Nehcü’l-Belâğa’da Kur’ân

04 December 2025 56 dk okuma 13 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 6 / 13

Yani ilâhî melekler yorulmak bilmez bir şekilde tesbih halindedirler; onları uyku tutmaz; dalgınlık, tembellik ve unutkanlık onlara ârız olmaz. Meleklerden bir grup, Allah’ın emîn-i vahyidir. Peygamberlere, Allah’ın ilâhî dili olurlar. Allah melekleri vahyinin emanetçileri ve taşıyıcıları kıldı, onlar vasıtasıyla Peygamberlere vahyini ulaştırdı. Meleklerini şek ve şüphenin girdabından muhafaza etti ve onlarda hiçbir vesveseye yol vermedi.

Netice itibariyle; fâ’ilî nizâmın başlangıç mahalli Allah’ın vahyidir ve bunu açığa çıkarma şekli de özel bir ilmî tecellidir. Vahyin taşıyıcıları, özel olarak bu vazifeyle emrolunmuş meleklerdir. Dolayısıyla Kur’ân’ın fâ’ilî ekseninde hiçbir batıllık, muhalefet ve vehme yol yoktur. Bu bölümün tüm konuları Kur’ân âyetlerinden ayrıca istihraç edilebilir. Ama şimdiki bahsin asıl çerçevesi gereği, bu meseleler hakkında yalnızca Nehcü’l-Belâğa’daki delillerden istifade edilmiş, Kur’ân’a istinat edilmekten ise kaçınılmıştır.

2. Nehcü’l-Belâğa’da Kur’ân’ın İçsel Nizâmının İncelenmesi

Kur’ân’ın dâhilî nizâmıyla kast edilen, Nehcü’l-Belâğa’da Kur’ân’ın muhtevâsının açıklanması demek değildir. Zira bu makalenin mukaddimesinde geçtiği üzere, Nehcü’l-Belâğa baştan sona Kur’ânî mazmunlara sahip olup bunlara müstenettir. Bilakis burada Kur’ân’ın içsel nizâmıyla hedeflenen, Hz. Ali (a.s)’ın kılavuzluğunda Kur’ân’ın tefsirinin keyfiyeti ve sahih tefsir metotlarının beyânıdır. Nehcü’l-Belâğa’da tefsir metotlarının ve Kur’ân’ın açıklanmasında meşru yöntemin ne olduğu bağlamında ele alınan püf noktaları şunlardan ibarettir: 

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar