Buna ek olarak, onlar, şefaatçilere tapıyorlardı. Müslümanlar hiçbir zaman şefaatçilere ibadet etmezler.
8- Ölüye Tevessül İçin Delil Olmaması
Selefilerin sekizinci delili şudur: Hayattayken Peygamber’e tevessülü bazı delillere dayanarak kabul ediyoruz fakat vefatından sonra delil olmadığı için kabul etmiyoruz.
Tenkit ve İnceleme
Şam Üniversitesi üstatlarından Dr. Ramazan el-Buti’ye göre Peygamber’e ve onunla ilgili şeylere (eserlere) hayattayken veya vefatından sonra tevessül etmek caizdir. Çünkü Sahih-i Buhari’de Allah Resulünün Saçı babında ispatlandığı gibi onun eserlerine teberrük ve tevessül, -ister hayattayken ve ister vefatından sonra- mutlak surette yaşamıyla sınırlı değildir. Canlı bir Peygamber’in mevcudatta zati bir etkisi mi var ki bu etkinin vefatından sonra da devam edip edemeyeceği hakkında tartışalım. Şüphesiz hiçbir Müslüman, zati etkiyi Allah’tan gayrısına nispet etmez.
Bu inancın aksine sahip olan birisi, bütün Müslümanların ittifakıyla kâfirdir. Bu yüzden Peygamber’e ve eserlerine teberrük ve tevessülün ölçüsü, onun zatına olan nispetin etkisi değildir. Aksine onun, Allah katında yaratılmışların en yücesi ve kullarına Allah tarafından gönderilen bir rahmet olmasıdır. O halde ona tevessül, Allah’a yakınlaşmak ve Allah’ın yaratılanlara büyük bir rahmetidir.
Ashap, bu manayla Peygamber’in eserlerine tevessül ediyorlardı. Takva ehlini ve Ehlibeyt’i vesile kılarak şefaat talebi müstehaptır. Yağmur talebi vs. için Şevkani, Hanbeli, İbn Kudame, Sen’ani gibi fakihlerin tümü bunda icma etmişlerdir. Peygamber’in hayatıyla vefatı arasına fark koymak tuhaf bir yanılgıdır.
Çünkü üstat Hasan b. Ali Sekkaf şöyle yazıyor: “Dünyada veya ahirette olsun, vesile kılınarak Allah’a tevessül edilen şey canlı ya da ölü olsun, şirk şirktir. Peygamber’e tevessülün caiz olması hakkındaki genelin yeterliliği, hem vefatından öncesini hem vefatından sonrasını ve hem de ahireti kapsar.
9- Ölüye Tevessül, Yokluğa Hitap Etmektir
Muhammed b. Abdulvahhab şöyle diyor: “Yaşayan birine tevessül etmenin sakıncası yoktur. Fakat ölen birine tevessül, yokluğa hitap olduğundan boş ve kötü bir ameldir.”
Tenkit ve İnceleme
1- Bu iddia, Kur’an’ın açık ayetiyle çelişki içerisindedir. Kur’an şöyle buyuruyor:
“Allah yolunda öldürülenleri ölü sanma. Onlar diridir ve Rableri katında rızıklanırlar.”
2- Peygamber’in sözüyle çelişki içerisindedir. Sahih-i Buhari, Sahih-i Müslim ve diğer sihahların rivayetine göre Peygamber, Bedir kuyusunun kenarında durarak Araf suresi 46. ayetle öldürülenleri muhatap almış ve onlarla sohbet etmiştir. Bazıları ölülerle konuştuğu için Peygamber’e itiraz ettiğinde ise Peygamber şöyle buyurmuştur:
“Siz onlardan daha iyi duymuyorsunuz.”
3- Şafii Gazali gibi İslâm âlimlerinin sözleriyle muhaliftir. İhya kitabında şöyle yazıyor: “Bazıları ölümü yokluk zannederler. Bu inanca sahip kimseler dinsiz, Allah’ı ve ahireti inkâr edenlerdir.”
Hafız Nevevi, el-Muhezzebin şerhi el-Mecmu’da şöyle yazıyor: “Enbiyanın, özellikle Peygamber efendimizin kabrinin kenarında, hacetlerinin verilmesi için onlardan Allah’a dua etmelerini istemek müstehaptır. Çünkü onlar, Rableri katında diridirler.”
Şeyh Halil Ahmed Seharenpuri, bu konu hakkında İslâm ülkelerinden 75 âlimin ve kendisinin fetvasını kitabında toplamıştır. Bize göre Peygamber, mutahhar kabrinde canlı ve mükellef olmadan, dünyevi hayata benzer bir hayata sahiptir. Allame Suyuti de kendi kitabı İnbau’l-Ezkiya bihi Hayatu’l-Enbiya’da açık bir şekilde buyurduğu gibi Şeyh Takiyyuddin Sebki şöyle söylemiştir: “(Bir hadiste geldiği üzere) Enbiya ve şehitlerin, kabirlerinde canlı olduklarının delili, Hz. Musa’nın (a.s) kendi kabrinde namaz kılmasıdır.”
Bunun hakkında Şeyh Şemsu’l-İslâm Muhammed Kasım Ab-ı Hayat adında müstakil bir kitapçık kaleme almıştır.
4- İbn Abdulvahhab’ın Şeyh Cafer Necefi’ye cevaben söylediği “ölülerden yardım dilemek boş ve faydasız bir iştir” cümlesine karşın şöyle söylenmelidir: Bu surette şirk nasıl olabilir? Çünkü faydasız olmak ile şirk arasında hiçbir şekilde zorunlu bir irtibat yoktur. Eğer mahlûkun tevessülü şirk ise bu durumda canlıya tevessülle ölüye tevessül arasındaki fark nerden kaynaklanır.
5- Hatta İbn Abdulvahhab kendi sözüyle çelişki içerisindedir. Çünkü naklettiğimiz gibi ona göre Peygamber kendi kabrinde canlıdır ve onun berzah yaşantısı, şehitlerin berzah yaşantısından daha yücedir ve selam verenlerin selamını işitir.
6- Feridun Ciddi kendi ansiklopedisinde şöyle yazıyor: “Allah, aramızda ilmin iki kapısını yüzümüze açmıştır. Ruh sahibi olan insanın bedene ihtiyaç duymadan yaşayabileceğini ve müstakil olarak faaliyette bulunabileceğinin ispatı için bu ikisinin delilleri tamamıyla ikna edici ve sorunsuzdur.”