Hadislerde, kızgınlık anında ceza vermek yasaklanmıştır. Bu yasağın nedeni, kızgınlık anında ceza vermenin iki sonucundan dolayı olabilir. İlki, ilahî ve eğitsel boyutunu kaybettiği içindir; zira eğitmen, kızgınlık anında öğrenciyi düzeltmek ve eğitmek için değil kendi içinin rahatlaması için ceza verebilir. İkincisi, kızgınlık anında akıl, kullanılma özelliğini kaybeder ve cezada aşırılığa gitmeye neden olabilir. Dolayısıyla telafi edilemeyecek ruhsal ve bedensel zararlara yol açabilir.
7-4 Hassas Noktalara Vurmak
Yüz gibi bedenin hassas ve zarar görebilecek bölgelerine vurmak, ağır ve telafi edilemeyecek tahribata neden olabilir. Bundan dolayı hadislerde buna özellikle vurgu yapılmış, hatta hiçbir ilahî had ve cezada yüze vurmaya izin verilmemiştir. Zira yüz, insanın güzelliğinin ve ilahî keramet ve yaratılışın mazharıdır. Bundan dolayı ona ihtiram gösterilmelidir. Ayrıca diğer uzuvlara göre daha çok zarar görme potansiyeline de sahip olduğundan yüze vurmaktan kaçınılmalıdır.
7-5 Cezada Gevşeklik ve Afta Aşırılık
Bazen öğrencinin, eğitmenin hüsn-i zannını ve affediciliğini su-i istimal etmesi ve bir daha suça ve hataya duçar olması mümkündür. Bundan dolayı eğitmenin, affedici olmasıyla birlikte su-i istimalin önünü alabilmek için sabit duruşlu ve kendinden emin de olması gerekir. Hadiste şöyle geçmektedir:
Bedir savaşında bir kimse esir düşmüştü. Peygamber’e (saa) şöyle arz etti: “Benim bir ailem var. Büyüklük yap ve beni özgür bırak.” Yüce İslam Peygamberi (saa) o adamı bir daha savaşa katılmaması şartıyla serbest bıraktı. Bu şahıs Mekke’ye ulaştığında Kureyş’e “Muhammed’i kandırdım.” diye seslendi. Ardından Uhud savaşına da katıldı. Bir daha esir olunca kurtulabilmek için aynı bahaneyi ileri sürmek istedi. Peygamberimiz (saa) kesin bir duruşla şöyle buyurdu: “Kureyş’e tekrar ‘Muhammed’i kandırdım’ diye bağırman için mi seni serbest bırakayım? Mümin asla aynı yerden ikinci defa sokulmaz.” Ardından öldürülmesi emrini verdiler.
7-6 Cezanın Ardından Öğrenciye Suçlu Gözüyle Bakmak
Allah Resulünden nakledilen bir hadise göre, öğrencinin cezayı kabul etmesi, günah ve hatasının kefareti ve karşılığıdır. Bundan dolayı cezadan sonra öğrencinin hatası unutulmalı ve ona diğerlerine davranıldığı gibi davranılmalıdır. Böyle bir bireye kötü gözle bakmak, onları yanlışa daha çok yönlendirecektir. Aynı şekilde hata işledikten sonra pişman olup tövbe eden kimse, hiç hata işlememiş biri gibidir. Bu durumdaki birine suçluymuş bakmak, onu bahsettiğimiz zararla karşı karşıya bırakacaktır.
Özet olarak, genelde ceza ve özelde dayak cezası, aşağıdaki sonuçları doğurabilir:
- Öğrenci bu davranış karşısında, beğenilmeyen başka bir kötü hareketi yapacaktır. Zira ceza, öğrencinin sergilediği doğru davranış göstergesi değil, yanlış davranış göstergesidir.
- Öğrenci, eğitmenine karşı kin duyabilir ve intikam almaya çalışabilir.
- Öğrenci itaatkâr ve mahcuplaşır, pasifleşip, eleştirme ve itiraz ruhundan yoksun kalır.
- Öğrencide kendini küçük görme, münzevilik ve aşağılanma duygusu oluşabilir ve sonunda depresyona girebilir.
- Öğrenci diğer insanlara karşı saldırganlaşıp, şiddet gösterebilir.
- Cezadan dolayı telafi edilemeyecek bedensel tahribatlar oluşabilir.
Elbette bu zararlar, eğitmenin bu metodu devamlı kullanması ve uygulamadaki kural ve şartlarını bilmemesi halinde ortaya çıkar. Ancak bu metot, gerekli olduğu ölçüde ve kaide ve kurallarına uygun şekilde kullanılırsa, şüphesiz bu kötü sonuçlar ortaya çıkmayacaktır. Örnek; beğenilen davranışlar ve kötü davranışlarla değiştirilmesi gerektiği, beğenilmeyen davranışların kötülüğü ve cezanın nedeni ve hikmetini öğrenciye anlatıp, onu bilgilendirmek, ortaya çıkabilecek zararları en aza indirecektir.
Kaynaklar
Amidi, Ebulfetih Abdulvahid, Gureru’l Hikem ve Dureru’l-Kelim
Dehhoda, Ali Ekber, Lügat name-i Dehhoda
El Harrani, Hasan B. Ali, Tuhefu’l Ukul,
El Küleynî, Câfer Muhammed İbnu Ya’kub İbni İshak, Usul-i Kafi
El Nûri, Muhaddis, Mustedreku’l Vesail
Et Tusî, Muhammed b. Hasan, Tehzibu’l Ahkâm
Et Tusî, Muhammed b. Hasan, İstibsar
Hindi, Muttaki, Kenzu’l Ummal
Hürr-i Amuli, Muhammed b. Hasan b. Ali b. Muhammed b. Hüseyin, Vesailu’ş Şia
Meclisi, Muhammed Bâkır b. Muhammed Takî b. Maksut Ali, Biharu’l Envar
Muhammed b. Hüseyin Musevi Bağdadi, Seyyid Razi, Nehcu’l Belağa
Mutahhari, Murtaza, Doğruların Öyküsü