5-“Müminler birbirini sevmede, birbirine karşı sevgi ve merhamet göstermede tek bir beden gibidir. O bedenin bir organı acı çektiği zaman, bedenin diğer organları da uykusuzluk ve yüksek ateş çekerler.”
“Sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız. Yaptığınız zaman birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi? Aranızda selamı yayın.”
Bu ve bunlar gibi onlarca hadislere bakıldığında, peygamber efendimiz (s.a.v) bir yandan o günkü şartlar üzerine vahdet toplumunu inşa ederken, diğer taraftan da gelecek nesilleri buna teşvik etmek için hem ahiret boyutuna işaret etmiş ve hem de vahdet toplumunu oluşturmanın kriterlerine değinmiştir. Dolayısıyla vahdet konusu, sünnetin en başta gelen önceliklerinden biridir.
Vahdet konusu, doğal olarak ihtilafların kaynağı bahsiyle de ilgilidir. Gönül isterdi ki ümmet içerisinde hiç ihtilaf olmasaydı da her zaman vahdet ve kardeşlikle ilgili konuşulsaydı. Fakat yaşamın tabii bir gereği olarak vahdet, daima ihtilafla beraber anılmıştır. Hatta Kur’an, önce ihtilafı, sonra da vahdeti ele almıştır. Vahdet bölümünde dahi ihtilafa değinmiştir. Buradan hareketle vahdetin daha iyi anlaşılması için kısaca ihtilaftan bahsetmemiz daha isabetli olur;
İhtilaf iki çeşittir;
1-Övülmüş veya en azından reddedilmemiş ihtilaf.
2-Yerilmiş ve reddedilmiş ihtilaf.
Şayet ihtilaf yalnızca tefekkür, düşünce, içtihat ve fıkıhta olur ve siyaset, heva, heves, isyan, tekebbür vb. diğer amiller onda etkili olmazsa, bu tür ihtilafları İslam kabul ediyordur. Nitekim Sünni-Şii tüm mezheplerde şöyle meşhur bir söz vardır; ”İçtihat edip gerçeği bulan bir müçtehide iki sevap, gerçeğe ulaşamayana ise (zahmetinden dolayı) bir sevap vardır.” Dolayısıyla her ikisi de sevap almıştır”.
Eğer ihtilaf, siyasi ve içtimai hususlarda yıkıcılığa vesile oluyor, sevgiyi yok edip yerine düşmanlık, kin, nefret, zulüm, cinayet, tekebbür, başkasının hakkına tecavüz ve hizipçilik gibi amillere vesile oluyorsa, bu ihtilaf İslam’da yerilmiş ve reddedilmiş ihtilaftır.
Kur’an-ı Kerim birçok ayette ihtilafın kaynağına dikkatlerimizi çekmiştir. Bu ayetleri beş grupta toplayabiliriz:
1.İhtilafın kaynağının “takvasızlık” olduğunu belirten ayetler: Örneğin Yüce Allah Mü’minun Suresinde önce peygamberine ”Pak ve temiz şeylerden yiyin ve salih amel işleyin” diye buyurduktan sonra “Sizin ümmetiniz tek bir ümmettir ve ben sizin rabbinizim” diye buyuruyor. Sonra da ”Takvalı olunuz ve Allah’tan korkunuz” diye ekliyor. Yani sizler ümmetin vahdeti hakkında muvaffak olmak istiyorsanız şayet, şartı takvalı olmaktır!
2.İhtilafın kaynağının “iyiliği emredip kötülükten sakındıran bir grubun olmayışından kaynaklandığına işaret eden ayetler. Örneğin şu ayet:
“İçinizde öyle kişiler bulunmalı ki, onlar sizi hayra çağırsın, size iyiliği emretsin, sizi kötülükten vazgeçirmeye çalışsın ve onlardır kurtulanlar, muratlarına erenler.”
3.İhtilafın kaynağının “çatışma, sabırsızlık, dinde gevşeklik ve dünyaya tapma“ olduğuna işaret eden ayetler. Örneğin o ayetlerden birinde şöyle buyuruluyor;
“Allah’a ve peygamberine itaat edin, birbirinizle çekişmeyin, sonra gevşersiniz ve kuvvetiniz kalmaz ve sabredin, şüphesiz ki Allah, sabredenlerle beraberdir.”
Allah’a ve resulüne olan itaat, Allah’ın ipine sımsıkı sarılmak ve takvadan ibarettir. Takva, vahdetin ve hayrın kaynağıdır. Niza, kavga etmek ve çekişmektir. İhtilaf, kavgaya ve çekişmeye varmamalıdır. Şayet çekişip ve ihtilafımızı kavgaya dönüştürürsek, işte o zaman toplumumuz hastalıklı ve gevşek bir toplum haline gelir ve kolayca zelil edilebilir. Sonra da şöyle buyuruyor; “Eğer bu nizaın ve gevşekliğin önünü almak istiyorsanız sabretmelisiniz.” Sabrın takvayla önemli bir ilişkisi vardır, çünkü takva sabırsız olmuyor. Şeytan insana musallat olduğu zaman, insan sabretmeli ve kendini kontrol etmelidir.
4.İhtilafın kaynağının “hakkı bildikten ve öğrendikten sonra, ihtilafa düşenler” olduğuna işaret eden ayetler. Kur’an-ı Kerim bu tür ihtilafı yasaklıyor ve hatta küfür derecesinde biliyor. Örneğin şöyle buyuruyor ;
“Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra da yine bölük bölük olanlara, yine ayrılığa düşenlere bakmayın. Öyle kişilerdir onlar ki, onlaradır pek büyük azap.”
Başka bir surede de şöyle buyuruyor:
“Dine yapışın ve bu hususta hiç ayrılığa düşmeyin.”
Yine başka bir ayette de şöyle buyuruyor:
“Onlar, aralarındaki hırs ve haset yüzünden kendilerine bu hususta bilgi geldikten sonra ayrılığa düştüler.”
İşte tefrika buralarda da ortaya çıkıyor. Konu sadece bir ilmi meseledeki ihtilaf değildir. İşin içinde birbirine musallat olmak ve galip gelme çabası vardır. Bu da genelde ilimden sonra ortaya çıkar. Bu türleri, sırf ilim talep etmek ve hakka ulaşmak peşinde değiller. Hakka ulaşmışlar ama makam gibi kötü amaçlar yüzünden yoldan sapmış ve ihtilafa düşmüşlerdir.
5.İhtilafın kaynağının “grup ve hizipler” olduğunu bildiren ayetler;
Evet, Kur’an-ı Kerim bizlere hizip ve grupların ihtilaflarından da söz ediyor. Örneğin şöyle buyuruyor;