• Kim ibadet etmek isterse, onun için temizlenmelidir. Ona lâyık olacak arınmışlığa kavuşur.
• Musibetler, ödülün anahtarlarıdır.
• Nimet bir sınavdır. Eğer şükredersen hazine, yok eğer nankörlük edersen ceza olur.
• Kötü ahlâk, musibetten daha ağır bir derttir.
• Yolculuğun uzunluğunu düşünen kimse ona hazırlık yapar.
• Utanmak, cehennem ateşinden daha hafiftir.
• En hayırlı mal, ırzın korunmasına vasıta olan maldır.
• Fırsat çabuk kaçar ve ağır ağır geri döner.
• Sorumlu (veya kendisinden bir şey istenen kişi) söz verinceye kadar hür, fakat söz verince sözünü yerine getirinceye kadar verdiği sözün tutsağıdır.
• Ölüm dünyaya galip gelmiştir. Bu yüzden dünyadan isteyip de elde edemediğin şeyi hiç aklından geçmemiş gibi say.
• Bir isteğin yerine gelmemesi, onu lâyık olmayan birinden istemekten daha hayırlıdır.
Fıkıh ve Şer’î Hükümler Üzerine
1- Asım b. Damura şöyle diyor:
Bir defasında, İmam Hasan (a.s) ile birlikte Fırat nehri kenarında yürüyorduk. Vakit ikindi sonrası idi ve biz oruçlu idik. Fırat, kumlar üzerinden akıyordu. Su berrak idi ve biz de susamıştık. İmam Hasan (a.s): “Eğer üzerimde izarım (uzun gömleğim) olsaydı, suya girerdim.” dedi. Kendisine: “Ben kendi izarımı sana vereyim.” karşılığını verince, İmam: “Peki, o zaman sen ne giyeceksin?” diye sordu. “Olduğum gibi suya girerim.” deyince, bana şunları söyledi: “İstemediğim şey budur. Çünkü Resulullah’ın (s.a.a) şöyle söylediğini işittim: Evlerin nasıl sakinleri, varsa suların meleklerden sakinleri vardır. Onlardan utanın, çekinin ve onlara saygı gösterin. Suya girdiğiniz zaman mutlaka izarlı olarak girin.”[46]
2- İmam Hasan (a.s) şöyle buyurmuştur:
Resulullah (s.a.a) Ramazan ve Kurban bayramlarında bulabildiğimiz en güzel elbiseleri giymemizi, bulabildiğimiz en hoş kokuları sürmemizi, inekte yedi hisseli ve devede on hisseli[47] olmak üzere bulabildiğimiz en temiz kurbanlığı kesmemizi, sükûnet ve vakarlı bir ifade ile yüksek sesle tekbir getirmemizi emretti.[48]
3- İmam Hasan (a.s) buyurmuştur:
Resulullah (s.a.a) bana vitir namazında şu kunut duasını okumamı öğretti: “Ey Rabbim, beni hidayete erdirdiklerin arasında hidayete erdir. Bana afiyet bağışladıkların arasında afiyet ver. Dost edindiklerin arasında beni de dost edin. Verdiğin şeyleri benim için bereketli kıl. Kaza ve kaderinin kötülüklerinden beni koru. Çünkü hüküm veren sensin ve sana karşı hüküm verilemez. Senin dost edindiğin kimseler asla zillete düşmez. Ey Rabbimiz, sen yüce ve ulusun.”[49]
4- İmam Hasan (a.s) şöyle buyurdu:
Nafileler farzlara zarar verdiklerinde, onları terk edin.[50]
5- İmam Hasan (a.s) buyurdu ki:
Boşama, ancak nikâhtan sonra olabilir.[51]
İmam Hasan’ın Duaları
İmam Hasan’a ait birçok dua ve yakarış vardır. Bunlar İmam’ın Allah ile ilişkisinin, O’na bağlılığının, her şeyden kopup kendini O’na adadığının yüksek derecesini gösteriyor. Şimdi bunların bazı örneklerini sunuyoruz:
1- İmam Hasan (a.s) aşağıdaki duayı sürekli namazın kunutunda okurdu. Bu duayı ederken, yüce Allah önünde duyduğu huşu ve ürpertinin somut belirtileri üzerinde görülürdü. Duanın metni şöyledir:
Ey heybeti ile mazlumun muzaffer olduğu ve desteği ile yaralının korunduğu Allah! Senin dileğin uygulamaya geçti, sözün tamama erdi. Sen her şeye kadirsin, yaptıklarından haberdarsın. Ey bütün gayblerin hazırı, sırları bilen ve her sıkışanın sığınağı! Sende bütün kavramlar şaşkınlığa düşmüş, önünde tüm ilimler kesilmiştir. Sen hayy ve kayyum (yaratıklarının koruyup yöneticisi) olan Allah’sın. Sen bildiğin şeyleri görüyor, onlar hakkında (yaptıklarında) hikmet sahibisin ve onlar karşısında halîmsin. Sen onların keşfine kadir olan ve onları önleme hususunda yardım etmekte sıkıntıya düşmeyensin. Her şeyin kaynağı senin meşiyetin olduğu gibi, dönüşü de sanadır. Her kavmin akitlerini, kalbî hedeflerini açıkladın ve diğerlerinin sırlarını gizledin. Hükmettiğini yürüttün, senin için kaçması söz konusu olmayanı erteledin. Helak olan, bilinçli şekilde helak olsun ve hayatta kalan da bilinçli bir şekilde hayatta kalsın diye, gayp âleminde akıllara bazı sorumluluklar yükledin. Sen her şeyi işiten, her şeyi bilen, tek olan ve her şeyi görensin. Sen yardımı istenen Allah’sın. Tevekkül sanadır. Sen dost edindiklerinin koruyucususun. Bütün işler sana aittir. Tepkileri görüyor, kargaşaları biliyorsun. Fesat ehlinin görevden kaçmalarını, kısa vadeli ve geçici arzulara kapılmalarını, akıbetlerinin kaynar suda debelenmek olmasına zemin hazırlamalarını, mücadeleden kaçanların kaçmalarını, dinden dönenlerin dönmelerini… benim yardımcılardan yoksun kalmamı ve destekten yana tek başıma kalmışlığımı görüyorsun. Yalnız sana sığınıyor, senin ipine sarılıyor ve sadece sana tevekkül ediyorum.