıldı ve adı mâlî dîvândan çıkarıldı. (27, c. 46, s. 127) Hilafet kurumu İmam Seccâd’ın (as) şahsiyetinden o kadar korkuyordu ki Haccâc Abdülmelik’e bir mektubunda şöyle yazabiliyordu: “Eğer hükümetinin sağlamlaşmasını ve devam etmesini istiyorsan Ali b. Hüseyin’i öldürmelisin.” (a.e., s. 28)
Esasen İmam’ın (as) Sahîfe’deki duâları üzerinde düşünen bir kimse, zalimlerden nasıl beri olacağını, mazlumların yardımına nasıl koşacağını ve bu yolda hareketlerini Masum İmamların (as) imametine göre nasıl düzenleyebileceğini gayet iyi anlar. Mesela zâlimlerin kınandığı 38. duâ, zâlimle mücadeleyi anlatan 20. duâ, ve hak imamı tanıtan 47. duâ bu gerçeği açıkça göstermektedir. 48. duâda İmam (as), İlâhî vasîlere mahsus olan hilafet makamı, hilafet makamına saldırılıp gasp edilmesi, Allah’ın hükümlerinin değiştirilip ters çevrilmesi ve gafletleri, tahrif edilmiş farzlar ve Peygamber’in (saa) metruk bırakılmış sünneti gibi konuları işlemektedir. Minberlerde Emiru’l-Mu’minîn’e (as) lanet ettikleri sırada emirlik ve rehberlik makamından bahsetmekte, bu makamın her türlü pislikten arınmış ve Yaradan ile yaratılanlar arasında vasıta olan Ehl-i Beyt’e (as) mahsus olduğunu bildirmektedir. İmamlara itaatin İlâhî farzlardan olduğunu belirterek, dinin yalnızca seçilmiş İmam vesilesiyle takviye edilebileceğini buyurmaktadır.
4.3. Duâ Diliyle Dinî Bir Hükümet Projesi Sunulması
Sahîfe-i Seccâdiye’de işlenen konular üzerinde iyi düşünülürse ve bazı duâlardaki mazmunlar irdelenirse İmam’ın (as) duâ diliyle dinî bir hükümetin projesini hazırlayıp sunma amacını taşıdığı açıkça görülecektir. Dinî hükümet için her şeyden önce sağlam bir inanç ve ideal yapısına ve dinî rehbere ve lidere ihtiyaç vardır. Üçüncü aşamada toplumsal, siyâsî, iktisâdî vb. ilişkileri düzenlemek için bir yönerge gerekir.
Sahîfe’de işlenenler, İmam’ın (as) dinî hükümet teşkil etmek için bu üç zarurî şartı esas kabul ettiğini ve bunların üzerinde durduğunu göstermektedir. Hatta Sahîfe’nin konu fihristi bile bu hakikati beyan etmektedir. Bu yüzden burada, Sahîfe’nin Gareviyân tarafından düzenlenmiş konu fihristine değinilecektir.
1- Tevhid, Allah bahsi ve Allah’ın sıfatları bâbı.
2- Nübüvvet, enbiyâ bahsi ve enbiyânın hedefleri bâbı.
3- İmamet ve Peygamber’den (saa) sonra rehberlik meselesi bâbı.
4- Meâd ve insanın yaratılmasının nihâî amacı bâbı.
5- İslâm, İslâm’ın ve emirlerinin tanıtılması bâbı.
6- Melekler ve meleklerin görevleri bâbı.
7- Ahlâk ve insanın yüce sıfatları bâbı.
8- Kulluk, Allah’a ibadet ve itaat üslubu bâbı.
9- Zikir, duâ ve duâ etme üslubu bâbı.
10- Siyâset, ülkenin, şehrin, ilçenin, evin ve bütün işlerin yönetimi bâbı.
11- İktisat ve malî işlerin tamamı bâbı.
12- İnsan, insanın niceliğinin ve niteliğinin tanıtılması bâbı.
13- Varlık ve varlıkbilim bâbı.
14- Toplum ve sosyoloji meselelerinin beyanı bâbı.
15- İlim ve ilmin değeri bâbı.
16- Zaman ve zamanı tanıma bâbı.
17- Tarih, tarihi tanıma ve ibretler bâbı.
18- Sağlık ve sıhhat bâbı.
19- Askeriye, savunma ve askerî meseleler bâbı. (20)
Bu öğretilerde duâ diliyle meyve veren ve dinî bir hükümetin temelini oluşturan inkılâbî, siyâsî ve toplumsal bir düşünce gizlidir. Çok geçmeden bu düşünce kendisini gösterdi. Ortam biraz müsait olur olmaz İmam Sâdık ve İmam Bâkır’ın (as) eğitim mektebi öğrencilerle dolup taştı.
Kâfi’de Ebu Hamza Somalî’den şöyle bir rivayet nakledilmiştir:
“Allah bu işi (İmamların (as) eliyle adil hükümet kurmayı) 70 yılında gerçekleştirecekti. İnsanlar yardım etmeyip de İmam Hüseyin (as) 61 yılında şehit edilince Allah insanlara gazap etti ve onu 140 yılına erteledi. Biz, siz Şialara 140 yılında bir hareketin vuku bulacağını ve hükümetin o zaman teşkil olacağını söyledik ama siz bu hareketi ifşa ettiniz. Siz ifşa edince Allah bir daha belli bir zaman tayin etmedi.” (25, c. 2, s. 190)
70 yılı, Kerbela olayından 9 yıl sonrasıdır ve İmam Seccâd’ın (as) imamet dönemidir. 140 yılı ise İmam Sâdık’ın (as) vefat ettiği senedir. Gerçekten 70 ila 140 yılları arasında bir hükümetin teşkili söz konusu idiyse bu hükümetin fikrî ve amelî temelinin hazır olması gerekirdi! Acaba Sahîfe-i Seccâdiye’yi bu doğrultuda değerlendiremez miyiz?
Kaynakça
Cevâdî Âmulî, Abdullah, (1364), Mebde’ ve Meâd, Kum: İntişârât-ı Zehrâ.
Ebu’l-Ferec İsfehânî, (1324), el-Egânî, 21 Cilt, Bulak.
Emin, Seyyid Muhsini (t.y.), A’yânu’ş-Şia, Beyrut: Daru’t-teâruf li’l-matbuat.
Fa‘âl Irâkî, Hüseyin, (1378), Dâstânhâ-yi Kur’ân ve Târih-i Enbiyâ der el-Mîzân, Tahran: Neşr-i Subhân.