Allame Tabâtabâî, “سَنُرٖيهِمْ اٰيَاتِنَا فِي الْاٰفَاقِ وَفٖٓي اَنْفُسِهِمْ حَتّٰى يَتَبَيَّنَ لَهُمْ اَنَّهُ الْحَقُّؕ اَوَلَمْ يَكْفِ بِرَبِّكَ اَنَّهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ شَهٖيدٌ” (41/Fussilet 53) ve “وَفِي الْاَرْضِ اٰيَاتٌ لِلْمُوقِنٖينَ. وَفٖٓي اَنْفُسِكُمْؕ اَفَلَا تُبْصِرُونَ” (51/Zariyat 20-21) ayetine dayanarak “enfüsi ayetlerin bilgisi” ve “afaki ayetlerin bilgisi”nden “Allah'ı bilme”nin iki yolu olarak bahsetmektedir. İnsanların genelinin enfüsi seyre güç yetiremeyeceğine ve afaki seyirden hasıl olan bilmenin kâfi olduğuna Kitap ve Sünnetin delalet ettiğine dikkat çekerek “marifet-i nefs”in yolunu belirlenmemiş saymakta ve “المعرفة بالنفس أنفع المعرفتین” hadisinin izahında “afaki bilme” ile mukayese edilince onun daha faydalı olmasının sebebini açıklamaya koyulmaktadır. “Nefsin insana daha yakın olması”, “marifet-i nefsin, nefsi ıslahla meşguliyeti gerektirmesi”, “enfüsi seyirden hasıl olan bilmenin vehbî (huzurî) olması”, “marifet-i nefsin halktan kopma ve Hakkı bilmeyle ya da marifetullah billaha vuslatla sonuçlanması” Allame Tabâtabâî'nin “marifet-i nefsin daha faydalı olduğu”nu ispatlamak için öne sürdüğü dört delildir. (A.g.e., s. 170-172 ve s. 193).
2-10. İslam şeriatının “marifet-i nefs”in nasıl kazanılacağına odaklandığına vurgu
Allame Tabâtabâî, İslam şeriatının “genel oryantasyon”a ilaveten “seyrü sülukun operasyonel programı”nı da insanların kullanımına sunduğunu vurgulamaktadır. Onun inancına göre, dinin bir yolu “Allah'ı yolu” olarak insanlara tanıttığı, ama onu katetmenin nasıl olacağını açıklamadığı asla tasavvur edilemez. Halbuki Allah Teala Kur'an'da şöyle buyurmaktadır: “وَنَزَّلْنَا عَلَيْكَ الْكِتَابَ تِبْيَاناً لِكُلِّ شَيْءٍ وَهُدًى وَرَحْمَةً وَبُشْرٰى لِلْمُسْلِمٖينَ” (16/Nahl 89). Allame Tabâtabâî, Kur'an ve Sünnette emredilmiş “Allah'ı zikir” ve “salih ameller” gibi konuları “marifet-i nefs”in pratik programı kabul etmektedir. (A.g.y., 1388 b, s. 100).
Diğer bir ifadeyle, Allame Tabâtabâî, İslam dininde “marifet-i nefsi kazanmanın niteliği”ne dair bir söz geçmediği ve bu babta açıklanan şeyin şer'i dayanağı bulunmadığı iddiasını kabul etmeyerek İslam şeriatının, mükemmelleşmeye çağırmaya ilaveten “Allah'a doğru seyrin ve mutluluğa ulaşmanın levazımatı”nı da beyan ettiği prensibine dayanmakta ve “marifet-i nefsi kazanmanın niteliği”nin din içi izahına girişmektedir. Allame, “marifet-i nefs”i “Allah'tan başkasından kopma” ve “Allah'a tam yönelme”nin neticesi görerek ve “şer'i emirler ve yasaklar”ın tümünün gerçekte bu anlamın gerçekleşmesinin niteliğini beyan ettiğini belirterek “tevbe”, “pişmanlık”, “muhasebe”, “murakabe”, “suskunluk”, “aç kalma”, “yalnızlık”, “sabahlama”, “zikir”, “düşünme” gibi durumları bu hedefe ulaşmanın yaklaşımları olarak zikretmektedir. Allame Tabâtabâî'nin inancına göre dünya ile meşguliyeti terketmek, maddiyatla alakayı kesmek, kalbi arındırmak ve onu ilahî nurun yansıması için hazır hale getirmek için gayret göstermek, kemale veya velayet makamına erişmek bakımından en önemli faaliyettir. (A.g.y., 1360 Kameri, s. 40, s. 50 ve s. 57-58).
2-11. “Kalp tasfiyesi”ne pratik yaklaşım ve “marifet-i nefs”e ulaşmak için “aklı meşgul eden düşüncelerin iptali”ne işaret
Allame Tabâtabâî, kalbi arındırma ve aklı meşgul eden düşüncelerin iptali için pratik yaklaşımlardan birine değinmekte ve onu şöyle açıklamaktadır: Tenha bir mekânda, dikkat dağıtacak fazlalıklardan arınmış halde oturup gözlerini kapat. Sonra özel bir hayali surete odaklan ve başka bir suret ilgini kendisine çekemeyecek şekilde dikkatini topla. Bu alıştırmanın ilk günlerinde gündelik fikirler, oyalayıcı ve takıntı yaratan çok sayıda hayali suretler hayalinin gözü önünde izdiham meydana getirecek ve zihninde karmaşaya yol açacaktır. Öyle ki bu suretleri birbirinden ayırt etmek bile senin için mümkün olamayacaktır. Ama bir süre bu alıştırmaya devam ettikten sonra zamanla sözkonusu izdiham ve karmaşa azalacak ve odaklandığın o özel hayali suret daha da şeffaf hale gelecektir. Adeta baş gözüyle ona bakıyor gibi olacaksın. Bu alıştırmayı sürdürdüğünde hayal gücünün yönetimi -kâmil biçimde- aklın idaresine girecek ve disiplin, uyum ve sağlamlığı için zemin hazırlanmış olacaktır. Bu alıştırmayı “ben bilinci”ne ulaşmak, “nefse odaklanmayı kazanmak” ve başka şeylere ilgiyi kesmek için de gerçekleştirmek mümkündür. İnsanın tenha bir yerde, ses seda olmaksızın oturup gözlerini kapatarak kendi suretine odaklanması, zihnine gelen başka her türlü surete sırt çevirmesi şeklinde. (Aynı yer; a.g.y., 1388a, c. 2, s. 208).
2-12. “Marifet-i nefs”in “sosyal misyonlar”la çelişmediğine vurgu