Kur’an’ın ve Kutsal Kitabın Kadına Bakış

04 December 2025 28 dk okuma 6 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 4 / 6

Hıristiyanlık’ta yüzyıllar boyunca Hıristiyan yazarlar ve ilahiyatçılar da Eski Ahit’teki Havva’nın yaratılış hikâyesine çok önem verdiler. Eğer Havva hikâyesi, dünyaya iniş hikâyesiyle birleştirilecek olursa kadınların aklî ve ahlakî düzeylerinin yapı itibarıyla erkeklerden daha yüksekte olduğuna dair şüphesiz inkâr edilemez deliller ortaya çıkacaktır. Tarih boyunca Hıristiyanlık, kadın karşıtı geleneğini büyük ölçüde Havva’nın yaratılış ve dünyaya iniş hikâyesinin arkasına saklamıştır. Özellikle de yakın zamana değin bu iki hikâyenin efsanevî telakki edilmediği, geri dönüşsüz ve şüphe götürmeyen tarihî bir gerçek kabul edildiği noktasına dikkat edilmelidir. Hem meşhur ruh bilimcilerden, hem de ciddi Kutsal Kitap araştırmacılarından olan Reik şöyle diyor: “Havva’nın doğumuyla ilgili Kutsal Kitap’ta yer alan hikâye, tarihin en büyük hilesi ve kandırmacasıdır.” (Reik 1965: 124)

Batı kültüründe kökü hem Yunanlıların derin kadın düşmanlığına (Aristo’nun kadınlarla ilgili yargısını hatırlayalım) ve hem de Eski Ahit’e uzanan kadın düşmanı akımlar, Yeni Ahit’te de açıkça devam etmiştir. Yeni Ahit’te devam etmesi de kadın düşmanı akımların güçlenmesine yardım etmiştir. Çünkü Yeni Ahit’in Hıristiyanlar için Eski Ahit’ten daha önemli olduğunu söylemeye gerek bile yoktur. Elbette Yeni Ahit’in bölümleri arasında en fazla kadın düşmanlığı, Pavlos’un Mektupları’nda göze çarpmaktadır. Aziz Pavlos yoğun bir şekilde hem toplum düzeyinde ve hem de Hıristiyanlığın doğduğu dönemdeki Hıristiyan topluluğu düzeyinde düzen ve tertiple ilgiliydi. Onun için, kadınların Hıristiyan topluluklarında hâkim ve üstün bir konuma sahip olmamaları çok önemliydi. Ortalık yerde konuşmamalı, başlarını örtülü tutmalıydılar. Çünkü bunlar, Hıristiyanlık adıyla ortaya çıkan yeni dinin, kötü bir isim edinmesini, hayâsızlıkla anılmasını ve başkalarının alaylarına maruz kalmasını engelliyordu. Çünkü bir de Hıristiyanlık düşmanları, yeni ortaya çıkan Hıristiyanları ahlaki fesat ve kadınlara düşkünlükle itham ediyorlardı. Bu yüzden Aziz Pavlos tekrar tekrar meşru ve sahih cinsel davranışlar üzerinde duruyor ve kadınların topluluklarda ön sıralarda oturmamalarını, erkeklerin arkalarında olmalarını söylüyordu. Doğal olarak kendi düşüncelerini ve fiillerini, ortaya çıkan Hıristiyan toplumuna ki içlerinden birçoğu Hz. İsa’nın nasıl davrandığını ve amel ettiğini hatırlıyordu, açıklayabilmeliydi. Bu yüzden dinî tefsire ve açıklamaya yöneldi. Bu açıklamalar 1. Korintliler’de (11: 3-16) geçmektedir. Örneğin:

“Ama şunu da bilmenizi isterim: Her erkeğin başı Mesih, kadının başı erkek, Mesih’in başı da Tanrı’dır… Erkek başını örtmemeli; o, Tanrı’nın benzeri ve yüceliğidir. Kadın da erkeğin yüceliğidir. Çünkü erkek kadından değil, kadın erkekten yaratıldı.”

Pavlos burada kendi görüşlerini, onun zamanında makbul ve rayiç bir tefsir olan, Yaratılış bölümünün tefsirine dayandırıyor. Aziz Pavlos’un 1. Timoteus’a mektubunda (2: 11-15) da şöyle geçer:

“Kadın sükûnet ve tam bir uysallık içinde öğrensin. Kadının öğretmesine, erkeğe egemen olmasına izin vermiyorum; sakin olsun. Çünkü önce Âdem, sonra Havva yaratıldı; aldatılan da Âdem değildi, kadın aldatılıp suç işledi.”…

Pavlos’un Efeslilere mektubunda da kadınların aile yaşamındaki konumları açıkça gösterilmiştir:

“Kilise Mesih’e bağımlı olduğu gibi, kadınlar da her durumda kocalarına bağımlı olsunlar.” (5: 24)

Bu tür sözler, Allah’ın ilham ettiği sözler olarak düşünüldüğü ve kimse onları yazıldığı ortamın kendine has toplumsal ve kültürel muhiti çerçevesinde değerlendirmediği için, yani onları özel bir zamana ve mekâna tabi değil, genel hükümler olarak gördükleri için Batı’daki kadınların toplumsal ve hukukî vaziyeti üzerinde büyük bir etki bırakmıştır. Bu yüzden gerçeklik (fact) yönü olan bir şey, kurala (norm) ve değere (value) dönüştü. Yani kadınlar önceden aşağıda oldukları için yine aşağıda olmaları gerektiği neticesine varıldı ve onların aşağıda olması da değer barındırmaktadır. (Van Nieuwenhuijze 1985: 140-141)

Kur’an’da ve Kutsal Kitap’taki İki Hikâyenin Karşılaştırılması

Kur’an’da ve Kutsal Kitap’ta dünyaya iniş hakkındaki iki hikâyenin ortak noktaları, ihtilaflarından oldukça azdır. İki hikâyede de Âdem ve eşi cennette bulunuyorlar, Allah onları bütün cennet nimetlerinden faydalanmaları için teşvik ediyor, sadece tadına bakılması veya yaklaşılması veya meyvesinden faydalanılması yasak olan bir ağaç dışında. Kutsal Kitap’ta yılan, Kur’an’da Şeytan, cennette vesvese veren unsurdur. İki hikâyede de yasak ağacın meyvesinden tatmak dünyaya iniş sebebi oluyor.

İki hikâyedeki ihtilaf tam olarak Havva’nın dünyaya inişteki rolünde başlıyor. Kur’an Âdem ve Havva’nın birlikte kandırıldığını söylemekle kalmıyor

“Ey Âdemoğulları, Şeytan, ananızı, babanızı cennetten çıkardığı ve avret yerlerini onlara göstermek için büründükleri elbiseyi sıyırıp üstlerinden attığı gibi sakın sizi de bir derde uğratmasın.” (A’raf/27)

iki yerde de olanca açıklığıyla kandırılmanın Âdem’den başladığını ifade ediyor, Havva’dan değil:

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar