7- İmam Seccâd’ın (as) Duâ Diliyle Kültür İnşâsı

04 December 2025 49 dk okuma 11 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 8 / 11

İmam (as) kendi asrında kendi medresesi diyebileceğimiz evinde veya camide, namazlarında, belli münasebetlerde, seher vakitlerinde yüksek sesle duâlar okuyarak ve o duâları özellikle Sahîfe-i Seccâdiye ile miras bırakarak insanları kendi makamına ulaşmaya davet etti ve herkesten ilmî ve amelî olarak çaba sarfedip o yüce makama ulaşmalarını istedi. İmam Seccâd’ın (as) ve diğer Masum İmamların (as) duâları, tüm insanlara şu eğitimsel ve öğretimsel mesajı vermektedir ki her türlü şeraitte kemâlâta ulaşma yolu insanlara açıktır, bu yüzden Allah’tan istemeli ve o kemâlata doğru hareket edilmelidir. Her ne kadar daha önce Masumların (as) duâlarında, özellikle de Sahîfe-i Seccâdiye’de “İnsanlara akılları ölçüsünde söz söyleyiniz” esasına riâyet edilmediği ve Masum İmamların (as) kendi bütün varlıksal mertebeleriyle zuhur ve tecelli ettikleri söylendiyse de İmam Seccâd’ın (as) duâları dev bir okyanusa benzemekte ve herkes kendi varlıksal kapasitesi ölçüsünde onlardan bir şeyler öğrenip eğitim alabilmektedir. Onlar bize en basitinden en yücesine kadar tüm isteklerimizi Allah’tan istememizi öğrettiler. Bununla beraber insanlarda görülen her mertebeden duâ ve duâcı, İmam Seccâd’ın (as) duâları arasında da görülmektedir. Bunun sırrı ise İmam Seccâd’ın (as) tesis ve tekmil ettiği mektebin umum için olması, aynı zamanda havastan olanları da doyurması özelliğinde gizlidir. Bu özellik yalnız nazil edilmiş Kur’ân mektebinde görülebilir, diğer hiçbir eğitim ve öğretim mektebinde göze çarpmaz.

Duâ mektebi olan Sahîfe-i Seccâdiye, esaslarını bilmediğinde yolu bulamayacağın irfan mektebi değildir ya da mantık öğrenmediğinde kapıları sana açılmayacak olan felsefe mektebi de değildir. Duâ mektebinin tasavvurî ve tasdikî esasları, insanın can sahîfesine yazılmıştır ki duâ dili bu sahîfeyi duâdan önce, duâ esnasında ve duâdan sonra tüm duâcıların önüne, kendi varlık kapasiteleri ölçüsünde açar.

Rivayet edilen duâların düzeyiyle Sahîfe-i Seccâdiye’nin düzeyinin farklı olması bu noktada gizlidir. Bu yüzden Masum İmamların (as) duâ mektebi, özellikle de Sahîfe-i Seccâdiye mektebi, her meziyetten ve tesirden önce yüce maarifleri yerleştirme peşindedir. Bu durum rivayetlerde söz konusu edilmemiştir.

İmam Seccâd’ın (as) Sahîfe-i Seccâdiye ile umumun öğretimi ve havassın eğitimi için kültürel bir medrese tesis etmeye çalıştığını ispat eden diğer bir nokta ise şudur: Eğer biz Sahîfe-i Seccâdiye’nin cümlelerini istek şeklinden çıkarıp haber cümleleri şeklinde yazarsak felsefe, kelâm, irfan, beşerî ilimler, sosyal, siyasi ve askerî ilimler ve de hukuk dallarında ileri seviyede birkaç kitap çıktığına şahit oluruz. Bu kitapların her bir cümlesi kendi konusuna göre şerh edildiğinde ortaya birden fazla kitap çıkabilir. Örneğin felsefî, irfânî ve kelâmî açıları olan İlâhî maarifler alanında akılcı önermeler, teorik irfan ve kelâm ile ilgili konular duâların arasında geçmektedir ve bunların yazılması ciltleri doldurur.

İmam Seccâd’ın (as) duâsının şu bölümü üzerinde düşünmek kâfidir:

“Allah’ım! Ey hükümranlığı ebedî ve sürekli olan! Ey ordusuz ve yardımcısız güçlü ve yenilmez olan! Ey günlerin, ayların, yılların ve asırların geçmesine rağmen izzeti baki olan! Saltanatın o kadar güçlü ve sarsılmaz ki ne başladığı bir evveli var, ne de biteceği bir sonu. Hükümranlığın o kadar yüce ki kimse onun sonuna ulaşamaz ve niteleyenler, onun en aşağı mertebesini bile niteleyemezler…” (32. Duâ, 1 ila 9. Arası, s. 150)

“Kudretiyle yaratıkları örneksiz olarak yarattı; dileği doğrultusunda onları icat etti. Sonra onları irade ettiği yola koydu; sevgisi yolunda ilerleyebilmelerini sağladı…” (1/3 ve 4, s. 30)

Allâme Şi‘rânî’ye göre duânın bu bölümü fıtrî harekete işaret eder. (12, s. 16)

4. Duâ Diliyle Tebliğ ve Mücadele Kültürü

4.1. Tehlikelerle Savaşma ve Çıkmaz Yollardan Kurtulma Kültürünü Yerleştirmek

İmam Seccâd’ın (as) döneminde öyle bir vaziyet hâkimdi ki İslâmî câmiâda, İslâm’ın yüce amaç ve hedeflerini ilerletme yolunda olan her bir saf Müslümanın önünde bir çıkmaz sokak vardı. İslâm câmiâsının, dinin ve gerçek dindarlığın karşı karşıya kaldığı tehlikeleri yok etmek için hiçbir yol yok gibi gözüküyordu.

Bu çıkmazların ve tehlikelere karşı koyma yolunun olmamasının dakik biçimde anlatımı için İmam Seccâd (as) dönemine hâkim olan atmosferi tahlil etmek gerekir. Bu ise bu makalenin sınırlarını aşmaktadır. Ancak yine de konuya genel olarak değinmek, amacımız doğrultusunda yeterli olacaktır.

Âyetullah Hamaneî’nin tahliline göre İmam Seccâd’ın (as) dönemine hâkim olan durumun dört özelliği vardı.

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar