11- Nudbe Duasına Dair Bir İnceleme

04 December 2025 30 dk okuma 8 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 5 / 8

الّلهم لک الحمد علی ما جری به قضاؤک فی اولیائک الذین... Diye başlayan kinci bölümde, evliyalarına cari olan ilahi kazadan dolayı Allah’a hamd ediyoruz. Bu bölümün devamında bu kazanın evliyaya nasıl cari olduğu ile ilgili olarak özetle şu açıklama yapılıyor: Allah Tebarek ve Teala, dünyanın muhtelif dereceleri ve merhalelerindeki zühde dair velilerinden söz aldı; onlar da Allah’a verdikleri söze bağlı kaldılar. O sözü koruma yolunda karşılaştıkları tüm bela ve zorluklara tahammül ettiler: بعد أن شرطتَ علیهم الزهد فی درجات هذه الدنیا الدنیه... فشرطوا لک ذلک، Allah Teala da söze bağlı kalma ve onu koruma yönündeki çabayı kendisinin en seçkin ebedi nimeti olarak onlara ayırdı ve onların çabalarını kabul etti, onları kendisine yaklaştırdı. Adlarını yüce yaptı, açık övgülerini onlar için yaptı. Bu büyük nimetler o derece devam etti ki Allah meleklerini değerli velilerine gönderdi. Onlara vahiy indirerek onlara ikramda bulundu bu kabulün ve yakınlaşmanın neticesi olarak Allah kendi ilmini saçarak bu özel velilerine yardım etti. Yani onlar öyle bir mertebeye ulaştılar ki tüm alemler için hidayet menşei oldular.

فقبلَتهم وقّربتهم وقدّمت لهم الذکر العلی والثناء الجلیّ وأهبطت علیهم ملائکتک....

Dolayısıyla özet olarak bu bölümde birkaç temel noktanın gizli olduğu ve onların da şunlar olduğu söylenebilir:

Allah’ın velileri bu dünyada muhtelif derecelerle ilgili olarak Allah’a verdikleri zühd sözünden dolayı tüm ağır sınavlara ve belalara da galip geldiler ve Allah katından iki mükafatla ödüllendirildiler. Birincisi Allah’a yakınlaşmış olmaktır. Diğeri ise diğer yaratılmışların hidayetine vesile olmalarıdır. Bu, Allah’ın velilerinin ilahi kazayla olan övülesi nitelikteki macerasıdır. Çünkü ilahi rububiyetin tüm aleme eksen olması bu mecra ile gerçekleşiyor.

Elbette şunu da bilmek gerekir ki evliyaya yönelik ilahi kaza cereyanı sırasında Allah’a hamd merhalesine ulaşmak, Allah’ın velisinin ağır bela sınavını geride bırakmasını ve Allah’ın velisinin bu belalarla mücadelesini gerektirir. Bunun ise çeşitli mertebeleri vardır. Zira belaya uğradıktan sonra birinci aşamada Allah’ın velisinin belasına sabretmek sonraki aşamada da bu belaya teslim olmak gerekir. Sonra o beladan razı olur, son aşamada ise o belalardan dolayı Allah’a şükreder. Açıktır ki Allah’ın velisinin uğradığı belayı çekmeyen ve Allah’ın velilerinin hiçbir belasını idrak edemeyen bir insan, böylesi bir belaya şükür ve hamd merhalesine ulaşamaz. Zira ilahi kazaya hamdı idrak edebilmek, insanın Allah’ın velilerinin çektiği zorluk ve sıkıntıları görmesi ve onun semerelerini idrak etmesi şartına bağlıdır. Ayrıca bu macerada Allah’ın kendi velilerine yönelik güzel yaratışını da kavramalıdır. Ancak böylesi bir insan bu aşamaları geçtikten sonra Allah’ın velilerine yönelik kazası sırasında Allah’a hamd ve sena merhalesine ulaşabilir.

Üçüncü Bölüm: Başlangıçtan Tekamüle Kadar Tarih

Nudbe Duasının bu bölümü, duanın en uzun bölümünü oluşturur; tarihin tekamül merhalelerini ayrıntılı bir şekilde işler. Bu yüzden bu bölümü birkaç kısma ayırmak mümkündür.

Birinci kısım:

فبعض اسکنته جنتک الی أن أخرجتَه منها... فنتبع آیاتک من قبل أن نذّل ونخزی.

Birinci bölümde peygamberlerin biseti olayına kısa bir değini vardır. Hz. Adem’in zikredilmesinden ve onun cennetten çıkarılmasından sonra ulu’l- azm peygemberlerden ve risaletleri boyunca karşılaştıkları önemli olaylardan söz ediliyor. Onlara yönelik ilahi kazaların belli başlılarına değiniliyor. Eğer duanın bu bölümüne tarih felsefesi açısından bakacak olursak, bu bölümün ulu’l- azm peygamberlerin biseti demek olan tarih tekamülünün ana halkasını oluşturduğunu söylememiz gerekir. Çünkü eğer biz insanlık toplumunun kemalini Allah Teala’ya yakınlaşma aşaması olarak görüyorsak -nitekim onda ilahi velayet ortaya çıkmıştır ve toplum tüm yönleriyle ilahi irade ekseninde dönmektedir- tarihin en önemli kemal aşamasını şeriat sahibi peygamberlerin gönderilmesi (biseti) olarak değerlendirmemiz doğaldır. Zira Allah ile insanlık toplumu arasındaki bağlantı olan şeriat sahibi ulu’l azm peygamberlerin gönderilmesiyle ilahi şeriat yeryüzünde daha fazla kemale sahip oldu. Sonuçta Allah’a kulluk zemini, insanlar için çok daha fazla hazırlanmış oldu bu da insanlık toplumunun hidayette yeni bir aşamasını beraberinde getirdi. Duanın bu bölümünün sonunda bu peygamberlerin biseti vesilesiyle ilahi hüccetin tüm tarih için tamamlanmış olduğu, ilahi rububiyet ve velayetin sınırlarının tarihte netleştiğini hatırlatıyor. Bu ise insanın tercihi ve iradesiyle çelişmiyor. Aksine, ilahi elçiler geldikten sonra da (ki onların gelişi Allah’ın velayetini topluma cari kılmıştır) yine batılı izleyen ve tağutun velayetini kabul eden insanlar olmuştur. Zira bundan önce tarihte hak ekseninin korunması, bu peygamberlerin çabalarıyla olmuştur.

İkinci kısım:

الی أن انتهیتَ بالأمر الی حبیبک ونجیبک محمد (صلی الله علیه وآله وسلم)....

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar