Yeni ekolün oluşmasının başlangıcında fakihler, kendi fetvalarını açıklamada ihtiyata riayet ederek ilgili hadislerin lafzını aynen naklediyordu. Aslında sözkonusu fetvalar, İmam'a nispeti ve senedi zikredilmemiş rivayetlerdi. Bu asırda oluşan fıkıh ekolü Gaybet-i Kubra'nın başlarında evrim geçirdi. Ahkâmın teşriinde kullanılan dört kaynağa ilaveten fıkıh usülü ilmine dayanan ve Şeyh Tûsî aracılığıyla kemale erdirilip zirveye taşınan yeni bir fıkıh ekolünü ortaya çıkardı.
Havzalar
Şiilerin ilmî faaliyetleri eğitim ve telif olmak üzere iki genel formda gerçekleşiyordu. Her şehir ve bölgede Şii âlim ve düşünürlerin bulunması, her biri kendi şartlarına uygun ilmî faaliyetler yürüten aktif ilmî havzaları meydana getirmişti. Bunların arasında Şii nüfusun yoğun olduğu ve daha fazla âlimin bulunduğu şehirler haliyle daha önemli hale gelmişti.
Kum
Şiilik Kum şehrinde, Kufe Eş'arilerinden bir grubun bu şehre göçetmesiyle yayıldı. Eş'ariler, Kufe'nin tanınmış Şii ailelerindendi. Şia'nın Kum'da yayılmasıyla Şiilerin İmamlarla (a.s) münasebeti gelişti ve bu şehir, çok erken bir zamanda Şia'nın asli merkezlerinden ve ilim kutuplarından birine dönüştü, Ehl-i Beyt ilimleri geniş biçimde orada revaç buldu. Kum ulemasının dini koruma ve yayma konusundaki esaslı rolü üzerine birtakım rivayetler nakledilmiştir. Gaybet-i Suğra döneminin başında Kum, Şii âlimler ve muhaddislerin toplandığı yerdi ve çok sayıda Şii âlimine ilaveten birkaç seçkin âlim ailesi de bu şehirde yaşıyordu. Bu ailelerin en önemlisi, çok eski zamandan beri Kum'un ilmî ve dinî idaresini üstlenmiş Eş'arilerdi. Gaybet asrının başlarında büyük muhaddis Ahmed b. Muhammed b. İsa Eş'arî, bu görevi üstlenmişti. O, imamların çoğunun rivayetlerini nakletti, Kur'an ilimleri ve akaid üzerine telifler kaleme aldı. Kum'un diğer büyük muhaddislerinden olan Muhammed b. Ahmed Eş'arî, 23 fıkıh kitabını içeren Nevâdiru'l-Hikem ansiklopedisini yazdı. Aynı aileden Sa'd b. Abdullah'a da işaret edilebilir. O da Kitabu'r-Rahme adında başka bir fıkıh ansiklopedisi telif etti.
Bâbeveyh ailesi de Kum'un pek çok âlim yetiştirmiş meşhur ailelerindendi. Bu ailenin Gaybet-i Suğra döneminde öne çıkan siması, yeni bir fıkıh ekolünün temellerini atan Ali b. Hüseyin Bâbeveyh (vefatı hicri 329) idi. Fıkıh ve akaid alanında çok sayıda telif vermiştir. el-İmam ve't-Tebsire mine'l-Hayra isimli değerli kitabı elimizdedir.
Ahmed b. Muhammed b. Hâlid Berkî de Kum'un büyük muhaddislerindendi. Şeyh Tûsî, fıkıh ve Kur'an'a dair muhtelif mevzularda ona ait yüze yakın kitabın adını saymıştır.
Kum havzasının diğer âlimlerinden İbn Kuleveyh, Muhammed b. Hasan el-Saffar (vefatı hicri 290), Abdullah b. Cafer Himyerî (vefatı hicri 298) ve Ali b. İbrahim Kummî'ye de işaret edilmelidir. Her birinin çok sayıda telifi vardır ve bunların bazıları günümüze kalmıştır. Kum âlimleri hadis ekolünün takipçisiydi ve Kum'un ilim atmosferi tamamen bu ekolden etkilenmişti. O kadar ki, orada kelam düşüncelerinden eser yoktu. Kum uleması akaiddeki sapkınlıklar ve aşırılıkların her türlü tezahürüne karşı şiddetle mücadele ediyordu. Zayıf rivayetlerin ve içinde aşırılık olan hadislerin nakledilmesine engel oluyor, aşırılık ve itikadî sapkınlıkla itham edilen ravileri şehirden çıkarıyorlardı. Kum ilim havzasına hâkim hava, ilmî meselelerin halledilmesinin mercii olabilecek sabit ve makbul bir ilim ortamının oluşmasını sağladı. Mesela -daha önce değinildiği gibi- Hüseyin b. Ruh Nevbahtî, mevzularının sahih olup olmadığının incelenmesi için bir kitabı Kum ulemasına göndermişti.
Kufe
Kufe şehri, Şii eğilimlerin yaygın biçimde ortaya çıktığı ilk şehirdi. Kufe Şiilerinin İmamlara (a.s), İmam Sâdık (a.s) zamanında zirveye ulaşan bağlılık ve muhabbeti Kufe'nin ilim ortamına özel bir hal bahşetti. İmamların (a.s) birçok ashabı bu şehirde ikamet ediyordu. Kufe havzasında kelam ve hadis ekollerinin takipçisiydi. Şii kelamcılar ve muhaddisler bu şehirde aktifti. Gaybet asrında bu şehir ilmî konumunu korumuşsa da eskisi gibi değildi. Çünkü Kum şehrinin, Şii hadis ekolünün merkezi olarak ortaya çıkışı ve yavaş yavaş Bağdat havzasının oluşmaya başlaması, Kufe ilim havzasının zayıflamasına ortam hazırlamıştı.
Kufe'nin en büyük Şii ailelerinden Âl-i A'yen bu asırda şehrin ilmî idaresini elinde tutuyordu. Bu ailenin âlimlerinden Ali b. Süleyman, Ali b. Yahya Zürârî ve Muhammed b. Süleyman'a değinmek yerinde olur.
Bu şehrin diğer ilim ailelerinden biri de Âl-i Nuhik idi. Necâşî onlardan övgüyle bahsetmiştir.
Kufe ilim havzasının ayrıcalıklarından biri, Kufeli âlimlerin, Şia'nın yazılı fıkhının temelini oluşturan Usûl-i Erbaa Mie'ye ulaşabilmesiydi. Bu Usûl'ün çoğu Kufeli muhaddis ve ravilerin elindeydi ve onları rivayet ediyorlardı. Ali b. Muhammed Zübeyr (vefatı hicri 248) ve Ahmet b. Muhammed b. Ammar (vefatı hicri 346), bu ilkelerin çoğunu elinde bulunduran kimselerdi.
Bağdat