İkincisi: İbn Meymun ve Delaletu'l-Hairin. İbn Meymun, İbn Rüşd gibi Müslüman filozofların yanında Aristo felsefesini öğrenmiş Endülüslü Yahudi filozoftur. 1135 yılında dünyaya geldi ve 1204 yılında dünyadan ayrıldı. Delaletu'l-Hairin kitabını 1186-1190 yılları arasında yazdı. Bu kitap, Eş'arilerin görüşlerine ilişkin topluca ve faydalı bilgiler aktarmaktadır. İbn Meymun, bütün kelamcılar arasında müşterek oniki meseleyi açıklamıştır. Bunların arasında ferdin cevherleri meselesi, arazlar ve baki olmadıkları nazariyesi, Allah'ın fiillerinin kasıt şartına bağlı olmadığı, doğal sebeplerin reddedilmesi, hadiseler arasında bitişiklik tasavvuru, âdetullah nazariyesi vs. vardır. Gerçi İbn Meymun da üstadı İbn Rüşd gibi bu görüşlere muhaliftir ve Aristo felsefesini savunup Yahudi inançlarına uygulama çabasındadır.
Bu kitap önce Yahudi Harizi tarafından İbranice'ye, sonra da 1220'de İbranice'den Latince'ye tercüme edildi. İslami okasyonalizm bu kitap aracılığıyla batıya intikal etti. Birçok Hıristiyan kelamcı, bu cümleden olarak Thomas Aquinas, hassaten Eş'arilerin görüşlerini incelerken ondan istifade etti. Bu kitabın Latince tercümesi 1520 yılında Paris'te basıldı. Yani onaltıncı yüzyılda bu kitabın birinci baskısı, hem de Paris'te yapılınca Malebranche gibi onyedinci yüzyılın büyüklerinin kolayca eline geçti. Bu kitabın hayli erken bir zamanda, yani İbn Meymun'un ölümünden sadece sekiz sene sonra Latince'ye tercüme edilmesi ve pek çok kitaptan önce Avrupa'da basılması onun önemini göstermektedir.
Dr. Muhsin Cihangiri, Spinoza'nın Ahlak kitabının tercümesinin mukaddimesinde, Spinoza'nın Yahudi felsefe kitaplarını, özellikle de İbn Meymun'un Delaletu'l-Hairin'ini inceleyerek Müslümanların fikirlerine aşina olduğuna inanır. Malebranche da takriben kendi zamanında Paris'te basılmış olan bu kitaptan yeterince haberdardı. Nitekim bazı yerlerde İbn Meymun'a ve kitabına değinmektedir. Mesela Hakikati Arayış kitabında ikincil sebeplerin etkili olduğu veya olmadığı babında İbn Meymun'un Delaletu'l-Hairin kitabından bazı cümleleri kaynak belirterek aktarmış ve eleştirmiştir. Öyleyse Eş'arilerin nedensellik konusundaki görüşlerinden bu kitap aracılığıyla kesinlikle haberdar olmuş demektir.
Üçüncüsü: İbn Rüşd ve kitabı Tehafütü't-Tehafüt. İbn Rüşd'ün eserleri onüçüncü yüzyıldan başlayarak Latince'ye tercüme edilmiştir. Eş'arilerin nedenselliğin inkarına ilişkin görüşü, özellikle İbn Rüşd'ün, Aristo'nun birkaç eserine doğrudan Arapça aslı üzerinde yazdığı uzun şerhte batıya ulaşmıştır. Tehafütü't-Tehafüt kitabında da, Gazali'nin filozofları reddederken bahsettiği yirmi meseleyi tam metniyle, madde madde nakletmiş ve daha sonra onları tenkide koyulmuştur. Hususen Gazali'nin onyedinci meselede nedenselliği reddettiği nazariyesi, bitişiklik tasavvuru ve âdetullah görüşünü uzunca ve detaylı olarak ele alıp eleştirmiştir. Bu kitap 1328 yılında Calonymos b. Calonymos tarafından İbranice'den Latince'ye tercüme edilmiş ve 1527 senesinde “Calonymos b. Davud vasıtasıyla” başlığı altında Aristo külliyatının dokuzuncu cildinde basılmıştır. Yani bu eser, Delaletu'l-Hairin kitabından yedi yıl sonra Avrupa'da basılmış ve ilim ehlinin kullanımına sunulmuştur. İbn Rüşd'ün kitaplarının ortaçağda akademilerin temel kitaplarından biri olduğuna kimsenin itirazı yoktur. Nitekim Malebranche'ın İbn Rüşd'ün ve eserlerinin tüm Avrupa üzerindeki etkisini itiraf ettiğini görüyoruz. Bizzat kendisi de İbn Rüşd'ün bütün eserlerini elde etmiş ve Hakikati Arayış kitabının birçok yerinde onlara değinmiştir. Fakat hepsinden önemlisi, Tehafütü't-Tehafüt kitabıdır. Gazali'nin Tehafütü'l-Felasife kitabının tamamına yer vermesine ilaveten, Eş'arilerin diğer inançlarının çoğuna yeri geldikçe özetle veya tafsilatlı olarak değinmiştir. Malebranche birkaç yerde bu kitaptan görüş nakletmiş ve onu referans göstermiştir. İkincil sebepleri reddeden veya ispatlayan muhtelif görüşleri açıkladığı yerde şöyle yazar: “İkincil sebepleri reddetmeye ilişkin mesele yazmış belli kelamcıların görüşüne itiraz edenler, Aristo gibi, duyumuzun ikincil sebeplerin tesirine tanık olduğuna inanmaktadır. Bu, onların ilk ve en temel kanıtıdır. Derler ki, ateşin yaktığı ortadadır, güneş ışık saçar, su serinletir. İnsanın bunlardan kuşku duyması için ahmak olması gerekir. Büyük(!) İbn Rüşd der ki, bu görüş sahipleri aklını kaybetmiştir.”