Bu rivayetin birinci bölümü Ebu Hanife Mağribi’nin kendi görüşüdür. O bu görüşünde art niyetli tarihçilerin etkisinde kalmış ve kendince çok fazla evlenip boşanmanın bir meziyet olduğunu ve şahsın büyüklüğünü gösterdiğini düşünmüştür. Bu yüzden de hiç sakınmadan böylesi bir şeyi İmam’a isnat edebilmiştir. Ancak sözünün ikinci kısmı İmam Bakır’ın bir hadisidir; öncelikle bu hadis mürseldir ikinci olarak da senet açısından hiçbir değeri yoktur. Şia’nın asli hadis kitaplarının hiçbirinde yer almamıştır. Şeyh Kuleyni, Şeyh Tusi, Şeyh Saduk gibi büyük hadisçiler ona itiraz etmiş ve kitaplarında buna yer vermemiştir.
4- Ahmed bin Ebu Abdullah Berki, şöyle rivayete diyor: İmam Sadık şöyle buyurdu: Adamın biri İmam Ali’nin huzuruna geldi ve şöyle dedi: Seninle bir şeyi istişare etmek için geldim. Kızımı Hasan, Hüseyin ve Abdullah bin Cafer istedi. (Ben de hangisine olumlu cevap vereyim diye tereddütte kaldım) Müminlerin Emiri (AS) şöyle buyurdu: İstişare ettiğin taraf emindir. Bil ki Hasan kadınları çok boşuyor. Kızını Hüseyin’e ver, o kızın için daha iyidir.”
Hadisin senet yönünden incelenmesi
Bu hadisin rivayet zincirine ilişkin bir sorun gösterilmemiştir. Ancak bu yalnızca Mehasin Berki’nin (ölümü hicri 274) kitabında nakledilmiştir. Onun kitabı Şeyh Kuleyni, Şeyh Saduk ve Şeyh Tusi’nin yanında olmasına rağmen onlar bu rivayeti almamış ve ona itiraz etmişlerdir. Nitekim Mehasin kitabı, Şia’nın birinci derece kaynakları arasında değildir. Berki’nin kendisi de birinci derecede hadisçi sayılmamaktadır. Onun rivayetleri, ancak başka muteber kaynaklarda da geçiyorsa muteber sayılmaktadır. Bu sebeple Necaşi, onunla ilgili olarak şöyle demektedir: “O, kendi başına güvenilir biridir; ancak zayıf kimselerden rivayetler nakletmiş ve Mürsel haberlere itimat etmiştir.”
Dolayısıyla yukarıda zikredilen hadislerden hiçbiri senet açısından güven verici değildir. Bunlardan her biri için sorunlar ileri sürülmüştür ve bunlar delil olarak kullanılamaz.
Ayrıca eğer Hz. Ali (AS) Kufe’de gerçekten böyle bir şey söylemiş olsaydı, hiç kuşkusuz kuvvetli bir hafızaya da sahip olan Mansur Devaniki, onu öğrenir ve konuşmalarında İmam Hasan’ı (AS) kötülemek için (ki ilerleyen bölümlerde ona değineceğiz) bunu kullanırdı. Halbuki Mansur’un sözlerinde İmam Ali’nin sözlerine ilişkin herhangi bir işaret yoktur.
Hadislerin sebeplerinin incelenmesi
Yukarıdaki hadislerin senet açısından herhangi bir sorunu olmadığını farz etsek bile bu İmam Hasan’ın yüce makamından bir şey eksiltmez. Zira İmam Ali’nin (AS) söyledikleri, İmam Hasan’a itirazdan veya onun çok evlenip boşanmasından rahatsızlık duymasından değil, kendi oğlunu Kufe halkının makul olmayan isteklerine karşı korumaya yönelik şefkatinden dolayıdır. Zira İmam Hasan Mücteba (AS) hem cemal, hem kemal ve hem de nesep bakımından Arap gençleri arasında eşsiz bir konumdaydı. Bu yüzden de insanların çoğu kızlarını onunla evlendirmek istemekteydi. Hatta kısa süreliğine dahi olsa İmam Hasan’ın kendi damatları olduğunu söyleme şerefini kazanmış olacaklardı. Elbette kimi insanlar da makam ve mevki peşindeydi ve kızlarını kendi menfaatleri uğrunda kullanmak ve Müminlerin Emiri’nin (AS) ailesiyle akrabalık kurarak isteklerine ulaşmak istiyorlardı.
Müminlerin Emiri Ali (AS) bunun farkındaydı ve Kufe halkından kızlarını İmam Hasan’la evlendirmeleri yönünde baskı yapmamalarını istedi. Zira o, dört hanımdan fazlasıyla evlenemezdi; dolayısıyla başka bir kadınla evlensin diye ısrar edildiğinde o da mecburen eşlerinden birini boşamak zorunda kalacaktı.
Eğer yukarıda zikredilen hadislerin anlamı bundan başka bir şey ise o zaman şunu sormak lazım: İmam Ali’nin (AS) yasaklaması, İmam Hasan’a (AS) daha önce bir uyarı yaptıktan sonra mı olmuştu yoksa daha önce bir uyarı veya mukaddime yapmaksızın mı olmuştu?
Eğer daha önce bir uyarı yapmışsa İmam Hasan’a artık yeni bir kadın alma diye uyarıda bulunmuş olması ve İmam Hasan’ın da bu uyarıyı dinlememiş olması gerekir. Allah’a sığınırız Allah’ın Resulü’nün evladının babası İmam Ali’nin emrini dinlememesi, gidip yeniden bir kadın alıp bir diğerini boşaması ona yakışacak bir şey değildir. Eğer böyle bir şey söylenirse bu masum imamlara bir iftiradır ve büyük bir günahtır. Ama eğer İmam Hasan’a (AS) herhangi bir ön uyarıda bulunmaksızın söylemişse o zaman da Hz. Ali gibi masum bir imamın ve dirayetli bir halifenin böylesi bir şey yapması mümkün değildir. Yani Hz. Ali’nin (AS) daha önce kendisiyle konuşmaksızın ve bir uyarıda bulunmaksızın imamet ve hilafet giysisini giyecek olan büyük oğlunu halkın arasında küçük düşürmesi onurunu kırması imkansızdır. Bu bakımdan İmam Ali’nin (AS) bu sözlerinin İmam Hasan’a itiraz etmek, onun davranışını kınamak için olması mümkün değildir. Eğer farzı muhal böylesi bir şey olmuşsa bile bu, insanları İmam Hasan’dan uzak tutmak ve ona zahmet vermelerini önlemek için olmuştur.
Ehli Sünnet kaynakları