8- Gaybet-i Sugra ve Gaybet-i Kubra Dönemi

04 December 2025 56 dk okuma 12 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 11 / 12

Şeyh Tûsî’nin ifadesine göre Mutazıd’ın Şia’ya karşı oluşturduğu baskı ortamında kılıçlardan kan damlıyordu.

Ancak bu durum “Muktedir”in hükümete geçişiyle değişmiş ve Şia’nın lehine dönüşmüştü, öyle ki Şia hükümet çarkına yerleşerek siyasî açıdanda etkili oluyordu.

Bu değişim Şia olan “Benu Furat” ın hükümet üzerindeki etkisiyle başladı. Şia Ebu’l-Hasan, Ali b. Muhammed ve İbn Furat aracılığıyla aşağıda belirtildiği şekilde üç defa vezirlik makamına ulaştı:

1. “Hicrî 296 yılından 299” yılına kadar;

2. “Hicrî 304 yılından 306” yılına kadar;

3. “Hicrî 311 yılından 312” yılına kadar.

Ali b. Furat’ın vezirlik yılları arasında Şialar için nisbeten özgür bir ortam doğmuş ve Şialar bu fırsattan yararlanarak Şia mektebinin ihya edilmesi doğrultusunda yararlanmışlardır.

Hüseyin b. Ruh Nevbahtî’nin özel Nâiblik yaptığı bu dönem, Hüseyin b. Ruh’un Gizli Vekâlet Teşkilatına daha iyi kılavuzluk etmesi için güzel bir fırsat olmuştur. Hüseyin b. Ruh, İbn Furat’ın vezirliği döneminde siyasetin büyükleri arasında iyi konuma sahip olmuş ve bu konumu bir fırsata dönüştürerek Şia’nın lehine kullanmıştır.

c) Toplumsal Konumu

Abbasîler’in hilafet merkeziden ve aynı şekilde Abbasî hükümetlerinin geniş ölçüde nüfuza sahip olduğu bölgelerin tamamında Şialar’ın dikkate değer ölçüde etkisi söz konusuydu. Ancak bölgelerdeki birkaç yıllık geniş etkisine rağmen aşağıda sıralanacak sınırlandırmalar, bu dönemde Şialar’ı rahatsız olmasına sebep oldu:

1. Abbasî hâkimlerinin Şia aleyhtarı siyaseti;

2. Eş’arî düşüncesinin Adliyye (Şia ve Mu’tezile) düşüncesine galebe etmesi;

3. “Karamita” ve “Zenciler”in işledikleri geniş çaplı cinayet ve vahşiliklerinin sorumluluğunun Şialar’a yüklenmesi.

Hicrî 311 yılında “Karamitaler” Kâbe’yi ziyarete gelen hac kervanına saldırıp vahşi cinayetlere mürtekip oldukları zaman geniş çapta propaganda yaparak Şialar’ı bu cinayetlerin suçlusu göstermeye çalıştılar ve Bağdad halkı Şia veziri Ali b. Furat’ın aleyhine sloganlar attı. Bunun akabinde İbn Furat ve oğlu vezirlik makamından alındı ve hemen ardından tutuklanarak idam edildi.

Bu olayla ilişikli olarak İmam Mehdi’nin (a.f.) üçüncü Nâibi Hüseyin b. Ruh Nevbahtî’de tutuklanarak zindana atıldı.

Ancak Abbasî hükümetinin sınırları dışında ve özerk bölgelerde özellikle inkılâbî Şia hükümetlerinin bulunduğu yerlerde Şia, toplumsal açıdan daha iyi bir konuma sahipti.

Gaybet-i Kubra Dönemi

İmam Mehdi’nin (a.f.) dördüncü vekilinin ölümü ile ilgili, gelen en son mektubu “Büyük Gaybet’in” gelişinin habercisi olmuş ve Küçük Gaybet’in bitişiyle Şia tarihînin yeni bir döneme girdiği açıklığa kavuşmuştur.

Önceki bölümde bu mektuptan bahsetmiş ve açıklamasını yapmıştık. Bu bölümde ise bu dönemin aşağıda yer alan önemli konularına özetle değineceğiz:

1. Şia’nın tarihî ve Gaybet-i Kubra Dönemi’nde Şia Teşkilatı ve Şia devletleri;

2. Bu dönemde Şia âlimlerinin fikrî ve siyasî mücadeleleri;

3. Küçük ve Gaybet-i Kubra Dönemi’nde Mehdilik iddiasında bulunanlar.

1- Gaybet-i Kubra Dönemi’nde Şia ve Devletleri

a) “Gaybet-i Kubra” Dönemi’nde Şia

Abbasî halifelerinin fesad ve zulümleri ve peşpeşe Alevî kuruluşları, Abbasîler’in hükümet temellerini sarsmış, inkılâbî ve Şia devletlerinin ortaya çıkışının alt yapısını oluşturmuş ve Şialar’ın mezheblerini özgürce tebliğ etmelerine sebep olmuştu.

Dördüncü asırda İslâm topraklarının tamamında pek çok Şia yaşıyordu. Beş asır boyunca Şia kendi genişlemesine devam etti ve Şia devletleri de hükümetin başına geldi. Bu dönem içerisinde gerçekleşen pek çok önemli olaylardan bazıları şunlardan ibarettir:

1. Beşinci Yüzyıl’ın sonlarında İsmailîler İran’da tamamen özgür yaşıyorlardı;

2. Sekizinci Yüzyıl’ın yarısından Dokuzuncu Yüzyıl’a kadar “Mazenderan” ve “Kazvin”de Mar’aşî Seyyidleri hükümranlıklarını sürdürdü;

3. Allâme Hillî ve oğlunun Sultan Muhammed Hudabende’nin hükümetindeki nüfuzları Şialığın yayılmasına sebep oldu;

4. Akkoyunlular “Tebriz”de hüküm sürdü ve onların hükümet sınırları “Fars ve Kirman”a kadar uzandı;

5. “Lum’a” kitabının yazarı Şia’nın dâhi âlimlerinden Şehid-i Evvel (Muhammed b. Mekkî Âmilî) 786 yılında Dımışk’ta Şialık suçundan şehit edildi.

Genel olarak bu beş asırda Şia, cemiyet açısından artış gösterdi ve mezhepsel özgürlük ve güç açısından zamanın hükümet ve sultanlarına tabiydiler. Bu zaman kesitlerinde İslâmî hiçbir bölgede Şia resmî bir mezhep olarak ilân edilmedi.

Hicrî Onuncu Asr’ın başlarında Şia mezhebine mensup olan Şah İsmail, Safevî kıyamını Erdebil’den başlatarak İran’ı tek devlet haline getirdi ve kendi sınırları içersinde Şia mezhebini resmîleştirdi.

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar