Kur’an Perspektifinden Kadın

04 December 2025 32 dk okuma 8 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 6 / 8
  1. yy. sonlarına kadar batılı seyyahların kalemi Müslüman kadınları genel olarak saygılı ve takdir eden bir üslup ile anlatırken, bu tarihten itibaren batılı kalemlerin ekseriyeti şu genellemeyi yapmıştır: “İslâm, özünde kadınlar için baskıcı bir niteliğe sahiptir; peçe ve haremlik/selâmlık ayrımı bu baskının en bariz göstergesidir; zaten İslâm toplumlarının genel ve gözlenebilir geriliğinin sebebi de bu geleneklerdir.” “Ezilen kadın”, Müslüman toplumları ötekileştirerek kendini inşa etme çabasında olan Avrupa’nın en fazla kullandığı imge olmuştur. Meşrutiyet döneminde “ülkemizdeki batıcılar” bu görüşü genel itibariyle benimsemişlerdir.

İslam’da kadının ezilmiş olduğu, bir zavallı konumunda olduğu düşüncesi sık sık dile getirilmektedir. Tüm bu yaklaşımlarda Batının ve İslam düşmanlarının algı oyunlarını inkâr etmek veyahut görmezden gelmek mümkün değildir; fakat bu algıların oluşmasında Müslümanların hiç mi etkisi yoktur?

Fuzuli’nin de dediği gibi;

“Ey insan, kadere az bahane bul.

Buğday ektin de arpa mı biçtin?”

Ne yazık ki bu düşüncelerin oluşmasına ve desteklenmesine katkı sağlayan Müslümanların sayısı da az olmamıştır. Kur’ân-ı Kerîm ve kat-i nassın buyruklarından uzak davranışların etkilerini görmezden gelmek mümkün değildir.

Hem sosyokültürel düşünce yapısının, İslam olarak yansıtılması ve bu bakış açısı ile Kur’an okumaları ve anlamlandırmalarının yapılması hem de Peygamber Efendimize ne yazık ki nispet edilen birçok söz bu noktada çok büyük önem arz etmektedir.

Peygamber Efendimize atfedilen sözlere bakıldığında bir tarafta kadına karşı kibar, merhametli, kadının kişiliğini yücelten, sosyal yaşam da ona yer veren, söz hakkı tanıyan, Akabe biatleri gibi nice önemli ve siyasi konularda kadına yer veren bir şahsiyet bulurken diğer tarafta şiddet dolu, ayrımcılık yapan, kadını aşağılayan bir kişi görüyoruz.

Allah Resulü’nün vefatından sonra hadis yakma ve hadis yazma yasağı  neticesinde hadis yasağının yaklaşık bir asır devam ettiğinden yola çıkarak Peygamber Efendimiz ve tabiiler asarında bariz bir şekilde rivayet zincirlerinde kopukluk ve sahte, uydurma hadislerin ortaya çıkmasına   sebep olmuştur.

Peygamberimize atfedilen bu sözlerin İslam’da kadının konumuna dair olumsuz bir bakış açısının oluşmasına da sebebiyet vermiştir. Kadının şahsiyetini aşağılayan, küçük duruma düşüren, ikincil bir varlık olarak yansıtan birçok söz Peygamber Efendimize atfedilmiştir.

“Bir şeyde uğursuzluk olsaydı, atta, kadında ve meskende olurdu.”  Veyahut “Ey kadınlar! Eğer kocalarınızın size olan haklarını bilseydiniz, ayaklarının tozunu yüzlerinizle silerdiniz.”

Fahreddin Razi, Nisâ suresinin 34. ayeti izah ederken Ömer İbn Hattab’a nispet ettiği şöyle bir olay nakletmektedir: Ömer İbn Hattab Kureyşlilere hitaben şöyle demiştir: “Ey Kureyşliler, erkeklerimiz kadınlarına hâkimdi.  Medine’ye geldiğimizde Medine kadınlarının erkeklerine hâkim olduğunu gördük. Kadınlarımız onların kadınlarıyla içli dışlı oldular.  Bundan dolayı da kocalarına karşı serkeşlik edip baş kaldırdılar.” Bunun üzerine Hz. Peygambere gelip, “Kadınlar kocalarına baş kaldırıyor!” dedim. O da kadınları dövmeye müsaade etti.  Derken Peygamberin hanımlarının odalarının çevresinde kocalarından şikâyet eden birçok kadın görünmeye başladı. Nebî (as) de, “Yemin olsun ki bütün gece Muhammed ailesinin etrafında her biri eşini şikâyet eden yetmiş kadar kadın dolaşır oldu.  Halbuki sizler eşlerini dövenlerin en hayırlılarınız olduğunu göremezsiniz.” buyurdu.

Görünen odur ki; tarih içerisinde Müslümanlar bizzat Kur’ân-ı Kerîm’in çizdiği çerçeveyi anlayıp uygulamaktan ziyade Kur’an ayetlerini kendi çerçevelerinin içerisine sokma çabası içerisinde olmuşlardır ve İslam toplumlarında maalesef Peygamber Efendimiz ve Ehl-i Beyt’in uygulamaları aksine, İslam öncesi toplumların ve gelenek, görenek ve törelerin telakkileri hayatını İslam görüntüsü ile sürdürebilmişlerdir. Kadın ile ilgili hususlarda da sahte rivayetler ile kendi şahsi fikir ve düşüncelerini destekleme çabası içerisinde olmuşlardır. Nitekim Ömer bin Hattab’ın oğlu Abdullah şöyle ifade eder: Biz Peygamber (s.a.a) zamanında hakkımızda vahiy indirilir korkusuyla, hanımlarımıza kaba davranmaktan ve onlara incitici söz söylemekten çekinirdik. Maalesef Efendimizin (s.a.a) vefatından sonra aynı duyarlılığı gösteremez olduk.”

“Kişiye karısını niçin dövüldüğü sorulmaz/mesul değildir.”  vb. birçok söze hadis kitaplarında rastlamak mümkündür. İslam’ın özünden, hakikatinden, Peygamber Efendimizin söz ve davranışlarından tamamıyla uzak bu sözlerin sahte olduğu noktasında hemfikir olmamız gerekirken; bu sözlerin açıklanmaya çalışılıyor oluşu, hadis kitaplarına ve onları nakledenlere saygısızlık olmaması adına, İslam’a ve Peygamber Efendimize yapılıyor olan saygısızlıktır.

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar