Biz kurtuluşa ermiş hizbullah, Resulullah’ın yakın akrabaları, onun tertemiz Ehl-i Beyt’i, arkasında bıraktığı iki önemli emanetten biriyiz. İki önemli emanetin ikincisi ise Allah’ın Kitabı’dır…
Buna göre bize itaat edin. Çünkü bize itaat etmek, Allah’a, Resulullah’a ve ululemre itaatle bir arada mütalâa edildiği (ve bu üç itaat yan yana bir arada zikredildiği) için farzdır…[24]
5- İmam Hasan (a.s), bir konuşmasında kanun koyma felsefesinden ve hükümler ile Ehl-i Beyt velâyeti arasındaki bağlantıdan söz ederek şöyle buyurdu:
Eğer Muhammed (s.a.a) ile onun vasileri olmasaydı, sizler farzlardan hiçbirini bilmeyen şaşkınlar olurdunuz. Herhangi bir eve kapısı dışında başka bir tarafından girebilir misiniz?
İmam Hasan (s.a) dinin kemale kavuşturulduğunu ve ilâhî nimetin tamama erdirildiğini delilleri ile ispatladıktan, Allah’ın velilerinin haklarına, bu hakların yerine getirilmesinin hayatın esenliği ve gelişmesindeki fonksiyonuna değindikten ve gerçek cimrinin Peygamberimizin (s.a.a) akrabalarına karşı sevgiyi esirgeyen kimse olduğuna işaret ettikten sonra şöyle dedi:
Dedemin şöyle dediğini işittim: “Ben Allah’ın nurundan yaratıldım. Ehli Beyt’im ise benim nurumdan yaratıldı. Ehli Beyt’imi sevenler de onların nurundan yaratıldı. Diğer insanlar ise insanlardan türetildi.”[25]
Beklenen Mehdi’yi Müjdeleme
1- İmam Hasan (a.s), Muaviye ile barış antlaşmasını imzaladıktan sonra ziyaretine gelen bazı kimselerin Muaviye’ye biat etmesi sebebi ile kendisini kınamaları üzerine şöyle buyurdu:
Bilmiyor musunuz ki, bizden hiç kimse yok ki, zamanının zorbasına biat etme yükümlüğü omuzlarına bindirilmemiş olsun? Yalnız Meryem oğlu İsa Ruhullah’ın, arkasında namaz kılacağı İmam Kaim müstesna. Yüce Allah onun doğum tarihini gizleyecek ve şahsını görünmez kılacaktır. Ta ki, ortaya çıktığında hiç kimseye boyun eğme ve biat etme yükümlüğü altına girmemiş olsun.
Bu İmam, kardeşim Hüseyin’in dokuzuncu göbekten torunu ve cariyelerin önderinin oğlu olan bir şahsiyettir. Yüce Allah gaybet döneminde ömrünü uzatacak, ardından kudreti ile onu kırk yaşından küçük bir genç sıfatı ile çıkaracaktır…[26]
2 İmam Hasan (a.s), babasının Emevî hanedanı, onların bidatleri ve saldırgan politikaları konusundaki sözlerini naklederken, İmam Ali’nin (a.s) sözlerinin sonunda şöyle buyurduğunu rivayet eder:
Sonunda yüce Allah bunalımlı bir dönemde ve insanların haberi olmaksızın ahir zamanda bir adam gönderir. Allah bu adamı melekleri ile destekler, taraftarlarını korur, mucizeleri ile kendisine yardım eder, onu bütün yeryüzü halkına egemen kılar. Öyle ki, herkes isteyerek veya istemeyerek itaat eder. O, yeryüzünü adalet, hakkaniyet, nur ve burhan ile doldurur. Yeryüzünün bütün ülkeleri ona boyun eğip itaat eder. Ona inanmayan hiçbir kâfir, onunla barış yapmayan hiçbir zorba ve bozguncu kalmaz. Egemenliği altında yırtıcı hayvanlar bile barış hâlinde yaşar, yeryüzü ürününü bol verir, gökyüzü bereketlerini yağdırır, onun için hazineler ortaya çıkar. Doğu ile batı arasında kırk yıl hüküm sürer.
Onun günlerine kavuşanlara ve sözlerini işitenlere ne mutlu![27]
Ahlâk ve Eğitim Üzerine
Cabir’in (r.a) naklettiğine göre, İmam Hasan (a.s) şöyle buyurmuştur:
Ahlâkî erdemler on tanedir: Doğru sözlülük, gerçek yiğitlik (veya dürüstlük), dilenene vermek (el açan fakire yardımda bulunmak), iyi huyluluk, iyiliklere karşılık vermek, akrabayı gözetmek, komşuyu korumak, hakkı sahibine teslim etmek (hakşinaslık), misafiri güzel ağırlamak, bunların hepsinin başı olarak da hayâ.[28]
İmam Hasan (a.s), babası Emirü’l-Müminin İmam Ali’nin (a.s) kendisine yönelttiği soruları cevaplandırırken bir dizi ahlâkî erdemleri tanımlamıştır ki, şimdi bu tariflerden bazı seçmeler sunuyoruz:
• Sağlamlık: Kötülüğü iyilikle savmak.
• Şeref: Akrabalarla iyi geçinmek (ve onlara iyilik etmek) ve suçlarının maddî cezasına katlanmak. (Başka bir rivayete göre de kardeşlerin onayını almak).[29]
• Mertlik: Namuslu olmak ve kişinin malını doğru değerlendirmesi. (Başka bir rivayette de şöyle geçer: Kişinin dinî görevlerini düzgün yapması, malını doğru yönetmesi, selâmı yaygınlaştırması ve insanlara sevgi göstermesi.)[30]
• Cömertlik: Darlıkta ve bollukta vermek.
• Kardeşlik: Zorlukta ve kolaylıkta vefalı olmak.
• Ganimet: Takvaya rağbet etmek, dünyaya gönül bağlamamak.
• Hilim: Öfkeyi yenmek ve nefse hâkim olmak.
• Zenginlik: Nefsin, Allah’ın ayırdığı paya az da olsa razı olması. Asıl zenginlik, gönül zenginliğidir.
• Kahramanlık: Savaşta direniş göstermek ve insanların en güçlüsüne karşı koyabilmek.
• Susmak: Ayıbı örtmek ve namusa süs olmak. Bunu yapan rahat içinde, onunla birlikte oturan da güven içindedir.[31]
• Ululuk: Darlıkta da olsa ihsanda bulunmak ve suçları affetmek.
• Akıl: Gözetilmesini (korunmasını) istediğin her şeyi kalbin korumasıdır. Ya da: Kalpte saklı olan her şeyi (kalbin sırlarını) korumak.[32]
• Övmek: Güzel olanı yapıp, çirkin olanı terk etmek.
• Tedbirlilik/Sağlamlılık: Ağırbaşlı ve vakarlı olmak, yöneticilerle geçinmek ve insanların kötüsü ile insanlardan sakınmak.