Onsekizinci yüzyılda Hume, bu meseleyi tamamen vakıf oldu, Tanrının varlığı hakkında kuşku icat etmek ve Tanrının varlığını ispatlayan kanıtları çürütmek için okasyonalizm ve bitişme tasavvurundan yararlandı. Bir kesim, Hume'un, kendi bitişiklik düşüncesinde, Gazali'den etkilenmiş Nicholas Autrecourt'un tesiri altında olduğuna ihtimal vermiştir. Yahut Gazali'nin Tehafüt'ünü ve İbn Rüşd'ün ona yazdığı reddiyeyi tanıyordu. Fakat hâlihazırda elde bu konuda ikna edici bir delil yoktur. Ama kesin olarak denebilir ki Hume, inkarcı okasyonalizminde tamamen Malebranche'ın ilahi okasyonalizminden etkilenmiştir. Nitekim kendisi de defalarca Malebranche'a ve onun okasyonalizm teorisine işaret etmiştir. Felsefe tarihinin çoğu kitabı da bu etkiyi teyit etmektedir.
Hume, duyuların, sebep adı verilen şey ile sonuç olarak isimlendirilen şey arasındaki bitişikliği algılayamayacağına ve nedenselliğin hiçbir şekilde hissedilemeyeceğine ilişkin Malebranche'ın ilkesini, bilgiyi sadece duyusal bilgi kabul eden kendi ampirik temeliyle karıştırdı ve varsayımına dayanarak tabiat evreninden sistem, kudret ve bitişikliği kaldırdı. (Malebranche ve Eş'arilerin savunduğu varlık düzeninin tahribi, işte bu vesileyle Tanrıya yer açmış oldu!) Malebranche gibi meseleyi Tanrının mutlak kudretine delil saymak yerine onu ilahiyat kanıtlarını tahripte kullandı. Gilson'ın ifadesiyle, Malebranche'ın dersi aynen yerinde duruyordu ve Hume'un düşüncesini etkiledi. Hume'un, doğal nedensellik sorununu Malebranche'ın bıraktığı yerden alıp takip edeceği hiç beklenmiyordu... Hiç kuşku yok Malebranche'ın okasyonalizm ekolü, onun teorisinin oluşmasını etkiledi... Malebranche, hiçbir filozofun sebeplerde gizli kuvvet ve güç adındaki şeyi tavsif edemeyeceğini gayet net ispatladı. Hume şöyle der: “Bundan dolayı Malebranche'ın sözü şudur ki, tabiatın nihai gücünün etkisi bizim için tamamen meçhuldür ve maddenin bilinen vasıflarından hiçbirinde aranamaz. Çünkü boşuna çabadır.” Burada İbn Rüşd'ün, tabiat düzeninden nedenselliği reddetmenin, Tanrının reddedilmesine yol açacağı öngörüsü, yedi yüzyıl sonra Hume tarafından doğru çıkartılmış olmaktadır.
8. Malebranche'ın Eş'arilerden Etkilenme veya Alıntı Yapma İhtimali
Gördüğümüz gibi, Malebranche'ın okasyonalizmi ile Eş'arilerin teorisi arasında Allah Teâla'nın varlık âlemindeki fail oluş biçimi konusunda birçok benzerlik vardır. Her iki görüş de “لا مؤثر و لا فاعل فی الوجود الا الله” fikrinin tebliğcisidir. Bu yeni bir söz değildir. Her iki görüşe de vakıf olan herkes, doğu ve batı, Hıristiyan veya Müslüman olmalarını bir yana bırakıp aradaki benzerliği farketmiştir. Fransız Gilson, İskenderiye ve Beyrut üniversiteleri felsefe hocası Dr. Muhammed Ali Buriyan, Mısır'dan Dr. Süleyman Dünya, Pakistan Felsefe Koleji hocası K. M. Abdülhay, Mısır'dan Ebu'l-Ala Afifi, Beyrut'tan Macit Fahri ve başka pek çok isim bu noktayı açıklamış, Malebranche'ın “okasyonalizm”i ile Eş'arilerin “bitişiklik tasavvuru”nu aynı şey kabul etmiştir. Üstat Cafer Subhani Mısırlı Abdulkerim Hatib'ten, o da Faslı Abdulaziz Abdullah'tan aktararak bu iki teorinin benzerliğine değinmiştir. Bazı mütercimler de Malebranche'ın okasyonalizmini, Eş'arilerin meşhur teorisi olan “kesb nazariyesi” ile tercüme etmiştir. Mesela Davudi, Ruh-i Felsefe-i Kurun-i Vüsta tercümesinde, Emir Celaleddin A'lam, Filosofan-i İngilis tercümesinde.