Allâme Tabâtabâyî’nin Düşünce Düzeninde Genel Din Sistemi
Meysem Kâsımî
Özet
Düşünce sisteminin altyapısını oluşturan düşünce düzeni, küçük ve büyük temellerin, kaidelerin ve de özel ve derinlikli teorilerin oluşturduğu halkaların birbiriyle olan bağıdır. Fikrî bir güce sahip ve de akla ve nakle dayalı unsurlardan nasiplenerek dinî düşünce alanında tarif edilemez bir erginliğe ulaşmış bir düşünür unvânıyla Allâme Tabâtabâyî, asırlar boyunca modern çağda ve sonrasında insan ihtiyaçlarına cevap verme hususunda verimli ve ilhâm kaynağı olabilecek değerli bir dinî görüş ve yöneliş kaynağıdır. Allâme Tabâtabâyî’nin düşünce düzeninde incelenebilecek konulardan biri onun düşüncesindeki genel din sistemine dair kavramsal coğrafya çizimidir. Bu düşünce düzeni sisteminin elde edilebilmesi için dinin tanımı yapıldıktan ve başlangıç seviyesinde bir genel din sistemi çıkarıldıktan sonra O’nun düşünce düzenine etki eden unsurların beyan edilmesi ve dine dair detaylı ve kapsamlı sisteminin, yine O’nun düşünce düzeni zinciriyle irtibatı dikkate alınarak tahlil edilmesi gerekir. Bu makalede onun düşünce unsurlarından en önemlileri, düşünce düzenini temsil edebilecek nitelikte olmasına dikkat edilerek genel bir bakışla incelenecek ve onun dine dair çizdiği genel tasvir üzerinde durulacaktır. Bu hedefe ulaşmak için onun muhtelif konularda yazdığı küçük parçalar, tek yönlü ve istisnaî görüşlerini içeren yorumları gözardı edilecektir. Gerçi Allâme Tabâtabâyî, diğer birçok İslâm düşünürü gibi dinin genel sistemi içinde itikatlar, ahlâk ve ahkâm üçlüsünü zikretmiştir ama onu ayıran nokta, itikatları ve temelleri açıklarken ve de aynı şekilde ahlâktan ve toplumsal düzenlerden bahsederken insanın fıtrî gerçekçiliği üzerinde durması ve dinin muhtelif alanlarında dinî akılcılığa gösterdiği özendir. Nitekim onun din unsurlarının tahliline dair yaklaşımı, muhtemelen din genelinde yeni bir sistem önerisiyle sonuçlanabilir.
Anahtar kelimeler: Genel din sistemi, Allâme Tabâtabâyî, tabiat, dinî akılcılık.
Giriş
Merhûm Allâme Tabâtabâyî, yokluğunda geçen onlarca yıla rağmen görüşleri ve fikirleri hâlâ muhtelif beşerî ilim dallarından düşünürlerin ilgisini çekmeye devam eden İslâmî düşünce dünyasının seçkin ve etkili mütefekkirlerindendir. Teorilerinden çoğunun işe yarar oluşu, birçok araştırmacıyı O’nun görüşlerine dair okuma yapmaya mecbur bırakmıştır.
Allâme Tabâtabâyî’nin düşünce düzeni, bir araya toplanıp sayılmasının dahi ciltlerce araştırma çalışmasını gerektirdiği muhtelif ve türlü konuların dev bir mecmuasıdır. Bu makalede O’nun düşüncesindeki genel din sistemine seri ve aynı zamanda ilmî bir bakışı değerli okurların düşünce dünyalarına takdim etmeyi ve O’nun düşünce düzeni üzerinde tesir bırakan esas unsurları beyan etmeye çalışacağız.
Dinin tanımı
Allâme Tabâtabâî’nin düşüncesinde din, dünyevî hayatta iyi hâlin teminini sağlayan yaşam yolunun, Allah nezdindeki dâimî ve hakîkî yaşamla uyumlu olmasından ibarettir. Böyle bir yol, geçim sağlamak ve dünyevî yaşam yolunda ihtiyâç duyulan miktara ulaşmak için bir programa sahip olmayı gerektirir. Sözün özü şudur ki eğer din insan için bir yaşam yolu ve programıysa insanın dünya ve ahirette kurtuluşunu temin edecek hidayet ve rehberlikte bulunurken insanî fıtrat ve hilkat çerçevesinin dışında hareket edemez. Çünkü esasında salâh (iyilik) ve fesâd (kötülük), insanın zât ve hüviyetinde anlam bulur. Bununla beraber dinbiliminin temeli, insanbilimin altyapısı ve esaslarıyla kuvvetli bir bağ kurar.
Tabâtabâyî açıkça tabiî ve fıtrî insanı dinin muhatabı kabul eder ve dini, akıl ve akletme gücünün resmiyette tanınması temelinde tanımlar:
Tabiî insan, Allah’ın verdiği fıtrata yani evhâm ve hurafelerle lekelenmemiş temiz şuur ve iradeye sahip olan insandır. Biz böyle bir insanı fıtrî insan olarak adlandırıyoruz. İnsan türünü diğer hayvanlardan ayıran şeyin insanın akıl gücüyle donatılmış olduğu ve hayat yolunda ilerlerken “akıl ve fikir” özelliklerini kullandığı hususlarına dair asla tereddüt edilemez. Oysa diğer hayvânlar bu Allah vergisi nimetten mahrumdurlar… Bu esasa göre her türün kâmil eğitimi o türün üstünlükleri ve özelliklerinin eğitimi suretiyle gerçekleşmelidir. İslâm eğitim ve öğretim esaslarını “taakkul (akletme)” üzerine kurmuştur, duyguların üzerine değil! O yüzden İslâm’da dinî davet, fıtrî insanın Allah vergisi akledebilme özelliği ile zan ve hurafelerin şâibesinden arınmış olarak doğruluk ve gerçekliklerini onaylayabileceği bir dizi pâk akâid, üstün ahlâk ve ilmî kanunlar doğrultusundadır. (Tabâtabâî, 1388 B: c.1, 77-78)