11- Nudbe Duasına Dair Bir İnceleme

04 December 2025 30 dk okuma 8 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 4 / 8

Tarih felsefesinden maksat, tüm insanlık tarihinin tahlilidir. Yani bu bilimde başından sonuna kadar tarihteki akış ve hareket, tarihin tekamül şekli, onun değişim ve tekamülüne hakim olan etkenler incelenir. Dolayısıyla bir taraftan tarihi gelişmeleri tahlil etmek ve onların tekamül hareketleriyle ilgili görüş bildirmek, diğer taraftan insanın dünyaya bakışına bağlı olması, tahlilin niteliğini insanın varlığına bağlı kılıyor. Yaratılışı ve onun teamülünü Hak Teala’nın rububiyet ve yaratıcılığı temelinde bina eden Müslüman ve muvahhit bilginler, yaratılış düzenini maddenin istiklal ve istiğnası temelinde gören maddeci teorilerle uzlaşamaz. Zira maddeci teorisyenler, yaratılıştaki nihai kemali, mutlak duyular temelinde ve maddi duyuları ve zevkleri esas kabul ederek tarif ederler. Bu bakış açısı, tarihin tekamül aşamasını insani içgüdülerin tamamen tatmin edildiği bir aşama olarak görür. Bu ise tevhidi bakış açısına sahip Müslümanların inançlarıyla ciddi bir şekilde tezat oluşturur. Allah’ın mutlak yaratıcılığı esasına dayalı olan İslami bakış açısı yaratılışın tekamülünü ilahi rububiyete geri döndürür ve şöyle der: Bu tek olan rabbimiz, daimi rububiyeti ile tüm mahlukları tekamül seyrine yerleştirmiştir. Bu şekilde tarihin tekamülü de toplum, ilahi rububiyet ve velayeti kabul ettikçe gerçekleşecektir. Bu önemli hedefe ulaşmak yalnızca insanların iradesiyle mümkün olacaktır. Yani insanlar, kendi tercihleriyle ilahi velayeti kabul ettiği zaman kendini tarihin tekamülüne ortak kılabilir. Ve toplumun, toplumsal bir tapınmaya yaklaşmasının sırrını çözebilir. Sonuçta velayet cereyanı ve insan alemindeki ilahi gözeticilik daha fazla zuhur eder ki bu da tarihin nihai kemalidir.

Bu arada Allah’ın özel velileri, ilahi velayetin insan üzerindeki uygulayıcısı rolünü oynamaktadır. Yani Allah Teala, insanlar üzerindeki velayetini onlarla doğrudan irtibat kurmak şeklinde uyguluyor değildir. Tam tersine, Allah velayetini seçtiği velileri aracılığıyla insan toplumuna uygular. Allah’ın bu özel velileri, ilahi velayeti tamamıyla kabul ettikleri için sınavdan alnı ak ve başı dik bir şekilde çıkmış ve iradesi, ilahi velayetin varlık alemindeki mecrası olmuştur. Bu yüzden Şia’nın melekûtî maarifine göre insan toplumunun kemali ve tarihin arzulanan kemal yönündeki hareketi, Allah’ın velilerinin mecrasından geçmektedir. Onların iradesinin zuhuruna uygun bir şekilde de insanlık aleminde olacaktır. Çünkü onlar Hak Teala’nın yeryüzündeki halifeleridir ve insanlar da onların velayetine itaat etmekle görevlidir.

من أطاعکم فقد أطاع الله ومن عصاکم فقد عصی الله.

Kim size itaat ederse Allah’a itaat etmiş olur, kim size isyan ederse Allah’a isyan etmiş olur.

Kuşkusuz kim bu yolda Allah’ın velilerinin velayetini kabul etmezse, şeytanın velayetine girmiş olur.

Allah, iman edenlerin velisidir. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Kâfirlerin velileri ise tâğûttur. (O da) onları aydınlıktan karanlıklara çıkarır. Onlar cehennemliklerdir. Orada ebedî kalırlar.

Dolayısıyla insanların tevhidi bir toplumla bağının ve onun kemal yönündeki hareketinin temel ekseni ilahi velayeti sevmek ve kabul etmek ve Allah’ın velilerini tam olarak veli edinmektir.

Aynı şekilde kişilerle şeytani toplum arasındaki bağın ekseni de şeytanı sevip onu veli edinmek ve tamamen maddi arzularının peşi sıra hareket etmektir.

Öyle gözüküyor ki tarih felsefesine yönelik bu bakış açısı, insanlık alemindeki Allah’ın velilerinin (as) velayet macerasıdır. Alemin tüm seyri ve toplumun Allah’a doğru hareketi ve hatta bu seyrin niteliği adeta Nudbe Duasının nurani içeriğinde gözükmektedir.

Bölümlerin Şerhi

Birinci Bölüm Hamd Ve Salavat

الحمد لله رب العالمین وصلّی الله علی سیّدنا محمد نبیّه وآله وسلم تسلیماً.

Nudbe Duasındaki bu bölüm tüm kısalığına rağmen, varlık aleminde ve insanlık toplumunda gerçekleşmesi gereken tüm maceranın özetini ifade etmektedir.

Elhamdulillahi rabbil alemin ifadesi, Allah Teala’nın tüm varlıklar üzerindeki rububiyet macerasına işaret etmektedir; bunun neticesinde de ilahi velayeti takip edecektir.

وصلّی الله علی سیدنا محمد نبیه وآله وسلم تسلیماً İfadesi o rububiyet ve velayetin eksenine ve mecrasına işaret etmektedir. Bu, Allah katından tüm aleme hakimdir. Zira tüm varlıklar üzerindeki ilahi rububiyet, bu rububiyetin cereyan ettiği güzergah İslam’ın yüce Peygamberi ve onun değerli Ehlibeytinden geçmektedir.

Genel olarak bu kısa bölümü, bu duanın bütünlüğünden ve bu duanın geri kalan bölümlerinde yer alan konulardan bağımsızlık ilanı olarak görmek mümkündür.

İkinci Bölüm: Kazaya Sena

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar