9- Ashabi kennucum

04 December 2025 54 dk okuma 13 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 11 / 13

Asimî şunu nakleder: "Hz. Peygamber buyurur: 'Ashâbıma ihtilaflarından ötürü kötü söz söylemekten sakının!! ve şunu nakleder: Cedi el-Muhâcir şöyle der: Ebu Ali el-Harevî, Atiye'den o da İbnu'l Mübarek'ten o da İbn-i Lehîa'dan o da Yezid b. Ebi Habib'ten bize şunu nakletti: Allah Resulü buyurdu: Benden sonra Ashâbım arasında bir takım fitneler ortaya çıkacak, o fitnelere karışanları, Allah-u Teâlâ benimle olan geçmişlerinden ötürü affedip bağışlayacak. Ama sonra gelenler bu fitnelerde onlara uyarlarsa Allah onları Cehennem'e atacaktır.

Müttakî el-Hindî de Hz. Peygamber'in (saa) şöyle buyurduğunu söyler: "Ashâbım arasında fitneler çıkacak ama benimle olan geçmişleri nedeniyle Allah onları bağışlayacak ama onlardan sonra Ashâbımı izleyecek olanları Allah cehennem ateşine atacaktır."

* Asabım yıldızlar gibidir hadisinin doğru olmadığına dair altıncı delil de; Halkın önderleri olamayacaklarına ilişkin kendi itiraflarıdır.

Ehl-i Sünnet kitaplarının birçoğunda çokça yer alan bu tür hadislere göre sahabenin ümmete liderlik edemeyeceklerini itirafı vardır.

Bir çok tarihçi bir kısım sahabenin ortaya çıkan olay ve meseleler karşısında, şer'i hükmün ne olduğunu öğrenmek için diğer sahabelere başvurmuşlardır. Hatta onlardan bazıları konular hakkında bilgileri olmadığı için tek bir mesele hakkında dahi birbiriyle çelişen bir kaç hüküm vermişlerdir.

Taberani kendi tefsirinde II. Halife'nin şaşkınlık uyandıracak bu tür bazı örneklerine yer vermiştir.

Öyleyse ilk ve son ilmin sahibi Hz. Peygamberin (saa) böyle bir şeye hükmetmesi olağan dışıdır. Dini hüküm ve bilgiye uzak birçok Sahabenin ümmetin merci makamı ve rehberi olarak tayin edilmesi mümkün değildir.

* Yedinci delil ise şudur; Tathir ayeti ve Sakaleyn hadisi başta olmak üzere Ehl-i Beyt'in günahsız ve masum olduğuna dair var olan diğer ayet ve hadisler konusunda ortak bir şüphe yoktur.

Mademki bu böyledir, bu yüce insanların olduğu yerde Allah Resulünün bunca hata ve günaha bulaşmış kimseleri gökyüzündeki yıldızların makamına çıkarması akla uygun düşmekte midir?

Halbuki o sahabenin içerisinde varlıklarıyla Ehl-i Beyt İmamlarını aratmayacak Ebuzer, Salman, Mikdat ve Ammar gibi isimler de yer almaktadır.

* Sekizinci delil olarak şunu söyleyebiliriz; hiç şüphesiz ister belirtilmiş olsun isterse de belirtilmemiş şer'i konularda sahabeler arasında olan ihtilaflar bir hayli çoktur. Hatta bu konu üzerinde Şah Veliyyullah ed-Dihlevî'nin el-İnsâf fi Beyâni Sebebi'l İhtilâf Beyne'l Fukahâ'i ve'l Müctehidîn eseri gibi birçok kitap kaleme alınmıştır.

Hal böyle olunca hangi aklı selim mümin kendisi için bu insanları ümmettin önderi olarak kabul eder? Kaldı ki Allah Resulü her müminden daha üstündür.

* "Asabım gökteki yıldızlar" gibidir hadisinin doğru olmadığına dair dokuzuncu delil ise; Peygamber Efendimizin sahabelerinin hata yapabilmeleri veya diğerlerinin yaptığı hatalar nedeniyle itidalden çıkarak muhatabı yalanlama ve hatta tekfir etmeye varan durumların olmasıdır. Bunlar Ehl-i Sünnet kitaplarında yer bulan olaylardır.

Şimdi bu durum da göz önünde bulundurulursa hangi mantık sahibi tüm sahabeyi, hem de böylesi bir durumda dinin önderi, Müslümanların rehberi olarak kabul edebilir ki?

* Mezkur hadis için onuncu delil de; bazı sahabelerin Allah'ın kitabına ve Resulünün sünnetine bağlı kalıp, amel etmemeleridir. Hatta bunlar arasında din içerisinde bidat çıkaranlar dahi vardır. Böylesi bir durumda onları gökteki yıldızlar konumuna koyup, peşlerinden gitmek ne kadar doğrudur acaba?

Konuya örnek olarak, Sahihi Buhari'de geçen 'Büyüklerin emzirilmesi' babına bakmakta yarar var. Bazı sahabeler, yaşlı erkeklerin kadınların göğüslerinden süt emebilecekleri şeklinde fetva vermişlerdir. Bu şekilde o kadınlarla mahrem olabilir ve örtünmeden onların vücutlarına bakabilirler. Bu fetvayı veren kimseler bu meseleye ön ayak olmak için erkekleri kız kardeş ve kardeş çocuklarının yanına dahi yollamışlardır.

Acaba gerçekten böyle kimselerin ümmetin rehberliğini üstlenmeye liyakatleri var mıdır?

Bir başka örnek ise bazı sahabelerin verdiği; şarabın üçte birini içmenin caiz olduğu yönündeki fetvalarıdır. Bunun için halis şarabı alıp üçte biri kalana değin iyice kaynatarak kalan miktarı helal saymışlardır.

Bu konu el-Mebsût'taşöyle geçer: "Büyük bir sahabe(!) böylesi bir işe kalkıştı ve birçokları ona cephe aldı. Ona: 'ateş , bir şeyi helal kılmaz.' dediklerinde ise 'Ey Sersem! Önceden şarap değil miydi? Şimdi ise sirke oldu ve biz de onu içiyoruz.' cevabını verdi."

* On birinci delil ise şudur; birçok sahabeye yaşadıkları konum hasebiyle dini hükümler ve Hz. Peygamberin sünnetleri ulaşmamıştır hatta birçok şeyden haberleri dahi olmamıştır. Bu nedenle ortaya çıkan meseleler karşısında Allah Resulünün hükmü karşıtı işler yapmışlar ve bazı zamanlar Kur'an ve nassın zıttına davranmışlardır.

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar