İnanç Eğitiminde Nehcü’l-Belâğa’nın Kur’ânî İşâretleri

04 December 2025 46 dk okuma 11 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 5 / 11

      Tabersî’nin “İhticâc”ında şöyle zikredilmiştir: “Bir şahıs, İmâm Ali (a.s)’a şöyle sordu: “Allah, kullarının tüm sırlarına muttali iken, onların iyi ve kötü amellerinin yazılmasıyla emredilmiş Meleklerin varlık sebepleri nelerdir?” İmâm Ali (a.s) şöyle cevap verdi: “Allah bu Melekleri, kendine ibadet etmeye davet etmiş ve kullarının amellerine şahitler kılmıştır. O’nun bundaki maksadı; kullarının, Meleklerin nezaretleri sebebiyle taat-i ilâhî’yi daha fazla gözetmeleri ve O’na isyan etmekten daha çok kaçınmalarıdır. Zira nice kullar vardır ki, günah işlemek üzere karar alırlar; ancak daha sonra akıllarına bu Melekler gelir ve günah işlemekten kaçınıp şöyle derler: “Rabbim beni görüyor ve aynı zamanda onun Yazıcı Melekleri de şahitlik ediyorlar.” Bunlara ilaveten, Allah’ın, lütuf ve rahmeti sebebiyle kulları üzerine Melekleri memur kılmasının bir başka sebebi de; Allah’ın izniyle, Meleklerin, âsi şeytanları insanlardan uzaklaştırmaları, yine aynı şekilde yeryüzünün zararlı/şerli mahluklarından ve insanların göremediği daha nice âfetlerden onları korumalarıdır. Elbette bu koruma, Allah’ın fermanıyla onların ecellerinin yaklaştığı zamana kadardır. (Arûsî Huveyzî, c. 5, s. 522, 1415).”  Bu rivayetlerden anlaşıldığı üzere; onlar amellerin yazılmasıyla memur kılınmalarının yanısıra, insanları çetin hâdiselerden, âfetlerden ve şeytanların vesveselerinden korumakla da emrolunmuşlardır.

“Her insanın önünde ve arkasında, kendisini Allah’ın emrine bağlı olarak koruyup gözetleyen Melekler vardır.” (Ra’d, 11).

3.1.5 Hayırda Yarışmak

“Allah size merhamet etsin, sizler imâr etmenizin emredildiği, teşvik edildiğiniz ve kendisine çağrıldığınız (cennetteki) evleriniz için yarışın.” (188. Hutbe).

“Rabbinizin affına mazhar olmak ve muttakiler için hazırlanmış, genişliği gökler ve Yer kadar olan cennete ulaşmak için birbirinizle yarışın.” (Âl-i İmrân, 133).

    İmâm Ali (a.s), âyetin “Rabbinizin mağfiretine mazhar olmak için yarışın.” bölümü için, “Farzları edâ etmede yarışın.” tefsirini yapmıştır. (Tabersî, c. 2, s. 836, 1372; Meclisî, c. 66, s. 347, 1403).

    İmâm Ali (a.s)’ın tavsiyelerinden biri şudur: “İnsana verilen vaatlerden biri olan âhiretteki menzillerinizi âbâd etmek için birbirinizle yarışınız.” Âhiret yurdunu âbâd etmek de yalnızca; fıtrat ve ilâhî sünnetlerle uyumlu olan ve nefsin kemâllerini artıracak hayırlı amellerle gerçekleştirilebilir. Özetle; şer’î nizâmın korunması ve devamı vasıtasıyla, âhiret yurdunu âbâd etmek için hayırlı amellerde, ibadetlerde, mânevî ve ruhî kemâllerin kazanılmasında birbirimizle yarışalım.” (Behrânî, c. 4, s. 334, 1375).

3.1.6 Ölümün Hatırlanması

“Siz ve Kıyâmet, aynı iple bağlanmışsınız. Sanki Kıyâmet, alâmetleriyle gelmiş, işâretleriyle yaklaşmıştır.” (190. Hutbe).

“Yoksa onlar Kıyâmet’in ansızın kendilerine gelmelerini mi bekliyorlar? Oysa onun alâmetleri çoktan gelmiştir.” (Muhammed, 18).

Burada Kıyâmet saatinin yakınlığına bir kinâyede bulunulmuş ve onun sanki şu an gerçekleşmek üzere olduğu belirtilmiştir. İmâm Ali (a.s), Kıyâmet saatinin yaklaşmasını, tıpkı şu an gerçekleşiyormuşçasına tasvir etmiş ve bunu da “Kad=Muhakkak” edatıyla tekit ederek âdetâ hâlihazırda tahakkuk etmiş bir hâdiseymişçesine beyân etmiştir. O kadar ki, şöyle buyurmuştur:

“Onun yenisi eskimiş, şişmanı zayıflamıştır.”

Yani Kıyâmet, tam da şu anda sorguya çekmek üzere sizi Sırat köprüsünde hazır bulundurmaktadır ve bu hâdise de işte şimdi tahakkuk etmiştir.

3.1.7 Muttakîlerin Sıfatları

“Takvâyı azık edinenler ne azdır!” (191. Hutbe).

“Kullarımdan hakkıyla şükredenler ne azdır!” (Sebe’, 13).

İmâm Ali (a.s), muttakilerin ve takvânın şartlarını yerine getirenlerin az olmalarından duyduğu şaşkınlığı izhâr etmiş ve şöyle buyurmuştur: Bu grup Allah tarafından, sayılarının az oluşlarıyla nitelenmişlerdir. Gayet açıktır ki, eğer şükür yalnızca sözle yerine getirilebilse idi, bu zor bir eylem sayılmaz, böylece onu yerine getirenler de sayıca az olmazlar idi. Bilakis burada anlatılmak istenen, pratik bazda bir şükürdür. Bu pratik şükür de insanların; uğruna yaratıldıkları hedef yolunda nimetlerden istifade etmelerini ifade eder ve kesin olarak söylenebilir ki, ilâhî nimetleri yerli yerinde kullanabilenler pek azdırlar. Büyük zâtlardan bazıları, şükür konusunda üç aşama zikretmişlerdir:

Kalp ile Şükür: Nimetten duyulan rızâyet ve hoşnutluk duygusuyla yerine getirilen şükürdür.

Söz ile Şükür: Nimet vereni sözle övmektir.

Bedenin Tüm Âzâları ile Şükür: Bu tür şükür de amellerin nimetlerle âhenkli kılınmasıdır. (Mekârim Şîrâzî, c. 18, s. 38, 1374).

3.1.8 Şeytan, İnsanın Apaçık Düşmanı

“Ey Allah’ın kulları! Şeytan’ın, çağrısıyla sizi endişeye sokmasına, atlı ve yaya olarak sizi elde etmesine karşı uyanık olun.” (192. Hutbe)

“Haydi, onlardan gücünün yettiği kimseleri davetinle şaşırt; süvarilerinle ve yayalarınla onların üzerine yaygara kopar,… onlara vaatlerde bulun. Zaten Şeytan, aldatmadan başka bir şey vaad etmez.” (İsrâ, 64).

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar